|
Suriyeli Kiracılarım! (8) (Mehmet 53 Y., İstanbul)
Akşama
doğru büyük oğlum aradı ve beni akşam yemeğine davet
etti. Önce olmaz, gelemem desem de ısrarları sonucu kabul ettim.
Güzel bir tatlı yaptırıp gittim. Evi benimkine yakın
sayılırdı. Kapıyı gelinim Rümeysa açtı. Rümeysa
29 yaşındaki oğlumdan 2 yaş büyüktü, 31
yaşındaydı. Şeyma'nın gençliğinin,
körpeliğinin aksine olgun bir kadındı. Ancak en az onun kadar
güzel sayılırdı. Onunki gibi bembeyaz bir yüzü, uzun kirpikleri
vardı. Oğlum gibi üniversite bitirmiş, akıllı ve
kültürlüydü, belediyede çalışıyordu. Zaten oğlumla da orada
tanışmışlardı. Biri 4 diğeri 2
yaşındaki torunlarımı şimdiden katı bir
disiplinle yetiştirmeye çalışıyordu.
Üzerinde beyaz bir gömlekle koyu renk etek vardı. Ayak bileklerine kadar
inen eteği oldukça dardı ve götü altında çıkıntı
yapmıştı. Beyaz, önü fırfırlı gömlek de dar
geliyordu ve memeleri bariz şekilde belli oluyordu. Yüzünde pek de az
sayılamayacak kadar makyaj vardı üstelik. Başını
parlak kırmızı bir türbanla bağlamıştı.
İşten yeni gelmişti anlaşılan. "Kusura bakma
kızım, zahmet verdim sana da..." dediğimde, "Olur mu baba,
aşk olsun, burası senin de evin!" dedi nazikçe.
Torunlarımla oynadım, güzel bir yemek yedim. Rümeysa her zamanki
nezaketini ve saygısını sürdürse de yine de bir şeyler
vardı hareketlerinde. Çoğunlukla gözlerini kaçırıyordu,
yüzüme bakmamaya çalışıyordu. Acaba karımın
dediği mi olmuştu? Şeyma onu arayıp bir şeyler mi
söylemişti?
Koyu renkli, götünü saran eteğinin altında külotunun izini
görebiliyordum. Bu durum sikimi sertleştirse de canımı da
sıkıyordu. Rümeysa sonuçta gelinimdi ve benim görebildiğim
şeyi başka erkekler de görebilirdi. Rümeysa mutfaktayken oğluma,
"Oğlum bu karın hep böyle mi giyiniyor?" diye sorduğumda
şaşırmış gibi baktı. "Niye baba, ne oldu ki?"
dediğinde, "Biraz dar değil mi üstündekiler?" dedim. "Yok be baba,
amma yaptın. Sen de aynı annem gibisin. Rümeysa gene iyi, sen bir de
bizim belediyeye gelsen!" dedi elini sallayarak.
Oğluma içimden bir küfür savurdum. Bu konularda eskiden beri oldukça
hassastım. Karım her zaman başını bağlamadan
sokağa çıkmayan, kapalı ve bol giysiler, pardesüler giyen bir
kadın olduğu halde, bir düğünde giydiği etek hafifçe götünü
belli ediyor diye düğünden sonra onu evire çevire dövmüştüm.
Aynısı kızımın başına da birkaç kez
gelmiş, dayaklarımdan nasibini almıştı. Şimdi
bile evli olduğu halde benden korkuyor ve giyimine çok dikkat ediyordu.
Karım Rümeysa ile hiç anlaşamazdı. Şeyma gibi onun her
sözüne uyacak, her dediğini yapacak biri değildi Rümeysa. En
başta onun kadar genç değildi ve karımla laf dalaşına
girdiği zamanlar bile oluyordu. Karım ilkokul mezunu bile
değilken, doğru düzgün okuyup yazamazken, Rümeysa üniversite
bitirmişti ve karım gibi birinin boyunduruğu altında
yaşamak ona göre değildi. Ancak bütün bu zıtlıklara
rağmen yine de karımla ortak bir noktada
buluşmuşlardı. Oğlumun onun bakireliğini bozduğu
gece ben de karımın götünün bakireliğini bozmuştum.
Oğlumun ve Rümeysa'nın bütün ısrarlarına rağmen gece
orada kalmayıp eve geçtim. Her şeye rağmen aklımda Gülsüm
vardı çünkü. Onu yeniden sikmek için büyük bir istek ve heyecan
duyuyordum. Yukarı çıkmadan önce kapılarına vurdum epeyce.
Gülsüm'ün oğlu açtı kapıyı. "Kim var evde?" diye sordum,
ama çocuk öylece bakıyordu bana. O sırada Münire Hanım göründü.
Münire Hanım çocuğu içeri gönderdi, "Ben de geldim sana, ama yoktun
beyim..." dediğinde, "İyi, hadi gel o zaman!" dedim. Münire
Hanım bir şey demeden siyah renkli tek parça elbisesinin küçük
cebinden para çıkarıp uzattı. Alıp saydım, 200
liraydı. "Bu ne?" diye sordum. "Beyim, elektrik parasını
yatırdım ama daha açmadılar. Birazıyla da öteberi
aldım eve. Sen bununla idare etsen. Selman iş bulmuş,
çalışmaya gitti. Parça parça gönderecek..." deyince, "Nereye gitti?"
dedim.
"İzmir'e gitti beyim. Orada bir inşaat mı ne varmış,
orada çalışacakmış. Bize öyle söyledi..." dediğinde
sinirimden açtım ağzımı yumdum gözümü. Epey bir küfür
savurdum. "Pezevenk herif sizi burada bırakıp gitti mi? Nerde benim
param? Ya kaçıp giderse ne olacak?" dedim. "Nereye kaçacak beyim, karısı
çoluğu çocuğu burda, nereye gidecek?" dedi Münire Hanım
yoğun doğulu şivesiyle. "Ben onu bunu anlamam. Bu verdiğin
ne böyle, çekirdek parası mı, nerde gerisi?" dedim.
"Beyim anlamadın mı, azcık para vardı zaten. Onunla da
elektrik ödedim, eve erzak aldım. Bununla idare et!" dediğinde
boğazından tuttum ve dişlerimi sıkarak, "Bana bak
yaşlı orospu, paramın tamamını verene kadar bana
karılık edeceksiniz. Yoksa hiç beklemem atarım sizi sokağa!"
dedim. Münire Hanım beni geriye itmeye çalışıp elimi
tutunca bıraktım boğazını. Birkaç kez öksürdükten
sonra, "Sen ne biçim adamsın, ne vicdansız adamsın!" dedi.
"Ya paramı verirsiniz, ya karılık edersiniz. Başka yolu yok
bunun. Ben şimdi çıkıyorum. Ya sen gelirsin, ya Gülsüm.
Eğer gelmezseniz aşağı iner tek tek hepinizi domaltır
sikerim!" dedim öfkeyle ve yukarı çıktım.
Bir süre bekledim ama gelen olmadı. Kendi kendime evin içinde küfürler
savurup durdum. Ancak saat 12'ye gelirken kapıma vurulduğunu duydum.
Çok hafif, fare tıkırtısını andıran sesler
geliyordu kapıdan. Kalkıp delikten baktım. Gülsüm
kapının önündeydi. Beklediğim an gelmişti. Heyecanla
açtım kapıyı. Ellerini önünde kenetlemiş,
başını önüne eğmiş vaziyetteydi yine. "Gel!" dedim
başımla işaret ederek. Gülsüm bir şey demeden içeri
geçerken kapattım kapıyı.
Salona geçmesini işaret ettim. Salona geçince de aynı halini korumaya
devam etti. Yüzüme hiç bakmıyor, başını sürekli yere
eğmiş halde duruyordu. Geçen günkü elbisesi vardı yine üzerinde.
Sehpanın üzerinde meyve tabağı vardı, gözünün oraya
iliştiğini gördüm. "Meyve yer misin?" diye sordum. Hiçbir tepki
vermeyince tabağı alıp gösterdim. Başını
salladı hayır anlamında. Meyve tabağını yerine
koyup, "İyi, sen bilirsin!" dedim.
Gülsüm'ün tedirgin ve korkak haline inat ben de çok heyecanlıydım.
Bir süre öylece durup baktım kendisine. Sonra da, "Hadi geç, içeriye geç!"
dedim yatak odasını işaret ederek. Gülsüm küçük adımlarla
yatak odasına ilerlerken televizyonu ve salonun
ışığını kapatıp peşinden gittim. Gülsüm
yatağın başında aynı halde duruyordu yine. "Hadi
soyun, çıkar şunu!" dedim ve işaret yaptım.
İşaret diliyle konuşur olmuştum kendisiyle gene. Gülsüm
hayır, olmaz gibilerden başını salladı sağa sola.
Sonra da elbisesinin eteklerinden tutup kaldırdı hafifçe. Geçen gece
onun dediğini yapmıştım, ama bu gece yapmaya hiç niyetim
yoktu. "Olmaz, soyun, çıkart üzerindekileri!" dedim yine işaretle
destekleyerek. Ancak Gülsüm yine başını sağa sola sallayınca
bileğinden tutup sıktım, "Bana bak, benim tepemi attırma,
çıkart şunları!" dedim sertçe.
Gülsüm'ün korkusunun tavan yaptığını görüyordum, ama bu
şekilde davranmaktan başka çarem yoktu. Geçen geceki gibi
kıyafetleri üzerindeyken sikmeye hiç niyetli değildim. Onu tamamen
çıplak görmek, vücuduna dokunmak, hissetmek istiyordum. Gülsüm
başını hafifçe kaldırıp baktı bana önce, sonra da
Arapça bir şeyler söyledi. Ne dediğini anlamıyordum elbet, "Bırak
şimdi konuşmayı, hadi soyun!" dedim.
Gülsüm bir şey demeden soyunmaya başladı az sonra. Tabii benim
de sikimdeki hareketlenme artıyor, kalbimin atışları
hızlanıyordu. Başını sıkıca
bağladığı türbanını açtı önce küçük toplu
iğneleri çıkartarak. Upuzun ve simsiyah saçları beline
döküldüğünde Gülsüm'ün görüntüsü çok değişmişti. Eliyle bir
işaret yaptı, sırtını gösteriyordu. "Ha, tamam!"
dedim, elbisesinin fermuarını açmamı istiyordu.
Sırtını döndü, uzun saçlarını tutup öne çekti,
ensesinden beline kadar inen uzun fermuarını yavaş yavaş
açtım. Altında beyaz bir atlet vardı. Gülsüm elbisenin
omuzlarından tutup aşağı sıyırdı ve az sonra
elbise ayaklarının dibine düştü. Altında geçen geceki
kırmızı siyah taytı vardı yine.
Arkasında duruyordum. Tayt kalçalarını ve götünü
sıkmıştı. Götünün dolgun yanakları taytın
altından fırlamış haldeydi. Taytın altında
dizlerine kadar gelen kalın siyah çoraplar vardı yine. Önüne geçerken
Gülsüm atletini tutup başının üzerinden çıkardı. Beyaz
bir sutyen giymişti. Vücudu da sutyeni gibi bembeyazdı. Koca memeleri
sutyene sığmıyor gibiydi. Rengi beyaz olsa da kirden hafif kreme
dönmüş sutyenin içinde şişmişti memeleri.
Taytın kalın lastiklerinin sıktığı yerlerde
göbeğinin yağlı, kalın etleri çıkıntı
yapmıştı. Bakışlarım arasında
taytını lastiklerinden tutup sıyırırken bembeyaz
kalçaları ve bacakları gün yüzüne çıkıyordu.
Ayağındaki kalın çoraplarla beraber taytı çıkardı
ayaklarından. Şimdi sadece beyaz sutyeni ve mavi külotu ile
kalmıştı. Geçen günkü beyaz pamuklu külotun yerinde şimdi
deniz mavisi parlak bir külot vardı üzerinde.
"Hadi, bekleme, bunları da çıkart!" dedim işaretle. Gülsüm
başını hafifçe kaldırıp baktı önce. Sonra da
ellerini sırtına atıp sutyenin kopçasını açtı.
Sutyen sırtından kurtulurken elleriyle memelerini kapatmaya
çalışıyordu. Ama benim bir şey dememe gerek kalmadan
ellerini çekti memelerinden.
Vücudu gibi bembeyazdı memeleri. Meme başları hafif
kahverengiyken, etli ve iri uçları ise koyu çikolata rengindeydi. 6 çocuk
doğurmanın sonucunda memeleri büyümüş, ama aynı zamanda
sarkmıştı. "Şunu da çıkart!" dedim külotunu
göstererek. Gülsüm külotun lastiklerinden tutup sıyırdı
aşağı, sonra da çıkardı tamamen. Şimdi
karşımda elleri iki yana sarkık, başı öne eğik
vaziyette duruyordu.
Bembeyaz vücuduna karşın amının üzerinde
alınmamış siyah kıllar vardı. Kılların
şekli bir üçgeni andırıyordu. Göbeğinin birkaç parmak
altında sanki çizgiyle çizilmiş gibi düz bir şekilde
başlayan kıllar alta yani amına doğru her iki yandan
daralıyordu. İri, sarkık memeleri, kalın ve etli beli ve
geniş kalçalarıyla tipik bir kadının vücut hatlarına
sahipti.
Ortasından ikiye ayırdığı siyah saçları beline
kadar dökülüyordu. "Dön şöyle, şöyle dön!" dedim işaretle.
Gülsüm dediğimi anladı, olduğu yerde iki kez döndü. Götünün
derin yarığı kayınvalidesininki gibi kıllarla örülü
değildi. Göt yanakları da tertemizdi. Geçen gece görmüştüm bu
manzarayı, ama o zaman çırılçıplak değildi.
"Yatağa geç!" dedim yatağı göstererek. Gülsüm bir şey
demeden yatağa uzandı. Sikim iyice sertleşip
şişmişti eşofmanımın altında.
Hızlıca çıkardım üzerimdekileri. Çırılçıplak
kaldığımda sikimin kafasının ıslandığını
gördüm. Yapışkan zevk sıvılarım akıp
ıslatmıştı sikimin kafasını. Gülsüm sırtüstü
uzanmış halde hareketsiz yatıyordu. Komodinin üzerindeki küçük
gece lambasını yakıp, odanın
ışığını söndürdüm. Uzandım yanına ve
ellerimi vücudunda gezdirmeye başladım.
İnanılmaz bir duygu yaşıyordum. Kaymak gibi pürüzsüz ve
kadife gibi yumuşaktı teni. Parmaklarımın dokunuşu Gülsüm'ü
ilk anda ürpertti, ama sonra tepki vermedi. Selman denen pezevenk çok ama çok
şanslıydı. Fakirdi, ama karısı o fakirliğini
unutturacak bir güzelliğe sahipti. Zengin parasıyla, fakir
karısıyla oynarmış sözünü haklı
çıkarmıştı Selman. Karısını 6 defa doğurtmuştu.
Onunla yıllar içinde oynayıp durmuştu.
Sağ elim kalçalarında gezinirken sol elimle memelerini kavradım.
Ardından etli meme uçlarını emmeye başladım. Gülsüm
hareketsiz halde yatmaya devam ediyordu yine, tepki vermiyordu hiç. Etli, iri
bir zeytin tanesini andırıyordu meme uçları. İçime
çekiyordum onları bir elektrik süpürgesi gibi. Meme başları da
meme uçlarıyla beraber geliyordu ağzıma. Her iki memesini
olabildiğince ağzıma sokmaya başladım.
Ağzımın içini Gülsüm'ün yumuşak ama dolgun memeleriyle dolduruyordum.
Sağ elimse kalçalarının pürüzsüz etine doyuyordu. Dizlerinden
kasıklarına kadar elimin altında hissediyordum
kalçalarını. Sonrasında kasıklarını ve
amını okşamaya başladım. Amının üzerindeki
üçgene benzeyen kısa siyah kıllarla bezeli tarlasında gezdirdim
parmaklarımı. Gülsüm'ün tepkisizliği devam ediyordu yine. Ama
umursamıyordum tepki vermemesine. Amının dudaklarını
tutup sıkmaya başladım. Etli am dudaklarını parmak
uçlarımın arasında ince bir hamuru sıkıyormuşum
gibi sıkıyordum. Derken orta parmağımı sokmaya
başladım içine. O ana kadar tepkisiz duran Gülsüm'den, "Immm..."
diyen bir inilti çıktı. Parmağımı amına daha çok
sokmaya başladığımda dudaklarını
ısırdığını fark ettim. Hoşuna gitmeye
başlamıştı onun da.
Orta parmağım dibine kadar amına girdiğinde bekledim.
Amının içi alev alev yanıyordu. Ağzımı
memeleriyle doldurmuşken parmağımı sokup çıkartmaya
başladım. Gülsüm'ün dudak ısırmaları devam ediyordu.
Sol bacağını hafifçe kendine çekti ve ayırdı.
Kasıklarındaki elimin hareket alanı genişlerken amındaki
parmağımı daha rahat sokup çıkartabiliyordum.
Meme uçlarını emiyor, dilliyor ve yalıyordum hiç durmadan. Sikim
kazık gibi olmuş, Gülsüm'ün çıplak, yakıcı etine
değiyordu altta. Selman yoktu ve ne zaman döneceği belli
değildi. Hem borcu vardı, hem de karısını boş
bırakmıştı. Gülsüm'üm tadına daha uzun geceler
bakabilmek için karımın evde olmaması gerekliydi elbette.
Memelerinden sonra boynunu, yanaklarını öptüm. Amındaki
parmağım çalışmaya devam ediyordu. Sımsıcak
amına girip çıkan parmağımın ona zevk verdiğini
bilmek beni keyiflendiriyordu. Az sonra orta parmağımla beraber yüzük
parmağımı da sokmaya başladım amına. Bir parmak
yerine şimdi iki parmak giriyordu amına ve Gülsüm'ün daha çok
hoşuna gittiğini anlıyordum dudak hareketlerinden.
Dudaklarını emiyor, ısırıyordu sürekli.
Parmaklarıma sıcaklıkla birlikte ıslaklık da gelmeye
başlamıştı. Evet, Gülsüm de zevke gelmeye
başlamıştı artık, amı sulanıyordu.
Sikimin sertliği son noktasına gelmişti. Bir an önce amına
girmek istiyordum. İki gece önce onu hayvan gibi sikmiştim,
amının ağrıdığını söylemişti
Münire Hanım. Şimdi yine aynı şekilde sikmek istiyordum
Gülsüm'ü. Bağırta bağırta, hayvan gibi, inlete inlete sikmek
istiyordum.
"Bacaklarını ayır, aç bacaklarını!" dedim
amındaki parmaklarımı çekerken. Parmaklarım epey bir
ıslanmıştı. Gülsüm'ün amının zevk
sıvıları bulaşmıştı parmaklarıma.
Gülsüm bacaklarını ayırdı işaretle göstermeme gerek
kalmadan. Doğruldum dizlerimin üzerinde ve bacaklarının
arasında yerimi aldım. Kalkık sikimi sıvazlarken Gülsüm'ün
sikime baktığını gördüm. Ürkek ve çekingen
bakışları sikime odaklanmıştı. Elini tuttum,
çekmeye çalıştı önce ama ben baskın çıkıp daha
güçlü şekilde kendime çekince başka tepki göstermedi.
"Tut hadi, korkma, hadi!" dedim sikimi tutmasını işaret ederek.
Elini bıraktım, Gülsüm'ün havadaki eli yavaş yavaş sikime
uzandı. Sikimin kafasına değen eliyle, "Uhhhh..." diye küçük bir
inilti döküldü dudaklarımdan. Bembeyaz, uzun parmakları sikimin
üzerinde ürkekçe geziniyordu. Gülsüm'ün bakışları bir gözlerimde
bir sikimdeydi. Ancak geçen zamanla beraber ürkekliğini atmaya ve sikimi
daha güçlü bir şekilde tutmaya başladı.
Sağ eli sikimin üzerinde gidip gelmeye başlamıştı
artık. Bense memelerini tutup sıkıyor, yoğuruyordum
karşılık olarak. Arada uzun, siyah saçlarını
okşuyordum. "İşte böyle, korkma. Korkmana gerek yok güzelim...
Çok güzel, devam et... İşte böyle, korkma, devam et..." diyordum.
Gülsüm sırtüstü yatar vaziyette sikimi okşamaya devam etti bir süre
daha, ama sonra şaşkın bakışlarım arasında
yataktan destek alıp doğruldu.
Ne yapacak diye merak ederken iki eliyle sikimi okşamaya
başladı. Bir ineğin memesini sağıyormuş gibi iki
elini sikimin üzerinde hareket ettiriyordu durmadan. Memelerini avuçluyor,
saçlarını okşuyordum. Yanaklarını öptüm birkaç kez.
Dudaklarımdan zevk iniltileri çıkmaya başlamıştı.
Tek taraflı sikişmenin verdiği zevkin yanında böylesi çok
daha iyiydi.
Derken Gülsüm omzuma bastırdı bir eliyle. Sırtüstü yatmamı
istediğini anladım. Onu kıracak değildim. Uzandım
yatağa sırtüstü. Ne yapacak diye merak ediyordum. Bakışlarım
arasında ellerini sikimden çekti, önüne dökülen uzun saçlarını
sırtına attı ve sikime doğru eğildi. Ne olacak demeye
kalmadan Gülsüm'ün dudaklarını hissettim sikimin kafasında.
Gülsüm hafiften bir saksoya başladı şaşkın
bakışlarım arasında. Etli dudaklarının
arasına aldığı sikimi bir dondurma gibi emiyordu. Bu konuda
karım kadar iyi değildi, ama olmasına da gerek yoktu. Bir eliyle
sikimi kökünden tutarken başını ağır ağır
kaldırıp indiriyordu. Ara ara sikimi emmeyi bırakıp
ağzına gelen zevk sıvılarımı parmaklarıyla
temizliyor, sonra yeniden devam ediyordu. Daha iki gün önce amına
boşaldığım için bana bir dolu laf eden, kızan Gülsüm
gitmiş, yerine zevk alan ve bana da zevk veren bir Gülsüm gelmişti.
Sikimi emmeye devam ederken zaman zaman bana da bakıyordu. Uzun
saçlarını okşuyordum o bana bakarken. Bana zevk verdiğini
görmesini istiyordum.
Bir süre bu şekilde devam edince onun bu jestine karşılık
vermem gerektiğini fark ettim. "Tamam, hadi yeter artık!"
dediğimde sikimi bıraktı. Arapça bir şeyler söyledi, (Yatağa
uzanayım mı?) demek istediğini anladım. Artık
amına girmek istediğimi düşünüyordu anlaşılan.
İşaret edince uzandı yatağa sırt üstü ve
bacaklarını dizlerinden bükerek kendine çekip ayırdı iki
yana.
Amına gireceğimi sanıyordu, ama benim niyetim başkaydı.
Bacaklarının arasında eğildim iyice ve amını
dillemeye başladım. Gülsüm'den hafif bir inilti ardından küçük
bir gülümseme geldi. Yine Arapça bir şeyler söyledi. Ne diyordu bilmiyorum,
ama yaptığım hoşuna gitmişti. Etli am
dudaklarını tek tek emmeye başladım. Koyu kahverengi am
dudakları dillemelerim ve emmelerimle gittikçe şişmeye
başlarken amının içinin kızıllığına
uzattım dilimi. Amının içi fırın gibiydi resmen.
Aynı zamanda yoğun bir ıslaklık vardı ve dilimin ucuna
amının zevk sıvıları geliyordu.
Gülsüm bacaklarını iki yana daha da ayırıp açınca daha
rahat hareket etmeye başladım. Dilimi uzatabildiğim kadar
uzatıp amının içine sokuyordum. Etli
bızırını dillediğimde büyük bir keyif
aldığını çıkardığı iniltiden
anladım. Ağzımla amı bir bütün olmuş, ona amından
sanki kaynakla bağlanmıştım.
Ellerim yukarda memelerini avuçlamışken dilimle ve ağzımla
da amını sikiyordum. Gülsüm iniltilerine devam ediyor,
saçlarımı okşuyor bu arada Arapça bir şeyler söylemeye de
devam ediyordu. Ama bu mutlu anlar fazla uzun sürmedi. Biraz daha devam edersem
o halde boşalacaktım çünkü. Dilimi amından çektiğimde
Gülsüm kendini biraz daha geriye kaydırdı. Artık amına
sokacağımı biliyordu.
Sikimi sıvazladım ve Gülsüm'ün ayrık duran
bacaklarının arasındaki etli amına sokmaya başladım.
Sikimin kafası am dudaklarına değdiği anda
karşılıklı zevk iniltileri döküldü
dudaklarımızdan. Sikim kısa sürede ıslak ve
yağlanmış gibi duran amına girdi tamamen. O haldeyken
uzandım üzerine. Gülsüm'ün elleri sırtımda ve belimde
geziniyordu bu sırada. Yavaş yavaş belimi oynatmaya, götümü
kaldırıp indirmeye başladım.
Gülsüm bu sırada Arapça bir şeyler söylüyordu. Hafifçe doğrulup
baktım yüzüne. Ne dediğini anlamıyordum, ama tahminime göre
içine boşalmamam konusunda uyarıyordu beni. "Tamam tamam, merak etme!"
dedim ve dudaklarını öpmeye başladım. Etli pembe
dudaklarını emiyordum. Dudaktan öpüşme konusunda saksoda
olduğundan daha tecrübeliydi. Karşılıklı
dudaklarımızı emmeye, dillerimizi vakumlamaya
başladık. Ateşli bir öpüşme yaşıyorduk. Bu arada
onu ağır ağır sikmeye devam ediyordum.
Gülsüm sanki uzun zamandır sikilmeye aç kalmış gibi görünüyordu.
Dudaklarımı deli gibi emiyor, hafif uzamış
tırnaklarını sırtımın ve belimin etlerine
geçirmeye çalışıyordu. Pompalamalarımı
hızlandırmaya başladım aldığım keyifle. Bu
arada Gülsüm bacaklarını kendine doğru çekip havaya
kaldırdı. Her iki bacağı yukarı doğru
dikilmiş ve ayak tabanları tavana bakarken daha güçlü bir halde
sikmeye başladım. Altımızdaki bazadan güçlü
gıcırtılar ve sesler geliyordu bu esnada.
Gülsüm bazanın başlığına doğru kayıyordu ben
pompaladıkça. Her seferinde belimi daha büyük bir güçle oynatıyor,
götümü kaldırıp indiriyordum. Gülsüm'ün havaya dikili
bacaklarının sallanmamalarını gördükçe daha büyük bir
hırs ve azgınlık besliyordum. Gülsüm'ün elleri
sırtımda geziniyordu yine, tırnaklarını etime
bastırmaya devam ediyordu. Bu arada iniltileri bir azalıp bir
çoğalarak devam ederken arada Arapça bir şeyler söylüyordu yine.
Sikim ıslak ve kaygan amının içinde hızla gidip geliyordu.
Boşalmaya gittikçe yaklaşıyordum ve bu yüzden daha büyük bir
güçle sikmeye çabalıyordum. Ellerimi yatağa bastırdım.
Gülsüm benimle bazanın başlığı arasında
sıkışmış haldeydi şimdi. Var gücümle sokup
çıkartmaya başladım sikimi. Bazadan gelen şiddetli
gıcırtıların arasında Gülsüm'ün Arapça sözleri
kulağımı tırmalamaya başlamıştı.
Amına boşalmamam için uyarıyordu beni.
Kasıklarımızın çarpışmasından tok ve güçlü 'Şop,
şop, şop!' sesleri çıkıyordu. Gülsüm havaya dikili
bacaklarını daha da geriye atıyor, ayakuçları zaman zaman bazanın
başlığına değiyordu. Pompalamalarımla beraber,
sarkık memeleri ileri geri, sağa sola bir daire çizer gibi
sallanıp duruyordu. Tırnaklarını boynumda hissediyordum,
etime bir bıçak gibi saplamaya çalışıyordu onları. 6
çocuğu çıkardığı amı taşaklarıma kadar
alıyordu sikimi. Kasıklarım göt yanaklarına ve
kasıklarına büyük bir güçle çarptıkça kasıklarımda ve
taşaklarımda ağrı oluştuğunu hissediyordum.
Sonunda bazanın gıcırtıları, Gülsüm'ün sözleri,
iniltilerim derken kaslarım gerilmeye başladı. Beynim karıncalanıyor,
göz kapaklarım çekiliyordu. Son anda kendimi geri çektim ve sikimi
çıkardım amından. O anda büyük bir tazyikle döllerim
fışkırmaya başladı sikimin kafasından. Gülsüm'ün
memelerine kadar fışkırdı döllerim ilk anda. Sonra da
amının üzerine, göbeğine akıtmaya başladım.
Ter içinde kalmış, alev alev yanıyordum. Sikimi
sıvazladıkça döllerim akmaya devam ediyordu. Amının
üzerindeki kıllar döllerimle kaplanmıştı. Sonunda son döl
damlalarını amının üzerine akıttım, sikimi
amının kıllarına sürttüm. Gülsüm'ün bacakları havaya
dikili haldeydi halen. Ellerini bazanın başlığına
atmış bana bakıyordu. İkimiz de nefes nefese
kalmıştık. O arada Arapça bir şeyler söylüyordu yine.
Boşalmam sona erince doğruldum ve ayağa kalktım.
Kasıklarım kıpkırmızıydı, ama Gülsüm'ünkiler
nar gibi olmuştu. Bacaklarını indirdi ve o halde kaldı bir
süre. Aynı benim gibi o da terlemişti. Uzun siyah
saçlarının kökleri terden sırılsıklam olmuştu.
Elinden tutup doğrulmasına yardım ettim. Yatağın
üzerinde oturdu bir süre, sonra da kalktı.
Müthiş bir sikiş deneyimi yaşamıştım sayesinde.
Üzerine bulaşan döllerimi çorapları ile sildi. Giyinmeye
başladığını görünce, "Hayır hayır gitme!"
dedim elinden tutarak. Bileğine dokundu ve saat işareti yaptı,
gitmesi gerektiğini söylüyordu. Ama gitmesini istemiyordum. Böylesi bir
zevki yaşamışken çabucak bitsin istemiyordum. "Bekle, az bekle!"
dedim işaret ederek ve içeriye geçtim. Münire Hanımın
verdiği 200 liranın 100 lirasını aldım ve yatak
odasına döndüm.
Gülsüm elimdeki parayı görünce yüzüme baktı. "Gitme, kalırsan
sana bunu veririm!" dedim. Bunu söylerken anlayacağı şekilde
işaretler de yapıyordum. Önce anlamamış gibi baktı
bana, sonra da parayı bir çırpıda aldı elimden.
Onu
göndermeden evvel bir de götünden sikmek istiyordum. Bunun için 100
lira vermeyi göze almıştım...
[Mehmet]
|