|
Suriyeli Kiracılarım! (6) (Mehmet 53 Y., İstanbul)
Gülsüm
yatağın başında aynı şekilde ayakta dururken, "Hadi
soyun!" dedim. Anlaması için de işaret yaptım. Ancak
başını salladı sağa sola. Anlamadı herhalde
diyerek yeniden, "Soyun, soyun, çıkar şunları!" dedim ve elimle
işaret yaptım gene. Ancak Gülsüm yine başını sağa
sola sallayınca (Çattık belaya!) dedim içimden.
Ancak Gülsüm elbisesinin eteklerinden tutarak yukarı
kaldırdığında soyunmak istemediğini anladım. Bu
işi soyunmadan yapmak istiyordu. Elbisesini dizlerinden yukarı kadar
kaldırdı. Ayağına siyah kalın çoraplar giymişti.
Çorabın üstünde de kırmızı ve siyah desenli tayt gibi bir
şey vardı. Bana bakmıyordu, bakışlarını yere
dikmişti.
O soyunmayınca ben soyunmaya başladım. Kıyafetlerimi tek
tek çıkartırken Gülsüm'ün sabit bakışları aynı
şeklini koruyordu. Elbisenin eteklerini tutmayı
bırakmıştı. En sonunda külotumu da
çıkardığımda iyice sertleşip havaya dikilmiş
sikimle karşısındaydım. Başını iyice öne eğmişti
bu sırada, nerdeyse kendi ayaklarına bakar bir haldeydi.
Elinden tuttuğumda çekmeye çalıştı elini. "Tamam, bu kadar
yeter, buraya oyun oynamaya mı geldin sen!" dedim. Bunu sert bir ses
tonuyla söylemiştim. Elini tuttum ve yataktan destek alarak
domalmasını istediğimi gösterdim işaretle. Gülsüm bir
şey demedi, ama ne istediğimi anlamıştı. Az sonra
ellerini yatağa dayadı ve öne doğru iyice eğilerek
domaldı.
Kalp atışlarım sanki bir koşucununki gibi atıyordu.
Çok heyecanlıydım. Heyecandan ellerimin titrediğini fark ettim.
Gülsüm başını öne eğmiş haldeydi yine. Sadece
yatağa bakıyordu, başka bir şeyle ilgilenmiyordu.
Arkasına geçtim ve siyah elbisesinin eteklerini kaldırıp belinde
topladım. Manzara olağanüstüydü. Kırmızı siyah desenli
taytı kalçalarını ve götünü sıkmış, sarıp
sarmalamıştı. Göt yanaklarının şişkin etleri
taytın altında çıkıntı yapmıştı.
Giydiği bol ve kapalı kıyafetlerinin altında bir hazine
saklıyordu Gülsüm.
Taytın bazı yerleri sökülmüş, delinmişti. Ve o söküklerin,
deliklerin altından kalçalarının ve götünün bembeyaz etleri
görünüyordu. Daha Gülsüm'ün amına sokmadan ayakta boşalacak hale
gelmiştim. Taytın lastiklerinden tutup sıyırırken
altındaki beyaz pamuklu külotu da onunla beraber aşağı
iniyordu. Az sonra kalçalarına kadar indirdim taytını ve
külotunu. Nutkum tutulmuştu görüntü karşısında. 6 çocuk
annesi, Arap güzeli Gülsüm'ün hazinesi tam karşımdaydı.
Bembeyaz, kıldan ve tüyden eser olmayan kalçaları ve göt
yanaklarına nazaran siyah, hafiften uzamış kıllarla örülü
amı müthişti. Ellerimi göt yanaklarına attığımda
Gülsüm olduğu yerde titredi. Ama onunkinden daha büyük ve şiddetli
bir titreme benim vücudumda gezindi. O kadar heyecanlıydım ki, sanki
kerhaneye ilk defa milli olmak için gitmiş ergen bir çocuk gibiydim. Ne
yapacağımı, nasıl başlayacağımı
düşündüm. Derin birkaç nefes alıp sakin olmaya
çalıştım.
Sonra eğildim, dizlerimin üzerine çöktüm ve göt yanaklarına küçük
öpücükler kondurmaya başladım. Buz gibi soğuktu götünün
yanakları. Gülsüm herhangi bir tepki vermiyordu. Hafiften pek de güzel
olmayan, baharatımsı bir koku geliyordu üzerinden, ama beni
durduracak kadar yoğun değildi.
Göt yanaklarını öperken bir taraftan da ellerimle yoğuruyordum.
Kayınvalidesininkilere göre daha ufak kalsa da göt yanakları daha
sert ve pürüzsüzdü. Dudaklarımı üzerinde gezdirmeye, dilimi
çıkarıp yalamaya başladım az sonra. Dondurma gibi emiyordum
aynı zamanda. Kendime hakim olmaya çalışıyordum bu esnada.
Birdenbire boşalmamak için çabalıyordum.
Gülsüm'den bir tepki gelmiyordu yine. Kendini tamamen bana teslim etmiş
gibiydi. Göt yanaklarını ve kalçalarını emdim,
yaladım, parlattım geçen zamanda. Sonrasında taytını
daha da aşağı sıyırdım külotuyla beraber. Bu
esnada ne tepki verecek diye bekliyor, merak ediyordum, ama Gülsüm ruhsuz,
cansız bir haldeydi. Sonunda taytını ve külotunu ayaklarına
kadar indirdim.
Dizlerinin arkasından tuttum ve ayaklarını biraz
açmasını gösteren bir işaret yaptım. Gülsüm'le işaret
diliyle anlaşıyordum. Türkçe bilmese de işaretlerimi
anlıyordu. Ayaklarını biraz yana
kaydırdığında, "Tamam, güzel böyle!" dedim heyecanla.
Yeniden göt yanaklarını kavrayıp öpmeye, emmeye başladım.
Göt yanaklarının arasındaki kıllı, biçimli amına
dilimin ucuyla dokunduğumda Gülsüm yeniden titredi. Göt yanakları ve
kalçaları buz gibiyken amının
sıcaklığını hissettim dilimin ucunda. Dilimi daha da
çıkardım dışarı ve sanki bir yaz günü dondurma
yalıyormuşum gibi amını yaladım. Gülsüm aynı
şekilde titrerken daha seri şekilde yalamaya başladım
amını.
Amının siyah ve sert kıllarını hissediyordum, ama o
noktadan sonra bunları düşünecek halde değildim. Göt
yanaklarının etlerini kavradım ve ayırdım iki yana.
Amıyla beraber ağzı kısa, siyah kıllarla örülü göt
deliği de çıktı meydana. Münire Hanım'ın
kıllı, derin göt yarığına inat gelini Gülsüm'ün göt
yarığı bir genç kızınki gibi temizdi. Göt
deliğinin ağzının terden dolayı
ıslandığını gördüm. Gülsüm heyecandan ve korkudan
titrerken, terliyordu aynı zamanda.
Çukurlaşmış göt deliğine bakılırsa kocasına
kendini götten de veriyordu Gülsüm. Hem Münire Hanım'ın dediği
gibi adetleri de bunu gerektiriyordu. Selman onu götünden sikmek
istediğinde Gülsüm'ün buna itiraz etme şansı yoktu. Amına
koyduğumun Selman'ı çok şanslıydı karısı
yönünden.
Dilimin ucunu terlemiş göt deliğine değdirdiğimde Gülsüm
yine titredi olduğu yerde. Ama bu öncekilere göre daha şiddetliydi.
Ellerim göt yanaklarında ve kalçalarında gezinirken dilim bir
amının bir göt deliğinin üzerinde gidip geliyordu. Amından
6 çocuk çıkmıştı ve amının derin
yarığına dilimin ucunu sokuyordum. Gülsüm'ün titremeleri devam
ediyordu.
Kıllı amına dilimi sokup çıkartır olmuştum bir
süre sonra. Dilimde amının içinin
sıcaklığını ve ıslaklığını
hissediyordum. Acaba amı ıslanmaya mı
başlamıştı, yoksa heyecandan mı böyle olmuştu
bilmiyordum, ama bildiğim tek şey yaptığım işten
büyük keyif aldığımdı. Kendimden geçmiş halde
amını ve göt deliğini dillemeye, yalamaya devam ettim. Dilime ve
dudaklarıma batan kıllarını önemsemiyordum. Ellerim
kalçalarında, göt yanaklarında gezinmeye, vücudunun bembeyaz etini
hissetmeye devam ediyordu.
Kıllı amının koyu kahverengi am dudakları güneşi
gören bir çiçeğin yapraklarını açması gibi açıldı
biraz sonra. Dil darbelerim artık etli am dudaklarına
yönelmişti. Onları emiyordum, içime çekiyordum sanki pipetten bir
şey içer gibi. Gülsüm'ün titremeleri çoğalmıştı. Am
dudaklarına değen dilim onu daha hareketli yapmıştı.
Sikimden zevk sıvıları gelmeye başlamıştı.
Artık daha fazla ileri gidecek mecalim de kalmamıştı. Onu
bir an önce sikmek için yanıp tutuşuyordum. Ayağa kalktım,
kalkık sikimi sıvazladım. Sikimin kafası iyice
şişmişti. Hafifçe dizlerimi kırdım ve sikimi
amına hizaladım. Kıllı amının derin
yarığına bastırdığımda ve sikim hafif hafif
içeri girmeye başladığında vücudum elektrik
çarpılmış gibi sarsıldı. Birkaç saniye öyle bekledikten
sonra bastırmaya devam ettim. Sonunda dibine, taşaklarıma kadar
aldı amı sikimi.
İnanılmaz bir duygu yaşıyordum. Karımın
yıllar önce bana verdiği zevkin bir benzeriydi bu. Kaç zamandır
arzuladığım, düşlediğim kadının amına
sokmuştum sikimi. Derin bir nefes alıp verdikten sonra sikimi
yavaş yavaş sokup çıkartmaya başladım. Ben
muhteşem bir zevk alırken, Gülsüm'den herhangi bir tepki gelmiyordu
bu sırada. Sikim amının en derin noktalarına gidip geliyor,
amının derin ve geniş boşluğunda yol alıyordu.
Amının içinin ıslaklığı sikimin üzerini gittikçe
kaygan bir hale getirmeye başlamıştı. Amının içine
yağ dökülmüştü sanki. Yavaş hareketlerim gittikçe
hızlanmaya başladığında vücudumdaki tüm kaslar çekilir
olmuştu. Ellerim belinde, götünün yanaklarında geziniyordu. Belinde
topladığım siyah elbisesini daha yukarılara,
sırtına doğru kaydırdım. Belinin ve sırtının
beyazlığı siyah elbisesiyle tezat oluşturuyordu.
Başını iyice öne eğmişti Gülsüm. Görebildiğim tek
şey sıkıca başına bağladığı
türbanıydı. Onun dışında başını
sağa sola hiç oynatmıyordu. Hızlandıkça
kasıklarımın çarpması göt yanaklarında ve kasıklarında
ses patlamaları yaratır olmuştu. Göt yanakları
tıpkı kayınvalidesininkiler gibi löpürdüyordu. Aynı zamanda
aldığım zevkle inlemeye başlamıştım.
Pompaladıkça Gülsüm ileri doğru kayar olmuştu. Onu kendime
doğru çekmeye başladım. Yarak darbelerimle öne gitmesini
önlemeye çalışıyordum.
Zevk iniltilerime ve böğürtülerime karşılık Gülsüm'den tek
bir ses bile çıkmaması sinirimi bozuyordu. Oysa gece vakti
kocasıyla banyoda sikişmelerini dinlediğimde
çıkardığı zevk iniltileri halen
kulağımdaydı. Bütün gücümü kullanıyordum, karımı
bile 30 yıllık evliliğimizde böylesine sikmemiştim belki
de.
"Haa, amına koyduğumun sürtüğü... Kocan böyle sikebiliyor mu
seni... Haa... Cevap versene... Amına koyduğum... Konuşsana
sürtük... Kocan böyle sikiyor mu seni... Arap yarrağı değil bu
amına koyduğum... Biz böyle sikeriz adamı... Haa...
Konuşsana amcık... Türk yarrağı bu... Amına
koyduğumun orospusu... Kocan mı gönderdi seni de... Haa...
Anasından sonra karısını mı gönderdi... Amına
koyduğum..." diyordum.
Kendimi kaybetmiş halde söylediklerimin arasında göt yanaklarına
şiddetli tokatlar atmaya başladım. O ana kadar sesi soluğu
çıkmayan Gülsüm'den Arapça sözler gelmeye başladı. "Haa,
konuşmaya başladın mı sürtük... Amına koyduğumun
sürtüğü..." dedim birkaç kez. Tokatlarım işe yaramıştı.
Ancak Gülsüm kendini kurtarmaya çalışır gibi öne doğru
kaymaya başlamıştı aynı zamanda.
Güçlü ellerimle belini kavradım ve kendime çektim. "Nereye, amına
koyduğumun orospusu, nereye..." dedim bağıra bağıra.
Hayvan gibi sikiyordum bunları söylerken. Gülsüm ise gene Arapça bir
şeyler söylüyor bir yandan da, "Ahhh, ayyyy, ıyyy, ahhhh..." sesleri
çıkartıyordu. Sonunda beklediğim sesleri çıkartmaya
başlamıştı. "Hah, işte böyle, amına
koyduğum, senin de hoşuna gitti haa, senin de hoşuna gitti..."
dedim zevk iniltilerimin arasında.
Damarlarımda akan kanda ve kaslarımda ne kadar enerji ve güç varsa
hepsini kullanmak, iliklerime kadar boşalmak istiyordum. Saniyeler
birbirini kovaladıkça güçlü bir elektrik dalgası vücudumda gezinmeye
başladı. Tüm kaslarım gerilmişti, beynim
karıncalanmaya başlamıştı. Göz kapaklarım
çekiliyor gibiydi. Büyük bir hışımla boşalırken
pompalamaya, sikimi sokup çıkartmaya devam ettim.
Bu anlarda Gülsüm yine Arapça bir şeyler söylemeye devam ediyordu.
Başını da oynatıyordu sağa sola. Kendimi
kaybetmiştim. Döllerimi akıtıyordum amına oluk oluk.
Hareketlerim yavaşlamaya başladığında vücudumda bir
gram enerji kalmamıştı sanki. Ayakta duracak gücüm yok gibiydi.
Gülsüm'ün bembeyaz göt yanakları ve kasıkları nar gibi
kızarmış bir haldeydi. Benim kasıklarım da aynı
şekildeydi.
Halen belinden tutuyordum ve Gülsüm de ileri doğru kendini atmaya
çalışıyordu. Artık ellerimde onu tutabilecek kadar gücüm
kalmadığında ileri attı kendini son bir gayretle. Sikim
amından çıkarken sikimin kafasından halıya akıyordu
döllerim. Odanın serinliğinde terlemiş,
sırılsıklam olmuştum. Muhteşem bir sikiş ziyafeti
çekmiştim Gülsüm sayesinde.
Gülsüm az sonra doğruldu. Oldukça sinirli görünüyordu. Yüzü
kıpkırmızı, aynı zamanda terden
ıslanmıştı. Gene Arapça bir şeyler söylüyor, eliyle
bir şeyler göstermeye çalışıyordu. Ancak onu anlayacak
halde değildim. Ayaklarına inen külotunu ve taytını
yukarı çekti, üzerini toparladı ve bir hışımla
çıktı odadan. Hemen ardından dairenin kapısının
sert şekilde kapanma sesi geldi.
Ben alacağımı almıştım, gerisi umurumda
değildi. Bir süre uzandım yatakta. Sonra da kalkıp banyoya
geçtim. Güzelce yıkandım ve kendime geldim. Yatak odasına geçip
eşofmanlarımı giyinirken kapı vuruldu. Kapının
deliğinden bakınca Münire Hanım'ı gördüm. Gelininden sonra
şimdi kendisi mi geliyordu? Doğrusu gelini iliklerime kadar
kurutmuştu beni, Münire Hanım'a verecek bir şeyim
kalmamıştı.
Kapıyı açtım, "Hayırdır?" dedim. "Beyim, az
konuşalım mı?" deyince, "Geç içeri!" dedim. Münire Hanım
salona geçince, "Beyim, sen ne yaptın?" dedi birdenbire.
"Hayırdır, ne oldu?" dedim, şaşırmıştım
bu sorusuna. "Beyim, şey etmişsin sen, içine
attırmışsın kızın!" dediğinde, "Ee, ne olmuş?"
dedim. "Olur mu beyim, ya gebe kalırsa ne olacak? Benim oğlan kaç
zamandır bu kızın içine attırmıyor gebe kalmasın
diye, ya şimdi gebe kalırsa ne olacak?" dedi. Oldukça korkmuş
görünüyordu.
"Ben ne bileyim, o ara kendimi tutamadım!" dediğimde, "Kızcağaz
sana demiş yapma, içime attırma demiş beyim, sen ne ettin..."
dedi ağlamaklı bir sesle. "Ben ne bileyim ne dediğini, bir
şeyler söylüyordu o ara, ama ne dediğini nerden bileyim ben, Arapça
mı biliyorum ben..." dedim sinirle.
"Ya şimdi ne olacak, gebe kalınca ne olacak?" dediğinde, "Ne
olacaksa olacak, ne bileyim ben ne olacak?" dedim. Yapacak bir şeyim yoktu
o saatten sonra. "Merak etme, bir kere sikmekle gebe kalınmaz!"
dediğimde, "Olur mu beyim, bu kız halen aybaşı görüyor. Biz
zaten yokluk çekiyoruz, ne olacak gebe kalırsa?" dedi.
Bir sigara yaktım. Münire Hanım'ın sözleri canımı
sıktı. Her şey güzel giderken birden bire boka
sarmıştı. "Bir şey daha var beyim..." dedi Münire
Hanım. "Ne var gene, sizin de dertleriniz bitmiyor!" dedim sinirli halde.
"Sen insanlıktan mı çıktın beyim, o kızın hali ne
öyle?" dediğinde, "O ne demek be, ne diyorsun sen?" dedim. "Nasıl
şey etmişsin öyle, kızın orası
ağrıyormuş!" dedi, suratı kızarmıştı
bunu söylerken.
"Ben siktim mi böyle sikerim, bağırta bağırta!" dedim
sigaramı içerken. Münire Hanım bir şey demedi bu sözüme, ama
epey utanmıştı. Gidecekken, "Az bekle!" dedim. Cüzdanımdan biraz
para alıp verdim, "Şununla bir şeyler alın eve. Haa,
yarın akşam gene bekliyorum, ona göre, yoksa atarım hepinizi
sokağa!" dedim. Pancar gibi kızarmış suratıyla
baktı bir süre sonra hiçbir şey demeden çıkıp gitti.
Gülsüm'ü öküz gibi sikmiştim ve şimdi de amı
ağrıyordu. Doğrusu Münire Hanım'ın bu sözlerinden
hoşnut oldum. Ama gebe kalma konusunda söyledikleri beni germişti.
Selman Gülsüm gebe kalmasın diye içine attırmıyordu demek ki.
İyi de amına koyduğumun karısı, ben nerden bileyim
bunu dedim içimden. Kalan sigaramdan birkaç nefes çekip söndürdüm.
Gülsüm beni fena yormuştu. Aç olsam da bir şey yiyecek halde
değildim. Doğruca yatak odasına gittim ve yatağa girip
derin bir uykuya daldım...
[Mehmet]
|