|
Suriyeli Kiracılarım! (4) (Mehmet 53 Y., İstanbul)
Dairenin
kapısını kilitlerken, "Vallah kalamam beyim sabaha kadar, dünkü
gibi yap, bırak gideyim..." dedi yalvaran gözlerle bakarak. "Dünkü gibi
olmayacak, sabaha kadar dedim sana, seni buraya oğlunun gönderdiğini
biliyorum, bana numara yapma!" dedim.
Selman için, "Allah onun belasını versin, beni bu yaşta ne hale
soktu!" dedi öfkeden titreyen sesiyle. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu, "Bırak
da gideyim beyim, kurban olduğum..." diyordu sürekli. Ama onu
bırakacak değildim.
"Ağlayıp
durma, faydası yok!" dedim sözlerine karşılık. Münire
Hanım en sonunda bir işe yaramadığını fark edince
ağlamayı kesti. Beni etkileyemeyeceğini
anlamıştı. "Yatak odasına geç!" dedim. Bir süre
şaşkın bir halde ayakta durduktan sonra yatak odasına
geçti.
Bugün dünkünden farklıydı. Uzun ve bol siyah bir etek giymişti.
Üzerinde ise çiçekli, uzun kollu bir gömlek vardı. Başını
ise siyah büyük bir türbanla bağlamıştı. Türbanın
altından parlak kırmızı bonesi görünüyordu. Gömleğin
altından sutyensiz koca memelerinin oynamaları belli oluyordu.
Gözlerinin altına aynı gelini Gülsüm gibi sürme çekmişti
ayrıca. Kendini beğendirmek, etkilemek için yapmıştı
bunları.
"Ne bekliyorsun, soyunsana!" dediğimde üzerindekileri çıkartmaya
başladı. Eteğini aşağı indirdiğinde dünkü
gibi uzun bir don giymediğini, onun yerine kalçalarını
sıkmış ve tayt gibi görünen beyaz paçalı bir külot
giydiğini gördüm. Amının izi beyaz kalçalarını,
kasıklarını sıkan külotun üzerinde belirmişti.
Gömleğin düğmelerini açtı tek tek ve çıkarttı.
Gömleğin altında ince askılı beyaz bir atlet vardı ve
memeleri içine sığmamıştı. Atlet de külotu gibi dar
gelmişti üzerine. Belki de bu atlet ve külot onun değil Gülsüm'ündü,
onunkileri giyip gelmişti.
Atleti başının üzerinden zorlukla
çıkardığında memeleri sallanıp löpürdedi. Sonunda
sıra külotuna gelmişti. Lastiklerinden tutup
sıyırırken amındaki kılları
aldığını gördüm. Tıraş olup da tamamen
temizlememişti, muhtemelen uzamış kılları makasla
kesmişti, ama dünküne göre daha güzel görünüyordu bu şekilde. Uzun
kıllardan pek belli olmayan amının derin yarığı
şimdi karşımdaydı. Kararmış ve etli
amının dudakları da düne göre daha net görünüyordu. Külotu
tamamen çıkarınca ben henüz bir şey demeden yatağa girdi.
Sikim kazık gibi olmuştu bile. Bir çırpıda soyundum ve
yatağa girdim. Ellerim dolgun vücudunda gezinmeye
başladığında elimin soğukluğunun onu
ürperttiğini fark ettim. İri memelerini sıkıp
yoğurdum, kalçalarını okşadım. Dudaklarım etli
meme uçlarıyla buluştu az sonra. Onları emiyor, dilliyor ve
küçük küçük ısırıyordum. Dün yatakta kazık gibi duran
Münire Hanım bugünse ilk andan saçımı, sırtımı
okşamaya başlamıştı.
İki devasa memesini uzun uzun elledim, yaladım, öptüm. Belki de
memelerinin bu kadar büyük ve sarkık olmasının sebebi uzun
seneler boyunca kocasının ellemesiydi. Kim bilir kaç çocuk
doğurmuştu? Selman'ın başka kardeşinin olup
olmadığını bilmiyordum, o söylememiş ben de
sormamıştım hiç.
Memelerinde gezinen elimi aşağılara kaydırdım. Tüylü
karnını, göbeğini okşadım. Kasıklarına
ulaştı sonrasında elim. Dünkü gibi ormanı andıran
kılların yerinde şimdi küçük yeşil çayırlar var
gibiydi. Kıllar kısa olmasına rağmen yumuşaktı
yine de.
Amını hissettim parmak uçlarımda. Kıl
yumağının engel olduğu güzellikler şimdi elimin
altındaydı. Amının yarığını
okşadım, etli dudaklarını sıktım ufak ufak. Sonra
da dünkü gibi dört parmağımı soktum içine. Bu anda Münire
Hanım'ın dudaklarından, "Ihhh..." diye bir inilti
çıktı. İki gündür ilk defa bir inilti
çıkartmıştı. Hoşuna gittiğini anladım.
Parmaklarımı amının içine yavaş yavaş sokup
çıkartıyordum. Amında ıslaklık yoktu, ama içi o kadar
genişti ki, ıslanmasına gerek yoktu.
Dilim ve dudaklarım ise memelerinde geziniyordu yine. Saçlarımı
okşuyor, belimde, sırtımda nasırlı kalın
parmaklarını hissediyordum. Bacaklarını iki yana açtı
biraz, bu şekilde parmaklarımı amına daha rahat sokup
çıkartabilecektim.
Memelerinden sonra yüzünü, yanaklarını, alnını öptüm.
Boynunun etlerini emdim yine. Kulaklarını dilledim, içine dilimi
soktum, kulak memelerini emdim tıpkı memelerini emiyormuşum
gibi. Kulak memelerinde derin bir yarığı andıran küpe
delikleri vardı. Kulaklarını bu şekilde dilleyip emmemden
çok hoşlanmıştı. Beni kendine bastırıyor,
çekiyordu Münire Hanım.
Üzerinden dünkü gibi ter veya nahoş bir koku gelmiyordu. Onun yerine beyaz
kalıp sabunun kendine has kokusunu alıyordum. Koltuk altlarında
da uzamış kıllar yine aynı şekilde dursa da ter kokusu
yoktu.
Sıra dudaklarına geldiğinde, yine, "Ağzını arala!"
dedim. Dediğimi yapınca dudaklarını emmeye
başladım. Etli dudaklarını uzun uzun emdim, dudak
altında ve üstünde bulunan tüyler dudaklarıma ve dilime
batıyordu, ama benim için sorun değildi bu. 30 yıllık
karımdan aşinaydım sonuçta. İlginç olansa Münire
Hanım'ın dünkü gibi acemi davranmamasıydı.
Ağzının içine soktuğum dilimi diliyle karşılamıştı,
ne yapacağını biliyordu. Ağzından dün gelen hoş
olmayan, soğan kokusunun yerinde şimdi ilginçtir karanfil kokusu
vardı. Münire Hanım birkaç karanfil tanesini ağzına
atıp çiğnemişti anlaşılan. Dünkü eksiklerini
tamamlamaya çalışmış, bunda da başarılı
olmuştu.
"Dilini çıkar!" dediğimdeyse çıkardı dilini
ağzından. Islak, pembe dilini emdim. "Sen de yap!" deyince Münire
Hanım dilimi emdi, vakumladı hatta. Sonrasında dillerimiz
yeniden buluştu. Büyük bir keyif almaya başlamıştım.
Benimle zorla değil, isteyerek birlikte olmasını istiyordum
çünkü.
Üstte dillerimiz birbirine aşkla kenetlenmişken, altta da ilginç
şeyler olmaya başlamıştı. Münire Hanım'ın
nasırlı sağ elini sırtımdan çekmiş ve altta
sikimi tutmuştu. Sikimi okşuyor, sıvazlıyordu. Bu andan
sonra aldığım keyif katlanarak artmaya başladı.
Sağ elim amında, sol elim memelerindeydi. Dudaklarım ve dilim
onun etli dudaklarında, pembe dilinde gezinirken, onun sol eli
sırtımda ve belimde, sağ eliyse sikimdeydi.
Okşamaları sertti, elinin kalın ve güçlü parmaklarının
arasında sikimi sertçe sıkıyor, sanki bir ineğin memesini
sağmaya çalışıyordu. Sikim amına girmek için geriye
saymaya başlamıştı artık. İçine dolan kanla iyice
şişmiş ve sertleşmişti. Yine de amına sokmadan önce
yapmam gereken birkaç şeyin daha olduğunu düşünüyordum.
Bakışları arasında, "Bacaklarını arala biraz daha!"
dedim. Yorganı üzerimizden çektim. Münire Hanım'ın
yaşlı, etli amını ağzıma alıp emmek, yalamak
istiyordum. Bacaklarının arasında yerimi aldım az sonra ve
yine şaşkın bakışları arasında yavaşça
eğilerek amına aynı bir dondurmaya yapar gibi dil darbeleri
atmaya başladım.
Amından, aynı üzerinden olduğu gibi sabun kokusu geliyordu,
üstelik koku daha yoğun bile sayılabilirdi. Amının
kararmış etli dudaklarının üzerinde gidip gelen dilim onun
koca gövdesini elektrik çarpmış gibi titretti. "Ayyy..." diye
attığı küçük iniltinin ardından dizlerinden büktüğü
bacaklarını iki yana daha da ayırdı. Saçlarımı
okşamaya başlamıştı. Amının derin
yarığında gezdirdim dilimi. Am dudaklarını emdim uzun
uzun.
Sonrasında içine soktum dilimi. Kararmış dudaklarına inat
amının içi kızıl, pembe bir renkteydi. Canlı rengine
yakıcı bir sıcaklık eşlik ediyordu. Pembe
kızıllığın içinden amının uzamış
ve etli dili çıkıntı yapmıştı. Dudakları
gibi dilini emmeye başladım bu kez. Ve bu anda Münire
Hanım'ın iri gövdesinin yatak üzerinde
çırpınışları başladı. Amının
dilini emdikçe kadının koca vücudu sarsılıyordu.
Saçlarımda gezinen eli okşamaların yerine şimdi
saçlarımı çekiyordu.
Uzun uzun dilledim amının dilini, yaladım, emdim,
vakumladım. Dilimi bu kez amının içlerine sokmaya
başladım. Soktukça dilim amının içinde ilerliyordu. Dilimi
uzatabildiğim kadar uzattım. Ben uzattıkça Münire
Hanım'ın amı içine alıyordu dilimi. Amının
yakıcı sıcaklığı da dilim içerilere girdikçe
artıyordu. Dilim ve dudaklarım amı ile bütünleşmiş
adeta bir olmuştu.
Başım iki koca kalçasının arasında
sıkışmıştı. Aldığı zevkle
kalçalarını kasıyor, başıma büyük bir güçle
bastırıyordu. Bu şekilde devam edemeyeceğimi anlayınca
kalın bacaklarını tuttum alttan ve omuzlarıma attım.
Büyük bir güç binmişti omuzlarıma, ama en azından daha
rahattım. Dizlerimin üzerine çökmüş haldeydim, rahat etmek için öne
doğru biraz kaydım. Bu sayede Münire Hanım'ın
omuzlarımdaki bacakları havaya kalkarken amını daha rahat
dilleyebilecektim.
Amının üzerindeki kılları hemen hemen eşit bir
seviyede makasla kesmişti, ama kasıklarında yer yer uzun
kıllar vardı halen. Ancak uzun ve kıvır kıvır
olmuş kıllar sanki pamuk gibi yumuşaktı. Dilime,
dudaklarıma, yanaklarıma batsa da rahatsızlık vermiyordu.
Amının içindeki dilimi bir yarak gibi kullanıyordum.
Karımın amına da bu şekilde sokuyordum dilimi ve bundan
büyük zevk alıyordu her seferinde. Bir süre sonra Münire
Hanım'ın kalın bacaklarının
ağırlığını daha fazla
taşıyamayacağımı fark ettim. Ayrıca
amını da daha fazla dillemek istemiyordum. Onun şimdiye kadar
görmediğim bir yönünü keşfetmeye gelmişti sıra.
Bacaklarını aldım omuzlarımdan ve "Dön şöyle,
dizlerinin üzerinde domal!" dedim. Münire Hanım bir şey demeden
kalktı ve dediğim gibi yaparak köpek gibi domaldı. Bembeyaz göt
yanaklarının üzerinde de aynı karnında olduğu gibi
siyah tüyler vardı ama çok değildi. Oldukça derin göt
yarığında ise boydan boya siyah kılların hakimiyeti
vardı.
Göt yanaklarını tuttuğumda etleri titreyip löpürdedi hemen. Bir
süre ovaladım onları, yoğurdum, öptüm. Ardından tutup
ayırdım iki yana iyice. Derin göt yarığı iki yana
açıldığında kıl yumağının arasında
götünün derin ve karanlık bir çukuru andıran deliği çıktı
meydana.
Göt deliğinin ağzı kıllarla kaplanmıştı.
Amının kıllarını keserken göt deliğindekileri
unutmuştu Münire Hanım. Ama o kılları tek başına
alması mümkün değildi elbette. Göt yarığında terden
kaynaklı bir ıslaklık vardı. Güneş görmeyen sık
ağaçlarla kaplı bir ormanın tabanı gibi sürekli
ıslaktı sanki. Yatak çarşafının ucuyla bu derin
yarıktaki ter damlacıklarını sildim. Göt deliğinden
hafiften bir osuruk kokusu geliyordu, bunun dışında aynı
sabun kokusu da geliyordu burnuma. Çarşafın ucuyla göt deliğinin
ağzını da sildim. Münire Hanım'ın
başını yana çevirip bana bakmaya
çalıştığını gördüm. Götünün çukur gibi
deliğine bakılırsa daha önce götten sikildiği
anlaşılıyordu. Normal haline göre oldukça genişti çünkü.
Karımı ilk kez o 45 yaşındayken, büyük oğlumun
evlendiği gece götünden sikmiştim. Oğlumun gelinimi siktiği
gece, karım da bana götünü sunmuştu. O günden beri yaklaşık
5 yıl geçmiş, o 5 yılda da götünü iki üç ayda bir siktirir
olmuştu. Basit bir hesapla karımın götünü şimdiye kadar
15-20 kez sikmiştim, ama halen daha göt deliği dardı ve sikimi
sokarken zaman zaman sabun kullandığım oluyordu.
Ama Münire Hanım'ın göt deliğine bakılırsa değil
15-20, belki 150-200 kez sikilmiş gibi görünüyordu. Göt deliğinin
etrafındaki uzun, ağarmış kıllara aldırmadan
dilimi değdirdim deliğin ağzına. Münire Hanım
yaptığım şey karşısında
şaşırmış bir halde başını geriye attı.
Yoğun şivesiyle, "Ne ediyon beyim?" dedi.
"Sen dön önüne, konuşma!" dedim yanıt olarak. Münire Hanım önüne
dönmek yerine merakını yenemeyip bakmaya devam etti. Göt
deliğinin içine giriyordu dilim. Dilimin ucunu deliğin
ağzında gezdirmeye, içine sokup çıkarmaya devam ettim bir süre
daha.
Bu arada sikimin sertliği, kalınlığı son
noktasına ulaşmış gibiydi. Balon gibi şişmiş
nerdeyse patlayacak bir hale gelmişti. Münire Hanım
domalmış bir halde dururken amına bu şekilde girecektim.
Götünü dillemeyi bıraktım, sikimi sıvazladım bir süre. Göt
yarığına sürttüm, kılların sikime batarken
yaşattığı keyif tarifsizdi. Bundan Münire Hanım da
hoşlanmıştı anlaşılan.
Aynı yoğun şivesiyle, "Büzzüğümden mi sikecen?" dedi. "Daha
önce siktirmişsin belli ki!" dedim. "Hee, bizde adettir..." diye
karşılık verdi. Nasıl bir adet olduğunu anlamadım,
ama benim işime yarayacağı belliydi. Karımın verme
konusunda cimri davrandığı götünün yerine şimdi Münire
Hanımınkini sikebilecektim. "O da olacak, sabret!" dedim ve sikimi
arkadan amına sokmaya başladım.
Sikim amının derinliklerine ulaşırken öne doğru
kaydım dizlerimin üzerinde. Az sonra taşaklarımı bile içine
alacak kadar girmişti sikim amına. Bir süre bekledim o şekilde.
Ardından önce yavaş sonra hızlı tempoda sikmeye
başladım. Kasıklarımın göt yanaklarına,
kıllı kasıklarına çarpmasından kaynaklanan sesler
gelmeye başladı hemen.
Münire Hanımın etli, dolgun ve yumuşak göt yanakları deli
gibi oynuyor, bıngıl bıngıl sallanıyordu. Elleriyle
yataktan destek almış başını bazen yana çevirip
bakmaya çalışıyordu. Pompaladıkça sikim amının
içinde sanki boşluktaymış gibi gidip geliyordu.
Bu anlarda Münire Hanım'dan, "Vığhhh, vığhhh..." diye
garip sesler gelmeye başladı. Arapça bu şekilde mi inliyor acaba
diye düşündüm bir an. Daha da hızlandıkça
çıkardığı sesler artmaya başladı. Bu arada
kendisi de ellerinden destek alarak dizleri üzerinde öne arkaya doğru
yaylanmaya başlamıştı. Bu şekilde kendini bana
bastırıyor, sikişmemize katkı sağlıyordu
kendince. Çok hoşuma gitmişti bu davranışı.
Ellerim göt yanakları üzerinde, kalın ve etli belinde geziniyordu.
Devasa, sarkık memeleri pompalamalarım ve onun
sallanışları nedeniyle ileri geri, sağa sola
çıldırmış gibi oynuyordu. İçi sütle dolmuş bir
Hollanda ineğinin memelerinden farkı yoktu memelerinin. Eğilip
alttan tuttum ikisini de. Ancak ellerim memelerini kavramaya yetmiyor, küçük
kalıyordu. Her bir yarak darbemle beraber memeleri ellerimin arasında
kaçıp kurtulmaya çalışıyor, sallanmaya devam ediyordu.
Sağ elimin başparmağını göt deliğine
soktuğumda Münire Hanımdan bir tepki gelmedi. Fark etmemişti
belki de. Kendini ileri geri sallamaya bana yaslamaya devam ediyordu sürekli.
Çıkardığı garip iniltileri de son sürat devam ediyordu.
Altımızdaki baza yaşadığımız müthiş
sikişme nedeniyle ağır ağır
gıcırdıyordu. Münire Hanımın kasıklarına,
göt yanaklarına çarpan kasıklarımın ve
taşaklarımın sesi bu gıcırtıları geride
bırakıyordu. Aşağıdaki Selman'ın, annesi
sikilirken çıkan sesleri duymaması mümkün değildi. En çok da o
pezevengin duymasını istiyordum zaten. Borcuna karşılık
66 yaşındaki annesini göndermişti pezevenk. Ama yine de bunun
için ona kızmak yerine teşekkür etmem gerekliydi. 66
yaşında da olsa annesi bana müthiş bir zevk
yaşatıyordu.
Zaman ilerledikçe boşalmaya yaklaşıyordum. Aynı dünkü gibi
sinirlerimin gerildiğini hissettim. Aynı zamanda
baldırlarıma kramp girmiş gibiydi. Son bir gayretle daha
şiddetli ve hızlı halde sikmeye başladım. Münire
Hanım koca gövdesine rağmen yarak darbelerimle baş edemeyeceğini
anladığında dirseklerini kırdı ve kollarını
dayadı yatağa. Bu halde başını iyice eğmiş,
yastığa yapıştırmış gibiydi.
Hırıltılı ve yoğun iniltileri çıkartmaya devam
ediyordu, ama kendini bana yaslamayı bırakmıştı.
Bembeyaz göt yanaklarının löpürdemeleri sikim amının içinde
olduğu halde beni daha da azdırıyordu. Sikimi amından sokup
boğazından çıkarmak istiyordum. Amından osurmaya benzer
sesler gelmeye başlamıştı artık. Kocaman amı
sikimle beraber hava da alıyordu içine, amı adeta bir körük gibi çalışıyordu.
Amının seslerine göt deliğinden gelen osuruklar
karışmaya başladı. Kadın sikilirken resmen osuruyordu.
Münire Hanımın hem ağzından, hem amından, hem de göt
deliğinden sesler çıkıyordu.
Sonunda kendimi kaybedercesine boşalmaya başladım. Döllerim bir
günlük aranın ardından yeniden Münire Hanımın amı ile
buluşurken gözlerim kapanıyor, bilincim gelip gidiyordu.
Boşalırken sikimin tatlı bir şekilde
gıdıklandığını hissediyordum. Daha doğrusu
sikimin içindeki damarlarda, döllerimin aktığı hortumlarda
tatlı bir yanma yaşıyor gibiydim. Bazen işerken oluyordu
böyle, ama şimdi Münire Hanımın yıllanmış
amcığına akıtırken oluyordu, çok hoşuma
gidiyordu.
Boşalmam bittiğinde sikimi amının içine bastırdım
iyice. Kalan son birkaç dölümü de ziyan etmek istemiyordum. Sikimi
çıkardığım vakit Münire Hanımın amının
döllerimi bir sünger gibi emdiğini gördüm. Tek bir damla bile yoktu
sikimden akan. Aynı şekilde amından dışarı akan
bir döl damlası da yoktu.
Ayağa kalkarken Münire Hanım da doğruldu. Sikişme
esnasında ben farkına varmadan takma dişlerini çıkarıp
yastığın üzerine koymuştu. Dişler, karımın
uzun, içi yün dolu yastığının üzerinde duruyordu.
Ağzından tükürük akıyordu. Aynı dünkü gibi yanakları
içe geçmişti. Dünküne inat yüzü gülüyordu bu kez.
"Hoşuna gitti mi?" diye sorduğumda, ellerini birleştirip,
"Şükran, Şükran..." dedi birkaç kez. Arapça teşekkür ediyordu.
66 yaşındaki kadın kendisini siktiğim için bana
teşekkür etmişti. Gururumu okşadı bu hareketi.
Karımın yokluğunda bana güzel bir sikiş ziyafeti
çektiği için ben de ona teşekkür ettim.
"Yıkanalım mı?" dediğimde başını salladı.
Birlikte banyoya geçtik...
[Mehmet]
|