|
Genç Kaynanamla Önce Sanaldan Sonra Analdan! (10) (Orhan 29 Y., Adapazarı)
Arzu
uyandırdığında saat 11:00'e geliyordu. "Kalk hadi, annem
geldi!" derken sesindeki hoşnutsuzluğu fark ettim. "Sen mi
çağırdın onu?" diye sorunca, "Evet, niye ki?" dedim. "Bir daha
bana sormadan iş yapma!" dedi dişlerini sıkarak ve bir şey
dememe fırsat bırakmadan çıktı odadan.
Eşofmanlarımı
giyindim, yüzümü yıkadım ve içeri geçtim. Mutfağa
geçtiğimde kaynanam küçük kızım kucağında masanın
başına oturmuştu. Beni görür görmez heyecanlandı, sağ
eliyle desenli türbanını düzeltirken, "Hayırlı sabahlar!"
dedi gülümseyerek. "Sana da anne!" dedim karşılığında.
Karımın yanında tüm resmiyetimizi sürdürmemiz gerekiyordu,
Arzu'nun bir şey çakmaması lazımdı. Dün gece çatır
çatır sikişmiş olsak da kayınvalide ve damattık
sonuçta.
Kaynanam
kahvaltısını yaparken neşeli görünüyordu ama gergin ve
heyecanlı halini de üstünden atamıyordu bir türlü. Kaçamak
bakışlarla bakıyordu bir bana bir Arzu'ya. Arzu ile
aralarının iyi olmadığı ortadaydı. Arzu annesinin
gelmesinden memnun kalmamıştı. Kaynanamın neşeli
haline karşın Arzu somurtuyordu. Bir ara Arzu, "Hayırdır
anne, bu neşen nereden geliyor?" diye sorunca, kaynanam, "Ne oldu
kızım?" dedi. "Babam öleli şunun şurasında ne kadar
oldu ki sen böyle şen şakrak takılıyorsun!" deyince
kaynanamın suratı asıldı. "O ne demek kızım?"
dedi tepki göstererek.
Arzu annesinin
tepkisi karşısında geri adım atar gibi oldu. Ama bu kez de
imalı imalı, "Ne bileyim çok keyiflisin, anlam veremedim!" dedi.
Kaynanam bir şey diyecek gibi oldu, bana baktı, "Şimdi bir
şey söylerim ama kocanın yanında olmaz!" dedi öfkeyle. Bu ara
kucağındaki küçük kızım mızmızlanınca, Arzu,
"Gel bakalım anneye!" diyerek aldı onu ve yatak odasına gitti. Kaynanam,
"Bunun derdi ne?" dedi sinirle. "Boş ver, aldırma, ara ara deliriyor
böyle!" dedim. Bu sefer de büyük kızım annesinin gittiğini görünce
ağlamaya başladı. Ben de onu alıp yatak odasına
geçtim.
Arzu yatağa
oturmuş kızı emziriyordu. Sütle dolan sol memesine küçük
kızım aç bir kurt gibi saldırmıştı. Arzu sinirli
ama annesinin duymamasına dikkat eder bir tonla, "Niye
çağırdın sanki?" deyince, "Ya bu kadın senin annen,
saygılı ol biraz!" dedim. "Dışarı çıkıp
dolaşırdık, hava güzel, bu da şimdi kıçımıza
takılacak!" dediğinde, "Merak etme, kahvaltıdan sonra gider,
kalmaz!" dedim ve içeriye, mutfağa geçtim.
Kaynanam
fısıltıyla, "Ne oldu?" diye sordu. Yerime otururken de, "Gelmemden
hoşlanmadı, keşke gelmeseydim!" dedi üzüntüyle. Elini tutup, "Boş
ver onu, gergin biraz, sen takma kafana!" dedim. Elini hızla çekerken yine
fısıltıyla, "Gelebilir, bırak!" dedi. Çayım
bitmişti, "Çay koyayım sana." diyerek kalktı ayağa. Beyaz
uzun kollu gömleğini mavi eteğinin üstüne
çıkarmıştı. Altındaki beyaz sutyeninin
askıları belli oluyordu. Başını sarı ve siyah
desenli büyük bir türbanla bağlamıştı.
Bardağımı
alırken elini tutup öptüm, "Yapma Orhan!" dedi yine
fısıltıyla. "Dün gece nasıldı?" diye sordum elini
çekmek isteyince. Bunu duyunca gözlerinin içinin güldüğünü fark ettim.
Fısıltıyla, "Çok güzeldi!" dedikten sonra çekti elini.
İçerde Arzu varken dikkatli olmamız gerekiyordu ama heyecanıma
da engel olmakta zorluk çekiyordum. Bardağımı koyup
karşıma oturdu.
Birkaç parça daha
yedikten sonra, "Ben kalkayım. Hem Tufan arayacak bugün, kamera açacak.
Onunla konuşacağım!" dedi. "Buradan konuşursun, bunun için
gitmene gerek yok!" dedim. Ancak kaynanam Arzu'nun tavırlarından
rahatsız olduğu için gitmekte ısrar ediyordu. O sıra Arzu
geldi, "Ben Beyza ile buluşacağım!" dediğinde, "Ne
Beyza'sı?" dedim tepkiyle. "Beyza, hani dün partide
tanıştım ya, sen de gördün!" dedi cevap olarak. "Ya bırak
şimdi, otur şuraya, başlatma Beyza'ndan!" dedim. Ancak Arzu, "Kızla
konuştum, kafede oturup çay içeceğiz. Annesi de gelecek!" dedi
sinirlenmiş gibi.
Oflayıp
puflarken kaynanam araya girip, "Bırak bu deliyi oğlum, ne
yapıyorsa yapsın!" dedi. Arzu annesine sinirle baktı ama bir
şey demedi. Yeniden yatak odasına dönerken, "Bir Beyza'mız
eksikti!" dedim. Ama sonra bunun harika bir fırsat
olacağını düşündüm. Arzu kızları da alıp
gidiyordu, evde sadece ikimiz kalacaktık. O an kalbim sevinçle güm güm
atmaya başladı. Ama kaynanam gitmekte ısrarcıydı.
Kalması için onu ikna etmem gerekiyordu. Birkaç kez, "Gitme, buradan
konuş, hem bak Arzu da yok, baş başa kalacağız!" dedim
ama nafile. Arzu'nun saçma sapan tavırları kadının
sinirlerini bozmuştu.
Vestiyerdeki
siyah, fermuarlı feracesini giyerken Arzu çıktı yatak
odasından. Annesinin giyindiğini görünce, "Nereye, otursana!" dedi.
Kaynanam, "Neye oturacağım, insanda huzur mu bırakıyorsun
ki!" dedi tepki göstererek. Arzu bu kez, "Ay kıyamam sana, hemen de
alınırmış!" diyerek annesine sarıldı. Annesi, "Bırak
beni, bırak!" diyerek onu itmeye çalışsa da Arzu
bırakmıyordu onu. Yanaklarından öptükten sonra nihayet
bıraktı. "Sen de gel benimle, senin için de değişiklik olur!"
dediğinde, kaynanam, "Tufan arayacak, çocuk kamera açacak dedim ya!" dedi
sertçe. "İyi o zaman, sen kal burada. Bir daha bunun için niye gidiyorsun.
Burada da bilgisayar var, içerde konuşursun abimle!" dedi.
Arzu'nun bu
şekilde konuşmasına ben de arka çıktım. İkimizin
birden böyle söylemesi sonucu kaynanam sonunda yelkenleri suya indirdi.
Gözlerindeki memnuniyeti hemen fark ettim. Feracesini çıkarıp
astı. Arzu tekrar annesine sarılıp öptükten sonra yatak
odasına geçti, kaynanamsa, "Şu mutfağı toplayayım bari..."
dedi yan gözle bana bakarken. Körün istediği bir göz iken Allah iki göz
veriyordu. Kendi evimde kaynanamla baş başa kalacaktım...
Birkaç dakika
sonra Arzu hazırlanmış halde kapının önündeydi. "Orhan
aşağı indirsene bizi!" deyince kızları
kucakladım. İkili bebek arabası girişte, merdiven
altındaki yerindeydi. Arzu kızları arabaya koyup, "Anneme
söylesene buzlukta et var, çıkarıp yemek yapsın, eve filan da
gönderme sakın!" dedi. Yanağından öpüp, "Tamam, sen merak etme!"
dedim neşeyle.
Merdivenleri
ikişer ikişer çıktım. Sevinçten uçacaktım nerdeyse.
Kapıya vurdum, az sonra kaynanam açtı kapıyı. Hemen içeri
geçip kapadım kapıyı ve "Gel şöyle!" diyerek belinden
sarılıp kendime çektim. Etli dudaklarını emerken o da
ateşli şekilde karşılık veriyordu. Belindeki elimi
aşağı indirdim ve dolgun götünü avuçladım sıkıca.
Göt yanaklarını eteğinin üstünden sıkıp
yoğururken kaynanamın ayakları yerden kesilir gibi oldu.
Azgınlığım doruk noktasındaydı artık. Birden
80 kiloluk kaynanamı kalçalarından tutup kaldırdım havaya.
"Ayyy, Orhannn,
yapma belin ağrıyacak!" dedi, ama kendimi bir halterci gibi
hissediyordum azgınlığın verdiği enerjiyle. Kaynanam
ellerini omuzlarıma atıp bacaklarını da belime dolarken, "Ağrımaz,
korkma!" dedim ve yeniden etli dudaklarını emdim uzun uzun. Gerçekten
de o kilosuna rağmen bana tüy gibi hafif geliyordu. Birkaç adım
atıp onu koridorun duvarına yasladım. Kaynanam duvardan
aldığı destekle daha sıkı sarılıp kenetlendi
bana. Çorapsız bacaklarını sıkı sıkı
sarmıştı belime. Dudaklarını, yanaklarını
hasretle öpüyordum. Yarağım gri eşofmanımın
altında sertleşmişti iyice. Yanaklarını öpüp emerken,
"Götten sikmeden göndermem seni!" dedim fısıltıyla. Kaynanamın
buna cevabı, "Tamam!" oldu. Göğsümün altındaki şişkin
memeleri birer hava yastığına dönmüştü sanki.
Onu
kucağımda yatak odasına götürdüm. Dün gece kocasının
yatağında sikmiştim, bugünse kızının
yatağında sikecektim. Uzandırdım yatağa, ben de
üzerine uzandım. Dudak dudağa deli gibi öpüşüyorduk. Sağ
elimi alta uzatıp eteğinin altına soktum. Dolgun beyaz
kalçasını okşarken diğer elimle de memelerini
sıkıyordum gömleğinin üstünden. Kaynanam dün gecekinden de
ateşliydi. Dudaklarımı kanatırcasına emiyor, ağzına
soktuğum dilimi vakumluyordu.
Başındaki
türbanını çektim, altına bone takmamıştı, kumral
saçları ortaya çıkarken gömleğinin düğmelerini açmaya
başladım bu kez. Açılan düğmelerin arasında bembeyaz
vücudu ve beyaz sutyeni göründü. Sutyenini tutup sıyırdım ve
memelerini emmeye başladım hemen. Kaynanam bacaklarını
kendine çekiyor, sırtımı, omuzlarımı okşuyordu.
Memelerini emmeye devam ederken sağ elimi alta götürüp eteği gibi
mavi renkli külotunun üstünden amını okşamaya
başladım. Parmaklarım amının üzerinde gezindikçe
aldığı keyifle inliyor, bacaklarını geriyor,
kasıyordu. Memelerinin etli uçlarını dilliyor, yalıyor,
ısırıyordum. Parmaklarımıysa amının
yarığına bastırıyordum külotu üzerinden.
Yarağım
demir gibiydi artık. Dizlerimin üzerinde doğruldum ve üstümdekileri
çıkardım çabucak. Çırılçıplak
kaldığımda kaynanam dirseğinden destek alarak doğruldu
ve sol elini yarağıma attı. Ben de elimi külotunun içine soktum.
Külotun içi amının zevk sıvıları ile epey
ıslanmıştı. Islak amına orta parmağımı
soktuğumda dişlerini sıkarak inledi, dudaklarını
ısırdı. Parmağımı geniş amına
hızlı hızlı sokup çıkartmaya başladım
akabinde. Boştaki sol elimle de dolgun memelerini avuçladım.
İkimizin de zevkli iniltileri çoğalmıştı şimdi.
"Hadi sik
artık, Tufan arayacak şimdi!" dedi yarağımı
sıvazlamakla meşgulken. "Tamam, acele etme!" dediysem de onun gergin
hali yaşadığı zevkin önüne geçmişti. Onu amından
değil götünden sikmek istediğim için işi mümkün olduğunca
uzatmaya çalışıyordum. Kaynanamınsa işi aceleye
getirip götünü kurtarmanın peşinde olduğunu biliyordum. Bana
götten vermeyi kabul etmiş olsa da bu aceleci tavırlarıyla
götünü değil amını vermeyi hesap ediyordu kendince.
Ona
soyunmasını söyledim. Ayağa kalkıp çıkardı
üstündekileri hızla. Yeniden yatağa uzandığında
bacaklarını ayırdım. Ayaklarına doğru
kaydım, ayırdığı bacaklarının arasına
girip amını yalamaya başladım. Kendini kasıp inlerken
amının etli koyu pembe dudaklarını iştahla emiyordum.
Kaynanam yaptığımdan büyük keyif alsa da oğlunun
arayabileceği endişesiyle kendini kasıyordu durmadan.
"Bırak Orhan, sonra yaparsın!" dedi birkaç kez. Sonunda, "İyi,
tamam!" diyerek bıraktım amını emmeyi ve doğrulup
kalktım.
Omuzlarından
tutarak yüzüstü dönmesini istedim. "Yap işte böyle, niye öyle istiyorsun?"
dediğinde götten vermek istemediğine kani oldum. Ancak onu götünden
sikmeden gönderecek değildim. "Niye istediğimi biliyorsun, hadi
nazlanma!" dedim ve güçlü kollarımla itirazlarına rağmen yüzüstü
çevirdim. Dolgun beyaz götü davul gibi önümde belirirken göt
yanaklarını okşayıp yoğurdum. Kaynanam, "Sonra
yaparsın Orhan, Tufan arar birazdan!" dedi endişeli bir sesle ama
nafileydi artık.
Ellerimle göt
yanaklarını ayırdığımda düşlerimi süsleyen
göt deliği çıktı piyasaya. Çok az siyah kıllar deliğin
ağzını çiçek gibi süslemişti. Bunun dışında
kıldan tüyden eser yoktu kaynanamın götünde. Genç bir
kızınkinden farksız hatta daha güzeldi. Amını yalamama
izin vermemişti, ama götünü yalamadan duramayacaktım.
Karımın benden esirgediği güzelliği kaynanamdan almak
istiyordum. Göt yanaklarını olabildiğince ayırıp
yüzümü yarığın arasına soktum. Birkaç günlük
sakallarım kaynanamın narin götünün üzerinde gezinirken hafiften
gerildiğini, göt yanaklarının
kasıldığını gördüm.
"Orhan sonra
yaparsın, Allah aşkına Tufan arar birazdan!" dediğinde, "Ararsa
arasın, dünyanın sonu değil ya!" dedim ve dilimin ucunu göt
deliğinin ağzına değdirdim. O an kaynanamdan, "Ihhhh!" diye
yoğun ve derin bir inleme çıkarken, "Ay ne yapıyorsun?" diye
sordu. "Götünü dilliyorum!" dediğimde, "Ayyy!" diye ikinci bir inilti
çıktı dudakları arasından. Söylemek istemese de bundan
büyük zevk almıştı. Dün gece de aynı şekilde zevk
almıştı, ama sanki bunu unutmuş gibiydi.
Göt deliğinin
ağzını dillerken minik siyah kıllar dilime geliyordu, ama
sorun edecek kadar değildi. Kaynanamın götünden sıcak
havanın etkisine rağmen ter ya da başka bir rahatsız edici
koku gelmiyordu. Kasıkları ve amının üstü tertemizdi.
Sağ orta parmağımı amının içine soktuğumda,
"Ayyy!" diye öncekinden daha tiz bir inilti çıkardı. "Senin de
hoşuna gitti değil mi?" dediğimde, "Eveettt!" dedi uzun
uzadıya. Parmağım amının ıslaklığı
ve sıcaklığı ile içinde gidip geldikçe kaynanamın
zevki çoğalıyordu.
Yarağım
kalkmış, içine girmek için hazır hale gelmişti. Ama götüne
gireceğim için kendimi olabildiğince kontrol edip tutmaya
çalışıyordum. Kaynanamın bakire göt deliği
yarağımı alabilecek miydi içine? Aklıma takılan buydu.
Arzu'nun göt deliği yarağımın anca kafasını içine
alabiliyordu, daha fazla ilerleme ise Arzu müsaade etmiyordu. Buna rağmen
kaynanama Arzu'yu haftada bir götünden siktiğimi söyleyerek yalan
söylemiştim. Ancak yalanım işe yaramış, kaynanam
götten verme konusunda katı tutumunu yumuşatmıştı.
Şimdi göt deliği de dillemelerim karşısında
yumuşamış haldeydi. Dün geceki gibi biraz genişletme yapmam
gerekiyordu. Bunun için de ne kullanacağımı biliyordum.
Çabucak
kalktım yataktan ve Arzu'nun makyaj aynasının önüne koyduğu
bebek yağını aldım. Kaynanam, "Onu ne yapacaksın?"
diye sorunca, "Götüne dökecem, yağlayıp sikecem canın
yanmasın diye!" dedim. Kaynanam birden doğrulup, "Orhan istemiyorum
ben!" dedi, kaşları çatılmış yüzü gerilmişti.
"Niye?" diye sordum bebek yağının kapağını
açarken. "Canımın yanmasını istemiyorum, hem çok günah!"
dediğinde, "Başlatma günahından şimdi!" dedim ve omzuna
bastırıp yeniden yüzüstü uzandırdım.
Sol elimle göt
deliğini açığa çıkarırken sağ elimle de bebek
yağını döktüm deliğin ağzına. Yağlı
sıvı minik bir dere gibi kapaktan dökülürken bir kısmı göt
deliğinin içine girer gibi oldu ama çoğunluğu amına
doğru aktı yavaşça. Sağ orta parmağım yeniden
görev başına döndü ama bu kez göt deliğinin içine girecekti.
Kaşla göz arasında ilk boğumuna kadar girdikten sonra
yavaşça bastırmaya başladım. Kaynanam şimdi sessiz
kalmış, beni yan gözle izliyordu. Götündeki parmağımın
canını yakmadığını anlayınca ses
çıkartmamıştı. İkinci boğumuna geldi
parmağım kısa sürede. Bir süre o şekilde kaldım,
içinde ileri geri oynattım.
"Canın
yanıyor mu?" diye sordum, "Yok!" dedi yüzünü benden yana çevirip. "O zaman
gel şöyle!" diyerek parmağımı çıkardım götünden.
Yanına uzandım ve onu da yan çevirdim. Parmağımı alta
uzatıp arkasından soktum götüne. Kaynanamın boynunu,
omuzlarını ve yüzünü öperken parmağım götünde ileri geri
oynamaya başlamıştı. Bebek yağının
verdiği kayganlık sayesinde sonunda dibine kadar girmişti
götüne. Kaynanamdan hafif bir inilti çıkıyordu, gözlerini
ağır ağır kırpıyor, dudaklarını
emiyordu. Sol elimi altından sokup memesini avuçladığımda
iniltileri çoğaldı. Sağ bacağını havaya
kaldırdı daha rahat hareket edebilmem için.
Öpmelerim,
memelerindeki elim ve götündeki parmağım sonrası, "Immm, Orhaaann,
ayyyy, ahhh!" şeklindeki zevk sözleri pembe dudaklarından
çıkmaya başladı. "Hoşuna gitti senin de!" dedim, kulak
memesini emerken, "Immmm!" diye gözleri kapalı halde inleyerek yanıt
verdi sözlerime. Kaynanamın bakire göt deliği
parmağımı içinde misafir ederken kendimi kontrol etmeye devam
ediyordum. Ara sıra götünün yanaklarına sürtüyordum
yarağımın kafasını.
Ancak bu mutlu
anlarımız kaynanamın mutfakta çalan telefonu ile kesintiye
uğradı. Kaynanam birden heyecanlanırken, "Tufan arıyor!"
diyerek kalkmaya çabaladı. Mecburen parmağımı
çıkardım götünden. "Sana dedim Tufan arar şimdi!" diyerek
yerdeki eteğiyle gömleğini giyinmeye başladı. Saniyeler
önce zevkten inlerken şimdi kızmış bir haldeydi. Külot ve
sutyenini giyinmeden eteğiyle gömleğini giyip mutfağa
koştu. Telefonun sesi kesilmişti bu arada.
Kaynanam elinde
telefonla odanın kapısında durup, "Tufan aramış!" dedi
ve başını salladı sağa sola. Kendisi aradı, "Duymadım
oğlum kusura bakma, Arzu'dayım ben... O da iyi, ne olsun,
dışarı çıktı onlar, iyiler..." şeklindeki konuşmanın
sonunda, "Tamam, nasıl istersen oğlum, Allah'a emanet ol yavrum!"
diyerek kapattı. Morali bozulmuş gibiydi, "Ne oldu?" diye sordum.
"Arkadaşlarıyla geziyormuş, haftaya kamerada konuşuruz dedi!"
diyerek yanıt verdi. "Neyse sağlık olsun, iyi miymiş?" dediğimde,
"İyi iyi, sesi iyi geliyordu!" dedi. Oğlunun kamera açması için
onca zaman beklemiş ama hayal kırıklığına
uğramıştı.
"Boş ver,
hadi gel şöyle!" diyerek kalktım ve elinden tutup yatağa çektim.
"Ben senin moralini düzeltirim şimdi!" dedim ve yanaklarından öpmeye
koyuldum. Kaynanam tepkisiz kaldı önce ama sonra karşılık
verdi. Hatta sağ elini yarağıma atarken inlemeye
başlamıştı. Göt deliği bebek yağının
etkisiyle rahatlamış gibiyken götüne girmek için beklememe gerek
yoktu artık. Öpmeyi bırakıp, "Hazır mısın?" diye
sorduğumda, gözlerindeki endişeyi fark etmemek mümkün değildi.
Yine de itiraz etmeyip, "Canımı yakma ama!" dedi
fısıltıyla. "Yakmam, korkma, sen benim aşkımsın,
aşkımın canını yakacak değilim!" dediğimde,
"Aşkııımmm!" diyerek sarıldı sıkıca.
Doğruldum,
onu sırtüstü uzandırıp eteğiyle gömleğini
çıkarttım. Arzu'nun yastığını belinin altına
koymasını istedim. Dediğimi yaparken ayaklarından tutup
kaldırdım ve geriye attım. Sonra da ellerini dizlerinin
arkasından atıp bacaklarını desteklemesini istedim. Bunu da
itirazsız yerine getirirken amı ve göt deliği havaya
kalkmış haldeydi. "İyi misin böyle?" diye sorduğumda, "Hı
hı, iyiyim..." dedi gergin bir sesle. 1,70 boyunda ve 80 kiloydu ama
vücudu elastik bir yapıya sahipti. Bu pozisyonda olmaktan
rahatsızlık duymuyordu.
Kenarda duran
bebek yağını alıp göt deliğine bir miktar daha döktüm,
sonra da elime bolca döküp yarağımı bununla sıvadım.
Bebek yağından parlayan yarağımı yavaşça göt deliğine
bastırdım. Minik kıllarla kaplı göt deliği
sıkılığına rağmen yavaşça açılırken
yarağımın kafası ağır ağır içine
girmeye başlamıştı. O an derin bir nefes aldım,
kendimi kontrol etmeye çalıştım. Kaynanamın göt deliği
en az kızınınki kadar sıkıydı, bebek
yağı etki etmiş olsa da bunu kolayca hissediyordum. Dizlerimin
üzerinde biraz ileri doğru kayarken sağ elimle
kavradığım yarağımı bastırmaya
başladım. Kaynanamın endişeli bakışları
üzerimdeydi, gözlerini kırpmadan bana bakıyordu.
"Giriyor!"
dediğimde dudaklarını ısırdı. Biraz daha
bastırdığımdaysa, "Ayyy, ahhh!" diye sert bir inleme koyuverdi.
Bastırmaya devam ettim ama sanki deliğin içinde bir şey daha
fazla ilerlememe engel oluyor gibiydi. Oysa daha yarağımın
yarısı bile içine girmemişti. Kaynanamdan, "Çıkar Orhan,
canım yandı!" sesleri yükselmeye başlarken, "Tamam, sakin ol,
korkma!" dedim onu rahatlatmaya çalışarak. Ancak kaynanamın
rahatlayacak hali yoktu. Birkaç kez daha götünden çıkmamı isteyince
daha fazla itiraz edemedim ve götünden çıktım.
Bebek
yağı sandığım kadar etki etmemişti belki de. Ya
da pozisyonla alakalı bir durumdu. Doğrulup kalkarken, "Domalsana,
bir de öyle deneyelim!" dediğimde, "Olmaz Orhan, istemiyorum ben,
canım yandı!" dedi. Ancak bu aşamaya gelmişken
bırakacak durumda değildim. "Hadi, naz yapma, domalırsan
canın yanmaz, hem Arzu'da o şekilde seviyor!" dedim. Kaynanam sanki
sözlerime inanmamış gibi baktı önce, ama kızıyla
adı konulmamış yarışta yenik olmak istemediği de
belliydi. "Acımıyor mu o zaman?" diye sorunca, ben keyifle, "Yok,
götünün deliği daha fazla genişleyip açılıyor o
şekildeyken!" dedim. Bir süre sessiz kaldıktan sonra, "Tamam!" dedi
fısıltıyla ve ardından da önümde dört ayak üstüne
domaldı.
Sanalda
başlayan ilişkimiz analda devam edecekti...
[Orhan]
|