|
Genç Kaynanamla Önce Sanaldan Sonra Analdan! (9) (Orhan 29 Y., Adapazarı)
Yürüye yürüye kaynanamın
evine vardığımda saat 23:00'e geliyordu. Binanın
kapısı kapalı olduğundan zile bastım. Az sonra zilin yanındaki minik hoparlörden kaynanamın korktuğunu
belli eden
sesi geldi, "Kim o?" diye. Bu saatte birini beklemediğinden çalan zil onu
korkutmuştu. "Benim, Orhan!" dediğimde, "Orhan?" dedi
şaşırarak. "Hayrola, ne oldu?" deyince, "Ya açsana
kapıyı, soru sorup durma!" dedim karşılık olarak. Kapı
cızırdayarak açıldı az sonra, ben de içeri girdim.
Merdivenleri ağır ağır çıkarken kaynanamın
kapısı açıldı.
Beni görünce, "Hayırdır,
ne oldu?" diye sordu merakla. "Geç içeri, içerde konuşalım!" dedim
ayakkabılarımı çıkartırken. Meraklı ve tedirgin
gözlerle bakarken peşinden içeri girip kapıyı kapadım. "Ne
oldu Orhan, bu saatte ne işin var burada, Arzu nerede, kavga mı
ettiniz yoksa?" diye nefes almadan soruları sıralayınca, "Yok be
ne kavgası, Arzu yattı, kahveye gidiyorum deyip buraya geldim!"
dedim. Sonra da, "Geç otur şöyle, konuşacaklarım var seninle"
dediğimde, "Ne konuşacaksın?" diye sordu koltuğa oturmadan önce.
"Arzu ile arandaki
mesele ne? Bu akşam aradın onu, seninle konuşmak için arka odaya
geçip kapıyı kapattı, ne oldu?" diye sordum. "Bizim
aramızda!" dedi. "Ne var aranızda sizin, söylesene!" dediğimde,
"Ha!" dedi şaşkınca. Sonra da, "Yok, bir şey yok, ne olacak
ki, ana kız arasındaki mesele!" dedi. Benden gizlediği bir
şey olduğu çok açıktı. "Ne işte, o mesele ne,
aranızdaki konu ne söylesene!" dedim yanıt olarak. "Seninle bir
ilgisi yok!" derken sözünü kesip, "Ya benimle ilgisi var yada yok, ben onu
sormuyorum, nedir sizin derdiniz, ne var aranızda?" dedim tepki
göstererek.
Derin bir iç
geçirdi önce, söylesem mi söylemesem mi diye kararsız kaldıktan sonra,
"Tamam ama benden öğrendiğini belli etme ona!" dedi önce. Sonra da
merak ettiğim meseleyi anlattı: "Salim yaşarken kardeşinden
on bin lira borç almıştı. Karşılığında
da senet imzalamıştı. Kardeşi senetsiz vermem demişti.
Bunun beş binini geri ödedik, senetlerini aldık ama sonra hastalanınca
kaldı. Salim ölünce kaynım (Yenge ben o kalan parayı
istemiyorum, borcun falan yok!) dedi. Ama eltim bugün o kalan parayı
istediklerini söyledi. E siz istemiyoruz demiştiniz, ne oldu böyle deyince
(Bizim de durumumuz sıkışık, zor durumdayız!) falan
filan bir sürü laf edip durdu. (Vermezsen o senetler halen duruyor, onları
işleme koyarız!) deyince de başımdan aşağı
kaynar sular döküldü. Senetlere beni kefil olarak yazmışlardı.
Ağzıma geleni söyleyip çıktım..." dedi.
"Arzu'yu da bunun
için aradım. Sen bana o parayı ver Orhan'dan gizli, ben sana parça
parça öderim dedim. Ama yanaşmadı, (Benim param yok!) dedi.
Olduğunu biliyorum, senden aldığı paraları biriktirip
bankaya yatırdığını biliyorum, ama yanaşmadı
parayı vermeye. Seni de aramak istemedim, bana zaten destek oluyorsun bir
de bunun için arayıp rahatsız etmek istemedim. Kader'i aradım
ben de, durumu anlattım, (Tamam, sen merak etme ben veririm!) dedi
sağ olsun. O gönderecek bana parayı. Ben de Selime'ye verip senetleri
alacağım..." diye ekledi.
Anlattıkları
fena halde canımı sıktı. Kayınbabamın
kardeşi ve eltisi Selime'ye küfrettim. Yaptıkları
şerefsizlikti. Ancak karımın yaptığı da
başka bir şerefsizlikti. "Arasana beni, ne diye Arzu'yu
arıyorsun, böyle şeylerde bana haber ver!" dedim. "Ne bileyim,
çekindim!" deyince kalkıp yanına oturdum. Elimi omzuna atıp, "Ya
güzelim, biz artık neyiz seninle, karı koca değil miyiz?"
diyerek yanağından öptüm. Kaynanam utangaç bir genç kız
edasıyla kendini geri çekmeye çalıştı önce, sonra da, "Arzu
bilmiyor buraya geldiğini, di mi?" diye sordu.
"Dedim ya, kahveye
gidiyorum dedim, zaten yattı o, sabaha kadar uyanmaz!" dediğimde, "Niye
bu kadar erken yattı?" diye sordu bu sefer. Ona (Sikiştik, sonra da
yattı!) dememek için, "Bugün yaş günü kutlamasında
yorulmuş, onun için!" diyerek yanıt verince, "Haa!" dedi
kaşlarını kaldırarak.
Sarı
puantiyeli bir pijama ile beyaz bol bir tişört vardı üzerinde. Kumral
saçları sırtına dökülüyordu.
"Ayrıldığımızdan beri çok özledim seni, şunun
şurasında kaç saat oldu ama burnumda tütüyorsun!" diyerek
dudağının kenarından öptüm. Utanmış gibi, "Ben de!"
dedi gülümseyerek. Beyaz boynunu öptüm, etini emdim. Kaynanamın çok
hoşuna gitmişti, ancak, "Gitsen iyi olur Orhan, Arzu kalkıp
arayabilir!" dedi dudaklarımı boynundan çektiğimde. "Uyanmaz o,
söyledim ya sana, korkmana gerek yok!" dedim.
Ancak kaynanam
korkusunu üstünden atamıyordu bir türlü. Sürekli benzer sözlerle gitmemi
istiyordu. "Birer kahve yap da beraber içelim önce, ondan sonra giderim!"
dediğimde, "Tamam!" dedi itiraz etmeden ve kahveyi yapmak için
mutfağa geçti. Gitmek gibi bir niyetim yoktu, ama onu da ürkütmek
istemiyordum. Birkaç dakika sonra elinde bir tepsiyle geldi. Kahvenin
yanına iki de küçük lokum koymuştu. Yan yana oturmuş orta
şekerli kahvelerimizi içerken kaynanamla kızlarım hakkında
konuştuk.
Sonunda kahvem
bittiğinde, kaynanam, "Hadi Orhan!" dedi kalkmam için. "Ya niye kovmaya
çalışıyorsun beni?" deyince, "Kovma falan değil, bu saatte
burada olmaman gerek!" dedi. "Ya sen benim kayınvalidem değil misin,
ne olmuş, ben de senin damadınım, yabancı mıyız?"
dediğimdeyse, "Orhan konuşturma şimdi beni!" dedi elindeki kahve
fincanını sertçe tepsiye koyarken. Geriye yaslanıp, "Bu gece
seni sikmeden şuradan şuraya gitmem!" dediğimde, "Tövbe tövbe!"
dedi başını sallayarak.
"Orhan delirdin mi
sen, hadi bak saat kaç oldu!" dedi eliyle de kalkmamı işaret ederek.
"Valla ben çok ciddiyim, hiç öyle gitmek gibi bir niyetim yok!" dediğimde
bu kez gözlerini üzerime dikip uzun uzun baktı. Ardından da, "Sen
bunun için geldin buraya değil mi, aranızdaki meseleyi merak ettim
falan filan yalan!" deyince, "Eh, o da var tabii, senin tadını
almışım bir kere güzelim, aklımdan çıkmıyorsun ki!"
dediğimde, gülümseyerek, "Sapık!" dedi.
Kaynanamın
beden dilini çözmüştüm. Bu gülümsemesi onun da en az benim kadar
sikişmek istediğinin işaretiydi. Elini tutup öptüm. "Nerde
yapalım, senin odanda mı?" dediğimde yüzü ciddileşti ve
sert bir sesle, "Tövbe tövbe, kocamın yatağında olur mu?" dedi.
"Kocan mı kaldı, adam ölüp gitti!" deyince, "Ya git işine,
manyak mısın nesin?" dedi tepki göstererek. "Tamam o zaman,
Tufan'ın odasına gidelim!" dediğimde yumuşar gibi oldu.
"Hadi gel bakalım!" dedim ve elinden tutup kaldırdım. Birlikte
Tufan'ın odasına geçtik.
Tufan askere
gittiğinden beri hiçbir şey değişmemişti odada. Her
şey o günkü gibi duruyordu. Tek kişilik yatağa bakıp, "Göt
kadar yatak bu, nasıl olacak bunun üstünde?" dediğimde kaynanam
sessiz kaldı. Doğru söylediğimi o da biliyordu. "Senin odana
gidelim!" deyince bu kez itiraz etmedi. Kaynanamın büyük yatak
odasının kapısını açtım. Büyük pencerenin
perdelerini henüz çekmemişti. Işığı yakmadan önce
kalın perdeleri sıkıca çektim. Kaynanam
ışığı açtı, hareketlerinde heyecan ve tedirginlik
vardı.
Kayınbabam
ile evlendikleri gün fotoğraf stüdyosunda çektirdikleri büyük, çerçeveli
bir fotoğraf yatağın başındaki duvarda
asılıydı. Kaynanam henüz 17 yaşındaydı
evlendiğinde. Beyaz kapalı gelinliğinin içinde tüm
güzelliği, canlılığı ve tazeliği ile kocasının
elinden tutmuştu. Kayınbabam ise 30 yaşındaydı. Siyah
gür saçları, kalın bıyıkları ve boynuna
taktığı büyük kırmızı papyonu ile komik görünüyor
ve eski zamanın taverna şarkıcılarına benziyordu.
"Şunu
kaldırsana!" dedi heyecanını gizleyemeyen bir sesle. Yatağın
üstüne çıkıp büyük fotoğrafı aldım duvardan.
Fotoğrafı duvara dönük şekilde yaslarken kaynanam da
eskimiş makyaj masasının üzerinde bulunan birkaç
fotoğrafı kaldırıp çekmecelerden birine koydu. Bunlarda da
rahmetli kocası, Tufan ve Arzu vardı. Sonunda her şey tamam
olmuştu.
Karşımda
ne yapacağını bilmez halde dururken, "E hadi soyunsana!" deyince,
"Tamam!" dedi fısıltıyla. Ben üstümdekileri çıkarırken
o da önce pijamasını ardından da tişörtünü
çıkardı. Altına krem renkli slip külotla sutyen giymişti.
Slip külot kasıklarını sıkmış, amının
etli dudaklarını ortaya çıkartmıştı.
"Güzelmiş çamaşırların, nerden aldın?" diye sorunca,
"Arzu almıştı anneler gününde." dedi. Benden gizli
almıştı demek ki. "Hadi ya?" dedim şaşırarak ama
Arzu'nun bu davranışı hoşuma gitmişti. Az sonra
külotunu ve sutyenini de çıkarıp yanıma uzandı.
Kaynanamın
yatağı bizimkinden de genişti. "İnsanın böyle
yatağı varken boş kalması doğru olmaz!" dedim.
Yanaklarını öpüp memelerini avuçlarken, kaynanam, "Bundan sonra sen
doldurursun o zaman!" dedi sağ elini aşağı atıp
yarağımı tutarken. Daha birkaç dakika önce (Kocamın
yatağında olmaz!) diyen kaynanam şimdi 180 derece tersini
söylüyordu. Ama beni çok mutlu etmişti bu sözleriyle.
Dudaklarını emerken karşılık veriyor,
yarağımı daha sıkı tutuyordu. Memeleri elledikçe balon
gibi şişip büyüyordu sanki. Eliyle 31 çektiriyordu
yarağıma. Bense memelerini emmeye başlamıştım bu
sırada. Etli uçlarını emiyor, ısırıyordum
durmadan. Kaynanamın kısık sesle çıkardığı
zevk iniltilerini duyuyor, sıcak nefesini yüzümde hissediyordum.
Sağ elimi
memelerinden çekip amına attığımda amının çoktan
sulandığını, sikilmeye hazır hale geldiğini
gördüm. Ancak aklımda götü vardı, bu gece onu götünden sikecektim.
"Götten yapalım!" dediğimde, "Olmaz!" dedi tepkiyle. "Tamam
demiştin gündüz, niye itiraz ediyorsun şimdi?" deyinceyse, "Hazır
değilim!" dedi. "Güzelim korkmana gerek yok, ben her şeyi
ayarlarım, sen çekinme, rahat ol, kendini bana bırak yeter ki!"
dediğimde önce sessiz kaldı. Saçlarımı okşadıktan
sonra sağ dirseği üzerinde doğrulup korkulu gözlerle baktı.
"Canımı yakma!" dedi fısıltıyla. "Korkma!" dedim
yanağından öptükten sonra.
"Yüz üstü uzan sen!"
deyince yavaşça yaptı dediğimi. "Bacaklarını aç!"
dediğimde de itiraz etmeden yerine getirdi. Dolgun ve beyaz göt
yanaklarını kavradım, bir süre avuçlayıp sıktım.
Onları iki yana ayırdığımdaysa beklediğim manzara
karşımdaydı. Kaynanamın kısa siyah kıllarla
kaplı göt deliği hemen önümdeydi. Eğildim, dilimi uzattım
ve terli göt deliğinin ağzına hafifçe değdirdim. Kaynanam
irkildi önce, başını yana çevirmiş bana bakıyordu. Göt
deliği temizdi, herhangi rahatsız edici bir koku yoktu
şansıma. Aynı şeyi bir kez daha ama bu sefer
bastırarak yaptığımda kaynanamın göt yanakları
sertleşti. Kısa siyah kıllar dilimin ucuna minik birer iğne
gibi batmıştı.
Bir kez daha göt
deliğini dillediğimde kaynanamdan bu kez hafif bir inilti
çıktı. "Hoşuna mı gitti?" diye sorunca, "Bi tuhaf oldum!"
dedi. Dilimi bu kez daha uzun ve bastırarak tuttum göt deliğinde.
Deliğin ağzını külahtaki dondurmayı yalar gibi
yalıyordum. Kaynanam ellerini iki yana açtı, yüzünü
bastırmıştı yatağa. Bana bakmaya
çalışıyordu. Birkaç sefer daha yaptıktan sonraysa,
kaynanam, "69 yapalım, ben de seninkini ağzıma alayım!"
deyince, "Vay, sen 69'u nerden biliyorsun?" diye sordum gülerek. Kaynanam
doğrulurken, "Sen de beni iyice kör cahil belledin herhalde!" dedi
alınmış gibi.
Ben yatağa
sırtüstü uzanırken o da ters şekilde üzerime çıktı.
Kaynanamın sulu bir şeftaliye benzeyen etli amıyla dil
darbelerimle iyice ıslanan göt deliği ağzımın
ucundaydı şimdi. Amının koyu pembe, etli
dudaklarını parmaklarımın ucunda sıkarken kaynanam
yarağımı ağzına almıştı bile.
Yarağımın kafasını emiyordu nazikçe. Sol eliyle
yataktan destek alırken sağ eliyle kavradığı
yarağımı emiyor, kafasını dilliyor bazen de
ağzına dibine kadar almaya çalışıyordu. Bense
ayırdığım amının içini dilimle ve
ağzımla dolduruyordum. Amının sıcak ve yağlı
zevk sıvıları dilimi kaplıyordu. Göt deliğini de ara
ara dillemeye devam ediyordum ama asıl ilgi alanım şimdi
kayganlaşmış ve vıcık vıcık
sulanmış amıydı.
Karımla
yaşadığım sikişin üzerinden çok zaman geçmemişti,
ama şimdi annesinin yatağındaydım. Babasından kalan
kutsal yatakta annesini sikecektim. Kaynanamın yoğun ve ıslak
saksosu yarağımı daha da sertleştirirken amının
ıslaklığı da her geçen saniye çoğalıyordu. Dilimi
amının kızıllığına sokmuş, derin ve
geniş boşluğun içinde gezdiriyordum. Ara sıra göt
deliğine attığım dil darbeleri kaynanamın
sıkı göt yanaklarını taş gibi sertleştiriyordu.
Göt yanaklarına birkaç şaplak attım, hamur gibi sıkıp
yoğurdum. Bu anlarda kaynanam başını kaldırıp
indiriyor ve yarağımı daha çok alıyordu ağzına. Harika
bir duyguydu. Derin derin somuruyor, emiyordu yarağımın
kafasını. Sağ elini şişen taşaklarımın
üzerinde gezdiriyor, onları hafifçe sıkıyor, okşuyordu.
Kıllı
göt deliğini her iki başparmağımla ayırdım.
Deliğin içi gündüz kızarmış gibi görünüyorken şimdi
koyu bir karanlığa bürünmüştü. Kaynanamın bu pozisyonda
sarkan memeleri kasıklarıma, bacaklarıma değiyordu. Ancak
saksoya ara verdiği bir anda yarağımı iki memesinin
arasına aldı. Memelerini sallayarak yarağıma
çarptırdı ardından. "Harikasın!" dedim keyifle.
Amının
etli dudaklarını daha bir iştahla emmeye başlarken sağ
başparmağımı da götüne soktum. Parmağım kolayca
ilk boğumuna kadar içine girerken kaynanamın dolgun göt yanakları
bir sertleşip bir yumuşuyordu. Bundan zevk
aldığını görüyor, hissediyordum. Kalçalarını,
sırtını ve belini okşuyor, göt yanaklarında
gezdiriyordum sol elimi. Götündeki parmağımı ileri geri
oynattıkça göt deliği açılıp genişliyordu.
Amını dillemeye, emmeye de devam ediyordum yine.
Kaynanam bu ara
doğruldu ve yüzüme oturur gibi bir vaziyet aldı. Amı
ağzımla bütünleşmişti şimdi. Götündeki
parmağımı çıkardım. Amını dilleyip emerken
göt yanaklarını avuçlayıp sıktım. Bu sırada o da
boş durmayıp amını ovalıyordu hararetle. Bir yandan da fısıltılı zevk iniltilerini çıkartıyordu.
Amı yağ sürülmüş gibi kaygan ve bir kor gibi yakıcı
haldeydi. Yüzüme oturmuş halde kendini ileri geri sallıyordu. Zevk
denizinde yüzüyordu kaynanam. Ancak bu anlarımız, "Sik beni
aşkım, hadi sik beni!" sesleri ile kesintiye uğradı. Kaynanamın
alev alev yanan bedeni yarağımla buluşmak için
sabırsızlanıyordu. Öne doğru eğildi önce, sonra da
doğrulup kalktı.
Yarağım
demir bir sopa gibi kalkmış, havaya dikili halde sallanıyordu.
Kaynanamın saksosu ve zevk sıvıları ile
ıslanmıştı. Kaynanam yüzünü bana dönerek üzerime oturur
gibi çömeldi, yarağımı sağ elini arkaya atarak kavrarken amına hizaladı. Yarağım amına
girerken, "Götten
istiyorum ben!" dedim. Ancak kaynanam sert ve otoriter bir sesle, "Önce
amımın yangınımı söndür!" dedi. Yarağım
amına tamamen girdiğinde ise, "Ufffff!" diye sağlam bir inilti
döküldü dudaklarından. Saatler sonra yarağım yeniden
amındaydı. Kim bilir kaç zaman sonra kendi yatağında bir
yarak amıyla buluşuyordu. Ama şimdi bir fark vardı, önceki
yaraklar kocasınınken şimdiki damadınındı.
Kontrolü kaynanam
almıştı eline. Götünü kaldırıp indiriyor, üzerimde
ileri geri yaylanıyordu. Dizlerini yatağa dayamış, ellerini
de başımın iki yanından bastırmıştı
yatağa. Hareket ettikçe memeleri de oynuyor ve yüzüme ufak tokatlar
atıyordu. Kaynanamın hareketleri hızlandıkça ‘Şop
şop şop!' sesleri de çoğalıyor, büyük odanın içinde yayılıyordu. Eski ve büyük yatak da ağır
ağır
sallanıyordu. Tepemizde yanan çiğ sarı
ışığın altında kaynanamın bembeyaz vücudu
ter damlaları altında parıldıyordu. İkimiz de zevkle
inliyorduk. Ara sıra ellerimi göt yanaklarına atıp onu biraz
havaya kaldırıyor ve alttan büyük bir güçle pompalıyordum
amına. Kaynanamın iniltileri çoğalıyor, bir yandan da, "Uhhhh,
Orhhaaann, sikkk, aşşşkıımmm, sikkk!" diye diye
söyleniyordu. Sert sikilmekten hoşlanıyordu kaynanam.
Arzu'nun
amına boşalalı çok zaman olmamıştı. O nedenle
yeniden boşalmam gecikiyordu. Bu durum kaynanamın hem hoşuna
gidiyor, hem de, "Yoruldum, gelmedin mi daha?" diye söylenmesine sebep
oluyordu. "Sen geldin mi?" diye sorduğumda inlemelerinin arasında, "Eveettt!"
dedi uzun
bir haykırışla. Kaynanam
boşalmıştı ama fark etmemiştim bunu. Sonunda daha
fazla devam edemeyecek hale geldiğinde durdu. Yarağım halen
amındaydı. Üzerime iyice eğildi. Memelerini uzun uzun emerken
alttan çalışmaya başladım. Kaynanam yarak darbelerimle öne
doğru kaymamak için elleriyle omuzlarımdan tutunuyordu
sıkıca. Şiddetli ve yoğun ‘Şop şop şop!'
seslerinin arasında osuruğa benzer sesler gelmeye başlamıştı
amından.
Kaynanam inim inim
inliyordu ama sebebi acı değil aldığı tarifsiz zevkti.
Ben de inliyor, zaman zamansa, "Kocan da böyle siker miydi seni?" deyip
duruyordum. Ancak kaynanamın bu soruma cevap verecek hali yoktu. Sonunda
götüne girmeyi beklerken sarsıla sarsıla amına
boşaldım kaynanamın. Boşalırken de pompalamaya devam
ettim. Hareketlerim zirve noktasına gelmişti,
çıldırmış gibi sikiyordum kaynanamı. Ancak o bundan
çok büyük zevk alıyordu.
Boşalmam sona
erip de durduğumda kendini bıraktı. Dolgun ve yapılı
vücudu hamur gibi yumuşamıştı. Vücudunda kemik
kalmamıştı sanki. Avuçlarımın altında,
kollarımın arasında etini hissediyordum fazlasıyla. Götüne birkaç şaplak attıktan sonra kalktı üzerimden ve kendini
yatağa bıraktı. Sarıldık sıkı
sıkı. Terden sırılsıklam olmuştuk. "Çok güzeldi!"
dedi başını göğsüme koyarak. "Götten istiyordum ama gene
amından siktirdin!" dediğimde, "Olsun, günler çuvala mı girdi?"
dedi gülümseyerek. Sessizce yatarken memelerini sıkıp yoğurdum
bir çocuğun oyun hamuru ile oynaması gibi. O da sertliğini
kaybedip inişe geçmiş yarağımı okşuyordu.
Birkaç dakika
sonra, "Burada banyo yap, evde yaparsan Arzu şüphelenebilir!" dedi.
"İyi tamam!" derken kendisi kalkıp banyoya geçti. Bir dakika kadar
sonra kapıda belirdi, "Gel hadi sıcak su akıyor!" dedi.
İstemeye istemeye kalkıp banyoya geçtim. Kaynanam küçük elektrikli şofbeni açmış, plastik büyük bir kovaya sıcak suyu
dolduruyordu. Oturma teknesindeki tabureye oturduğumda kovadan
aldığı sıcak suyu üstüme döktü. Bir life bolca kalıp
sabundan sürdükten sonra çocuğunu yıkayan bir anne gibi beni
yıkayıp temizledi.
Yıkanmam
bittiğinde, "Geç şimdi, ben seni yıkayayım!" dedim, ama
kaynanam, "Ben yıkanırım, sen kurulan hemen, üstünü giyin!"
dedi. Kenarları sökülmüş, büyük ve kalın bir havluyu
uzattı. Bununla iyice kurulandıktan sonra yatak odasında duran kıyafetlerimi giyindim. Kaynanamsa külotunu ve tişörtünü
giymişti. "Yarın sabah bize gel kahvaltıya, tamam mı?"
diyerek yanağından öptüm. "Tamam, bakarım!" dedi gülümseyerek.
"Bakarım falan deme, gel işte. Saat 10'da gel, güzel bir
kahvaltı yapalım!" dedim itirazla. "Tamam, gelirim!" dedi bu kez ve
ardından, "Hadi geç kalma sen, dikkat et!" diyerek kapıyı
yavaşça açtı.
Son bir kez
dudaklarından öptükten sonra çıktım. Arkamdan kapıyı
yavaşça kaparken sessizce merdivenlerden indim. Binadan çıkınca serin hava yüzüme çarptı. Eve dönmeden önce
mutlu ve keyifli bir halde
yürüdüm sokaklarda. İlk defa milli olan bir delikanlı gibiydim.
Eve
geldiğimde vakit gece yarısını geçiyordu. Yavaşça
açtım kapıyı. Arzu ve çocuklar mışıl
mışıl uyuyordu. Artık güzel bir uykuyu hak etmiştim. Soyunup girdim yatağa. Ama kaynanamla gün içinde
yaşadıklarımı düşünmekten gözüme uyku girmiyordu bir
türlü. Sonunda uykuya daldığımda saat dörde geliyordu...
[Orhan]
|