|
Genç Kaynanamla Önce Sanaldan Sonra Analdan! (6) (Orhan 29 Y., Adapazarı)
Kapıyı açıp içeri girdim.
Dışarının sıcak havasına karşın içerisi
serindi ve ilk anda bu serinlik adamın yüzüne çarpıyordu. Kaynanam
peşimden girince kapıyı kapayıp sigortaları ve
vanayı açtım. Kapıdan küçük bir antreye oradan da salona
geçiliyordu. Köşesinde büyük bir şömine olan salona göz gezdirdi
Solmaz anne ayakkabılarını
çıkartırken. Ancak, "Çıkartma çıkartma, geç öyle, bir
şey olmaz!" dediğimde ürkekçe salona adım attı. Bense
ayakkabılarımı çıkarıp babamın
ayakkabılıkta duran terliklerini geçirdim ayağıma.
"Ay çok güzelmiş!" dedi. "Burası senin de evin,
öyle misafirmişsin gibi bakma, artık istediğin zaman geleceksin
buraya!" dediğimde yüzüme bakıp, "İnşallah!"
dedi. Perdeler çekiliydi, salonun içi loştu. Solmaz anne
mutfağa geçip yeni dolaplarına baktı tek tek, sonra da tekrar
salona dönüp köşede duran şöminenin yanına gitti.
Çıplak parkelere bastıkça
ayakkabılarının kalın
topuklarının çıkardığı sesler salonu
çınlatıyordu. "Bu yanıyor mu?" diye sorunca, "Yanıyor
tabii, süs diye yaptırmadık onu. Ama yazın yakamıyoruz.
Kışın geldiğimizde yakarız!" diyerek
yanıtladım. İkinci el eşya ticareti yaptığım
için evin tüm eşyalarını ben
almış, tamamlamıştım. Bulduğum sıfır ve
temiz ikinci el eşya ve malzemelerle evi doldurmuştum. Evin tek bir
eksiği bile yoktu. Yeniden mutfak kısmına
geçti, mutfak tezgahının üzerindeki dolabın
kapaklarını ve altındaki çekmeceleri açtı. "Mutfak robotu
bile varmış!" dedi hayretle.
Yanına gittim ve elinden tutup kendime çektim
hızla. Dudaklarından öpmeye çalışırken kaynanam bu ani
hareketim karşısında heyecanlanıp geriye çekti kendini. "Ne
oldu, istemiyor musun?" diye sordum. "Şey, böyle hemen yapınca
korktum!" dedi kızaran yüzüyle. Sesi de titriyordu. "Korkma, harika
saatler bizi bekliyor, korkacak bir şey yok!" dedim ve bu kez daha nazik
olmaya çalışıp belinden kavradım.
Nazikçe dudaklarını öpmeye
çalıştım, ama kaynanam dudaktan öpüşme konusunda acemi
olduğunu hemen belli etti, yada heyecandan yapamadı.
"Dudaklarını serbest bırak, arala ağzını, rahat
ol!" dediğimde utangaç bir gülümsemeyle, "Tamam!"
dedi. Yeniden kendime çektim ve bu kez dediğim gibi
araladığı dudaklarını hafifçe emmeye
başladım.
Karımın annesi, kaynanam, şimdi
kollarımın arasında, dudakları da
dudaklarımdaydı. Islak ve ateş gibi yanan etli kırmızı
dudaklarını emiyordum. Karımın ince dudaklarına
karşın annesininkiler etliydi. Kızının ateşli bir
şekilde katıldığı öpüşme olayına annesi
yabancı kalmıştı genç bir kız gibi. Ama çok
hoşuma gitti bu durum. Alt dudağını sonra da üst
dudağını yavaşça, onu ürkütmemeye çalışarak
emiyordum. Islak dilimi araladığı ağzına
soktuğumda önce ne yapacağını bilemedi, "Sen de dilini uzat!"
dediğimde ürkekçe uzattı dilini.
Sıcak ve hızlı nefesleri yüzümü
yakıyordu. Belinden kavramıştım sıkıca. Solmaz
annenin dilini emiyordum yavaşça. Bir süre devam ettikten sonra, "Şimdi
aynısını sen yap!" dedim ve uzattım dilimi. Kaynanam
dudaklarını araladı ve dilimi emmeye başladı. Harika
bir duyguydu bu. Kızının ilk zamanlarındaki acemiliği
ve çekingenliğini şimdi annesinde görüyordum. Oysa annesi 25 yıl
evli kalmış, 42 yaşında bir kadındı.
Bütün bunlar olurken altta yarağım
sertleşmişti. Üzerimdeki baksır ve kot pantolonumu delmeye
çalışıyordu sanki. Üzerindeki feracesini yukarı
sıyırdım ve karımın ona verdiği ince kumaştan
yapılmış kot pantolonunun altındaki dolgun götünü
avuçladım. O an başka bir aleme geçer gibi oldum, adeta
yarağım amına girmeden kaynanam beni
boşaltmıştı.
O ise dilimi nazikçe emmeye devam ediyordu, gözlerini
kapamıştı. Götünü yeniden ama daha sertçe avuçladım,
karımınkilerden daha büyük ve etli göt yanaklarını
hissettim, okşadım uzun uzun. Üzerindeki feracenin
fermuarını tutup açtım, "Çıkart şunu!" deyince utangaç
bir kız edasıyla bakıp çıkardı ve mutfağın
tezgahı üzerine bıraktı.
Yeniden kendime çektim ve dudaklarını emerken
götünü de avuçladım. Zaman ilerledikçe acemiliğini üzerinden atar
gibi oldu kaynanam ve öpmelerime karşılık vermeye
başladı. Boşta duran elleri de belimde ve sırtımda
gezinmeye başladı. "Çok güzelsin, birbirimizi çok mutlu
edeceğiz, senden çok hoşlanıyorum!" dedim ve
yanaklarını öptüm uzun uzun.
Başındaki güneş gözlüklerini tezgahın
üzerine koydum, şalını açtım, altında yine siyah
parlak bir bone vardı. Benden önce davranıp çıkardı
bonesini ve şalla birlikte tezgahın üstüne koydu. Kumral uzun
saçlarını tepesinden bir tokayla bağlamıştı.
Tokayı da açınca saçları sırtına döküldü. Onları
ellerimin arasına aldım, okşadım, yumuşak ama biraz
yağlanmıştı saçları. "Çok güzelsin!"
dediğimde utandı ve "Öyle miyim?" dedi.
"Öylesin,
hem de çok güzelsin!" dedim yeniden.
Yanaklarını ve boynunu öperken o da ellerini
sırtımda ve belimde gezdiriyordu. Benim ellerimse yine götünü
avuçlamakla meşguldü. Yarağım kalkmıştı iyice.
"Beni sertleştirdin, erkek olduğumu hissediyorum yanında!" dedim
kulağına fısıltıyla. Yutkundu, sol elini tuttum ve "Ellemek
ister misin?" dedim. Gözlerinde gerdek gecesindeki Arzu'nunkilerin
aynısı bir bakış vardı.
Elini pantolonun üzerinden
yarağıma değdirdim, alt dudağını
ısırdı ilk anda. Elimi çektiğimdeyse kendisi bu kez elini
yarağım üzerinde acemice gezdirdi. Belinden tuttum ve
şaşkın bakışları arasında onu
kaldırıp mermer tezgahın üzerine oturttum. Ama
kaldırırken bayağı zorlandım. "Ayyy!" diye
şaşkınlığını belirten bir ses
çıkardı ama hemen ardından güldü.
Sandığımdan daha ağırdı. "Kaç
kilosun sen?" diye sordum. "80!" dedi gülerek. Hayretle, "Hadi be, o kadar var
mısın sen?" dediğimde, "Benim kemiklerim güçlüymüş,
kemiklerim ağır!" dedi yanıt olarak. 1.70 boyunda ve 80 kiloydu.
Benden 15 kilo hafifti sadece. Arzu'dan 25 kilo daha ağırdı, ama
boyu ondan kısa olmasına rağmen aralarında 25 kiloluk bir
fark olduğunu anlamak pek mümkün değildi. Dediği gibi kemik
ağırlığının fazla olduğu
anlaşılıyordu, şişman ve göbekli bir kadın
değildi çünkü.
"Bacaklarını aç biraz!" dedim ve
ayırdığı bacaklarının arasına geçtim.
"Dudaklarını ayır!" dediğimde ise araladığı
dudaklarını emmeye başladım. Dizlerimi
kırmış, öne doğru
eğilmiştim biraz. Solmaz anne de siyah
saçlarımı çekiyordu.
Geriye çekildim ve ona baktım bir süre. Saçlarını
okşadım tekrar. Pantolonun önü iyice kabarmıştı
artık. Elini uzatıp önümü
okşamasını istedim. Sağ eliyle okşarken ben de
gömleğinin düğmelerini çözmeye başladım. İnce mavi
gömleğin altına beyaz, ince askılı bir atlet giymişti.
Gömleğin uçlarını pantolonun içinden çıkardım.
Ardından da yakasını sıyırdım
aşağı, çıkarttım kollarından ve açığa
çıkan beyaz boynunu, yuvarlak omuz başlarını öpmeye başladım.
Atletini sıyırdım yukarı,
başının üzerinden çıkarttı. Koyulaşmış
ama tıraşlı ve temiz koltuk altlarından deodorant kokusu
geliyordu. Krem renkli sutyeni memelerini taşımakta
zorlanıyordu. Sutyenin askıları beyaz omuzlarında derin
izler yapmıştı. Elimi atıp sutyenin kopçasını
açmaya çalıştım, ama olmayınca kaynanam ellerini arkaya
attı. Deneyimli olduğu için kopçayı hemen açtı, sutyenini
ise ben tutup çıkardım.
Fotoğraflarda ve bilgisayar ekranında
gördüğüm memeleri şimdi kanlı canlı
karşımdaydı. Sanki daha önce görmemiştim
onları, hayatımda ilk defa kadın memesi görüyormuşum gibi
heyecanlandım. "Memelerin çok güzel!"
dediğimde gülümsedi ve "Artık onlar senin!" dedi. Gerçekten de
memeleri artık benimdi. Sadece memeleri değil, amı
ve götü de benimdi, tüm vücudu, her bir kıvrımı ve noktası
benim olacaktı.
Memelerini avuçladım ve bir süre sıkıp
yoğurdum. Kaynanamı mümkün olduğunca tava getirmekti
amacım. Bir an önce sikmekten kaçınıyordum. Kendine hakim
olmasını bilen, güçlü bir erkek olarak görmeliydi beni. Etli pembe
meme uçlarını emmeye başladığımda kaynanamın
dudaklarından derin bir hırıltı tüm salona
yayıldı. Her iki meme ucunu emiyor, onları ellerimle hamur gibi
yoğuruyordum. Kızını yıllar önce küçük bir bebekken
besleyen memeleri şimdi onun kocasına zevk ve tat veriyordu.
Etli meme uçları emmelerim ile şişiyordu.
Kaynanam saçlarımı çekiyordu bu sırada. Bacaklarında
kasılmalar oluyordu sanki. Beni her iki yönden bacaklarıyla
sıkıştırıyordu. Sonrasında daha rahat edebilmek
için ellerini geriye atıp tezgahın üzerine koydu. Memelerini deli
gibi emiyordum. Dilimi çıkarıp dondurma gibi yalıyor, sonra da
vakumlayıp içime çekiyordum.
Daha fazla devam edemeyeceğimi
anladığımda pantolonumu çıkardım. Baksırın
önü ıslanmıştı. Onu da çıkarınca
yarağım tüm ihtişamıyla
kaynanamın karşısına çıktı.
Bakışları bir anda yarağıma kayarken yeniden
memelerine yumuldum. Onları emdim, ama kaynanamın aklının
yarağımda olduğunu biliyordum.
Geriye çekildim ve elini tutup,
"Ellesene!" dedim. Solmaz anne öne doğrulup sağ elini korkak bir
şekilde uzatıp yarağımın kafasına dokununca
dudaklarını ısırır gibi oldu. Sert ve iyice
şişmiş yarağımı ellerken ben de meme
uçlarını parmak uçlarımla sıkıyordum. Kaynanamın
amatör okşayışları sonrası sıra başka bir
aşamaya gelmişti. Ama o an çalan telefon birden Solmaz annenin, "Hiii!"
diye ufak bir çığlık atıp elini hızla çekmesine sebep
oldu.
"Korkma, telefon çalıyor sadece!" dedim. Çalan onun
telefonuydu. Eskimiş ve yer yer soyulmuş siyah deri çantası
hemen yanında tezgahın üzerindeydi. Titreyen parmaklarıyla
çantasını açıp telefonuna baktı. "Kim
bu?" diyerek telefonu aldı, heyecanlı bir sesle, "Aloo?" dedi. Arayan
oğlu yani kayınbiraderimdi.
"İyiyim oğlum, sen napıyon,
haa, yok, iyi iyi. Yok oğlum ne olsun, iyiyim. Sen nasılsın?
Nasıl geçiyor zaman? Arkadaşların nasıl? Komutanların
nasıl? İyi davranıyorlar mı sana? İyi misin? Var
mı bir isteğin? Hee, bizim komşu var ya Hacer abla ona geldim, o
da iyi, çay içiyoz. Onun da selamı var sana... Hee, iyi o da,
arkadaşının kızının yaş günü
varmış oraya gitti bugün. Kızlar da iyi, var mı bir
ihtiyacın? Enişten şey dedi, yemin törenine gideriz beraber
dedi, he valla oğlum, kendi dedi... Sen ne zaman olacak onu de, biz
geliriz... Arzu da gelir ama kızlar var, onları alırlar mı
içeri, onlarla nasıl olur bilmem... Olmazsa da ben eniştenle gelirim...
Ne olacak oğlum adamın arabası var, atlayıp gelirim... Hee...
Kurban olurum ben sana... Tamam yarın açarız kamera görürüm seni, sen
başka bir şey istiyon mu, paran maran var mı? Oğlum
yoksa söyle bak, o hesap numarası vermiştin, oraya gönderirim... Dün
Arzu da dedi abimin parası var mı diye, hesap
numarasını verdim ona, Pazartesi hesabına yatırırım
ben bankadan dedi... Oğlum niye ayıp olsun, o yabancı mı,
senin kardeşin, sen gittiğin gün nasıl ağladı kız
görmedin mi... Eniştenin haberi olsun ne olacak, sen de şu adamı
bir türlü sevemedin gitti... Neyse, iyi tamam, yarın gene
konuşuruz, kurban olurum sana, öpüyorum, iyi bak kendine yavrum, tamam,
söylerim, Aleykümselam, sen de, hadi öpüyorum..." diyerek uzun
konuşmasını sonlandırdı.
Konuşurken gözleri benim üzerimdeydi. Telefonu yeniden
çantasına koydu, derin bir nefes alıp verdikten sonra çekingen bir
sesle, "Arzu dün akşam hesap numarası
istedi, abime para gönderirim demişti!" deyince, "Tamam, göndersin ne
olmuş?" dedim. "Yok, şey yani senden habersiz gönderecekti, onun için..."
dediğinde, "Allah aşkına bunun için mi
kızacağım ben. Göndersin, hatta bana versin hesap numarasını
ben internetten gönderirim, bankaya gitmeye gerek yok.
Bankadan yatırınca çok masraf alıyorlar!" dedim
karşılık olarak.
Kaynanamın yüzü güldü sözlerim
karşısında, ama bu küçük ara sonucu sevişmemiz yarım
kalmıştı. Ona, "Şu pantolonunu çıkartalım, böyle
olmayacak!" dedim, ancak kaynanam, "Şey, Orhan burada mı
yapacağız? Bu evin odası yok mu?" diye sordu. "Var, odalar
yukarıda!" dedim. "Ben alışık değilim böyle
açıkta yapmaya!" dedi utanarak. "İyi, gel bakalım!"
dedim ve yine belinden tutup aşağı
indirdim. "Arzu'yla aklımıza gelen her yerde yapıyoruz, onun
için yatak odasına gitmek aklıma gelmedi!" dediğimde cevap
vermedi, ama bakışlarından kızını
kıskandığını anlıyordum.
"Biraz kilo ver, ayı gibi olmuşsun!"
dediğimde, "Öyle çok yediğim yok benim, dedim ya kemiklerim güçlü!"
diye yanıtladı. Sonra da, "Sen bir de Kader'i gör!" dedi. "Bırak
şimdi Kader'i!" dedim ve elinden tutup dar ahşap
merdivenlerden çıkmaya başladık. Benim belden
aşağım çıplaktı, onun da belden yukarısı...
Yukarı katta üç tane yatak odası vardı.
Annemle babamın yatak odası ile bizimki yan yanaydı. Bizimkinin
karşısında ise ablamla eniştemin yatak odası
bulunuyordu. Kaynanam üstü çıplak olduğu halde her bir odaya ve
banyolarına baktı.
Sonra da bizim yatak odasına girdik. Odanın stor
perdesi çekiliydi. Loş bir karanlık vardı içerde. Odada çok eski
ama çok da sağlam ahşap bir yatakla küçük
bir gardırop vardı. Yatak ve dolabı da ikinci el olarak
almıştım. Hatta hazır yatak da çıkmaydı, Amerikan
malı bir yataktı ama bizim sıfır satılan yerli
yataklardan daha sağlam ve kaliteliydi. Bunun yanında kızlar
için iki beşik almıştım ve pencerenin iki yanında
duruyorlardı.
Yatak örtüsünü çekip açtım. "Arzu ile bu yatakta çok
sağlam sikişler yaşadık, şimdi sıra seninle
yaşamaya geldi!" dediğimde yüzünün şeklinden
yaşadığı heyecanı hemen anladım. Ben soyunurken o
da önce ayakkabılarını çıkarıp pantolonunu indirdi.
Açık ten rengi külotlu çorap giymişti. Külotlu çorabı
sıyırdı bacaklarından ve çıkardı. Onun da
altında kırmızı ve beyaz renkli kasıklarını
sıkan slip külotu vardı. Onu da çıkarınca çıplak
kaldı. Bense en son çoraplarımı da çıkardım ve
yatağa uzandım.
Kaynanam halen ayakta dururken, "Ne duruyorsun, gelsene!"
dedim elimi uzatıp. Elimden tutarak yatağa uzandı. Yatak
soğuk olduğu için, "Uuuu, çok soğukmuş!" dedi gülerek.
"Merak etme, ben seni ısıtırım!" dedim ve hemen
sarıldım. Dolgun, beyaz vücudunu bir süre okşadım,
avuçlarımda, ellerimin altında çıplak etini hissettim.
Daha rahat olmak için sırtüstü uzandı.
Ardından aşağıda yaptığımız gibi dudak
dudağa öpüşmeye başladık. Kaynanam yatakta daha serbest
hareket etmeye başlamıştı. Sağ elimle memelerini
okşuyordum bu sırada. O ise sağ elini aşağı
atmış, yarağımı kavramıştı.
Dudaklarını emdim, yanaklarını,
boynunu yaladım uzun uzun. Kulak memelerinde derin birer yarığa
dönüşmüş küpe delikleri vardı. "Küpen yok mu, takmıyor
musun?" diye sordum. "Altın küpelerim vardı, Tufan'ın okul
taksiti mi kredisi mi ne vardı, benden para istemişti, o zaman
bozdurmuştum..." diye yanıtladı. "Merak
etme, ben daha güzellerini alacağım sana!" dedim ve kulak memelerini
emdim bir süre.
Memelerindeki elimi aşağılara
kaydırdım. Karnının kalın,
yağlı etlerini sıkıp yoğurdum önce, sonra da etli
amını avuçladım. Amı çoktan sulanmıştı.
Öpüşmemizin arasında, "Amın
sulanmış!" deyince, "Evet!" dedi fısıldayarak ve
dudaklarıma yumuldu. Amının dudaklarını bir süre
okşadıktan sonra orta parmağımı yavaşça içine
soktum. Derin bir, "Hığhhh!" sesi çıktı ağzından.
Amının içi vıcık vıcık
olmuştu. Parmağım sıcacık amında
gidip gelirken kaynanamın öpmeleri daha ateşli bir hal
almıştı. Dudaklarımı deli gibi emiyordu.
Saçlarımı okşuyor, yanaklarımı öpüyor, boynumun
etlerini de dudaklarım gibi
emiyordu. Parmağımı amında yarak gibi kullanıyordum. Amının
ıslaklığı her geçen saniye artıyordu bu sayede.
Onun beni öpmeyi bıraktığı bir anda
memelerine yumuldum. Etli meme uçlarını emerken
kaynanam derin zevk hırıltıları eşliğinde
kasılmaya başladı. Bacaklarını karnına çekiyor, kalçalarını
kasıyordu. Parmağımı bir hızlı bir yavaş
şekilde sokup çıkartmaya devam ettikçe onun boşalmaya adım
adım yaklaştığını görüyordum.
Meme uçlarını bir emip bir ısırıp
çekerken, onun zevkten dört köşe bir halde ellerini yatağın
kenarına atıp çarşafı çekiştirdiğini görmek beni
daha da keyiflendiriyordu. "Iğhhhh, ımmm, uhhhh!" sesleri
eşliğinde gözlerini kapatmış ve tavana dikmişti.
Vücudunun her bir noktası geriliyor, kasılıyordu. Kaynanam
kameranın karşısında kendi kendini tatmin etmesinden sonra bu
kez de damadı sayesinde boşalmanın verdiği keyfi,
hazzı yaşıyordu.
Kasıklarının arasında
sıkışıp kalmıştı elim, ama onu
boşaltmış olmanın verdiği keyfi duyuyordum.
Yavaşça ayırdı bacaklarını. Parmağımı
ıslak ve kızgın amından
çıkardım, yapış yapış olmuştu. Yüzü
kızarmış, saç diplerine kadar terlemişti.
Yanına uzandım. Aldığı derin ve
güçlü nefeslerle göğsü inip kalkıyordu. Başımı
memelerinin üzerine koydum. "Nasıldı?"
dediğimde, "Çok güzeldi!" dedi saçlarımı okşayarak. "Bu
tadı almayalı çok zaman olmuştu!" dedi gülümseyerek.
Başımı kaldırıp gözlerine baktım,
dudaklarının üzerine küçük bir fiske vurup, "Daha yeni
başladık, dur bakalım!" dedim.
Kaynanamın buna cevabı, "Çişim geldi, benim
tuvalete gitmem gerek!" oldu. O hızla banyoya geçerken ben de ellerimi
başımın altına koyup tavanı seyrettim. Gündüz vakti
dışarda gıdaklayan tavuklarının sesi geliyordu yine.
Onun dışında birkaç araba sesi duydum sadece. Yazlıkçı
sezonu henüz açılmadığı için sessizdi etraf.
Birkaç dakika sonra kaynanam geldi. Yarağım
inse de sertliğini koruyordu halen. Gözlerini oraya
kaydırdı, ne yapacak diye bakıyordum. Acaba
yarağımı tutacak mı diye bekledim, ama o yanıma
uzanıp başını göğsüme koydu. Bir süre o şekilde
kaldık, ben de bu arada saçlarını okşadım. Arzu'nun
dediği gibi saç diplerinde yer yer beyazlıklar oluşmuştu.
"E, hadi bakalım, buraya böyle uzanıp yatmaya
mı geldik?" dediğimde doğrulup baktı. Kollarından
tutup sırtüstü uzandırdım.
"Bacaklarını
aç bakalım!" dediğimde dizlerinden büktüğü
bacaklarını ayırdı iki yana. Bu arada gözleri üzerimdeydi.
Ben yarağımı sıvazlarken, "Şu şeyden takmayacak
mısın?" diye sordu. "Neyden?" diye sordum şaşırarak.
"Hani var ya erkekler takıyor..." deyince, "Prezervatif
mi?" dedim. "Hee, ondan, adını söyleyemiyorum, ondan takmayacak
mısın?" dedi başını sallayarak.
"Niye ki?" diye sordum merakla.
"Şey, ben halen her ay adet görüyorum, kesilmedim daha. Yani hamile kalma
durumum var..." deyince, "Yanımda yok,
almayı
da akıl etmedim!" dedim. Kaynanamın buna cevabı, "Tamam
ama çok dikkatli ol Orhan!" oldu. "Tamam, dikkat ederim, merak etme!" diyerek
karşılık verdim.
Bu sırada yarağımı iyice
sertleştirmiştim. Kaynanam da gözleri
üzerimde, sol eliyle memelerini okşarken
sağ
eliyle de amını ovalıyordu. Dizlerimin üzerinde
doğrulup bacaklarının arasına yerleştim
ve sonra öne doğru eğildim. Yarağımın
kafasını kaynanamın yeni tıraş
ettiği
amının üzerine sürttüm. Bundan büyük keyif
aldı. Dudaklarını ısırıp emiyordu. Bir süre daha
yarağımı amının etli
dudaklarına ve üzerine sürttükten sonra yavaşça bastırmaya
başladım.
Başını arkaya atıp gözlerini kapayarak,
"Ihhhh!" diye bir inilti çıkardı.
Dudaklarını
emerken yarağım amına daha çok girdikçe boyun
damarlarının şişip ortaya
çıktığını gördüm. "Ahhh, ıhhh!" sesleri eşliğinde
hafiften bir kasılma yaşadı. "Tamam, korkma, sakin ol!" dedim,
alışıktım böylesi bir görüntüye. Arzu da ilk
zamanlarımızda bu şekilde davranırdı. Şimdi
annesi de kızının yolundan ilerliyordu.
"Yavaş yap, canımı acıtma!"
dedi. "Tamam güzelim, korkma, çok hoşuna gidecek, korkacak bir şey
yok!" dedim. Yarağımın kafası amına
girmişti, çıkardım ve sonra tekrar bastırdım.
Kaynanamın kalçalarından tutup iki yana biraz daha açtım.
Üzerine doğru eğilirken yarağım da
ıslak ve yağlı amına giriyordu.
Kaynanamın korkulu iniltileri biraz sonra
kaybolmuştu. Yarağım sıcacık amının
içine girmişti. Bir süre o halde kaldım ve dudaklarını,
yanaklarını öptüm. Kapalı gözlerini açıp, "Tamam mı?"
dedi fısıltıyla. "Evet, içindeyim şu an. Bir bütün olduk
seninle, karı koca olduk. Bundan sonra dünya ahiret karı kocayız
seninle!" dedim ve dudaklarına yumuldum. Eski kaynanam yeni karım
iştahla karşılık vermeye başladı sözlerimden
sonra. Saçlarımı çekiyor, ellerini sırtımda gezdiriyordu.
Yüzükleri ve bilekliklerinin soğuk metali
çıplak
etime değdikçe bundan keyif alıyordum. "Artık
karımsın, benimsin. Bu saatten sonra
ayrılmam senden!" dediğimde, "Ayrılma, bırakma beni,
bırakma!" dedi başını zevkten sağa sola atıp
yüzümü öpmeye devam ederek.
Yavaş yavaş amında
gidip gelmeye başladım. Zevk dalgası her yanımda
geziniyordu. "Dışarda kaynanamsın, yatakta karım!"
dediğimde, "Karınım senin, karınım, kocam, her
şeyim, sik karını, doya doya sik!" dedi sıcak nefesi yüzümü
yakarken. Dolgun vücudu deniz yastığı gibi beni üstte tutarken,
şişkin memeleri göğsümün altında
yassılaşmıştı.
Bacaklarını iki yana daha da açtı.
Ayakuçlarımdan destek alıyor, belimi ve götümü kaldırıp
indiriyordum. Yarağım kaynanamın derin, sıcak ve bir sünger
gibi ıslak kaygan amında gidip geliyordu.
Terleyen kasıklarım ve iyice şişmiş
taşaklarım onun kasıklarına çarptıkça yoğun ve
tok 'Şop şop şop!' sesleri küçük yatak odamızı
dolduruyordu. Elleri sırtımda, belimde ve saçlarımda gidip
geliyordu durmadan. Dudaklarını, çenesini, yanaklarını
deliler gibi öpüyor, kulak memelerini de emiyordum.
Sonrasında biraz doğruldum ve memelerini öpmeye
çalıştım. Kaynanam iki eliyle kavradığı
memelerini öpmem için kaldırırken etli uçlarını emmeye
başladım. Altta çalışmaya devam
ediyordum tabii ki. Hırıltılı, boğuk seslerinin
arasında, "Sikkk, ohh, sikk, ahhh, sikk, çok güzeeell, uhhhh, sikkk!" diye
diye beni gaza getirmeye çalışıyordu.
Zevkin her türlüsünü tattığımı
düşünürdüm Arzu ile, ama annesini sikmeye başladıktan sonra
bunun doğru olmadığını
anladım. Hayatımda ilk defa benden büyük bir kadınla birlikte
oluyordum. Olgun amcıkların da en az taze olanlar kadar tat
verdiğini kaynanamın amı
göstermişti.
Ellerimi iki yanından yatağa bastırarak
doğruldum ve bu haldeyken daha güçlü şekilde sikmeye
başladım. Kasıklarımızın
çarpışmasının çıkardığı sesler
artmış, aynı şekilde kaynanamın aldığı
ve bana verdiği zevk de çoğalmıştı. Hiç acelem
yokmuş gibi aynı tempoda götümü kaldırıp indirdikçe
yarağım amına girip
çıkıyordu. Uzun zamandır yarağa hasret olan kaynanam
yaşadığı anın keyfiyle çarşafı çekiyor,
dudaklarını emiyor, ara ara da memelerini okşuyordu.
Eski Amerikan malı yatağın güçlü
yayları bizi havaya fırlatıyordu adeta. Eski ve ağır
ahşap yataktan da gelen sesler her geçen saniye
artıyordu. Bu şekilde sikmeye devam ederken başımı
eğdim ve dudaklarından öptüm. Kaynanam
enseme bastırdı güçlü elleriyle ve kendine çekti.
Dudaklarımı benden daha ateşli şekilde öpüyor, emiyordu.
Güçlü ellerimle destek alıyordum yataktan, belimi ve götümü kaldırıp
indiriyordum hiç ara vermeden.
Boşalmamak için kendimi tutuyordum. Amacım
hem
amına boşalmamaktı hem de mümkün
olduğunca geciktirmek. Ona yaşayamadığı duyguları
ve tatları bu ilk sikişmemizde fazlasıyla vermekti isteğim.
Benim nasıl bir erkek olduğumu anlamasını istiyordum.
İyi bir sikici olduğumu kızından duymuştu kaynanam,
şimdiyse bunu kendisi yaşayarak öğreniyordu.
Onu daha da kızıştırmak için
yarağımı çıkardım amından
ve dudaklarını, boynunu öptüm uzun uzun, memelerini emip
yaladım. Yarağımı amının
üzerine sürttüm. Sonra yeniden soktuğumdaysa çıldıracak gibi
oldu. Birkaç kez daha yaptım bunu. Bacaklarını
kaldırıp geriye attı. Ayaklarının kararmış
tabanları tavana bakıyordu şimdi. Elleriyle dizlerinin
arkasından destek oluyordu. 1.70 boyu ile kızından kısa
olsa da ortalama bir Türk kadınına göre uzun kalıyordu. Uzun ve
kemikli, dolgun vücudunu hareket ettirmekte zorlanmıyordu, elastik bir
yapısı vardı vücudunun.
Zevkle çıkardığı seslere iniltileri,
hırıltıları karışıyordu. Bense
bacaklarını kaldırmasıyla birlikte daha da gaza gelip
hızla pompalamaya başladım. Yarağım
kaynanamın amına boydan boya girip çıkıyordu.
Yıllar önce iki çocuk doğurmuş ve uzun zamandır yarak
yemeyen amı o yaşta bir kadın için dar
sayılırdı. Yarağımın girip çıkmasıyla
birlikte genişlemeye başlasa da amının
etini, sıcaklığını ve
yakıcılığını hiç boşluksuz hissediyordum.
Prezervatif getirmeyi akıl edememiştim, ama
getirmediğim iyi olmuştu. Aksi halde
kaynanamın amını tüm çıplaklığımla,
ruhumla hissedemeyecektim.
Amından çıktım tekrar ve doğruldum.
Yarağım kasıklarımdan kafasına kadar zevk
sıvıları ile ıslanmış parlıyordu.
"Domal
bakalım, biraz da arkadan sikeyim seni!" dedim ve
elinden tutup kaldırdım. Önümde domaldı hemen, ellerini
yatağa koymuş beli yüksekte kalmıştı. Ama sonra (Belini
indir aşağı!) dememe gerek kalmadan kendisi yaptı bunu.
Dirseklerini dayadı yatağa, belini indirdi ve bacaklarını
biraz açtı. Kaynanam olgun bir kadındı sonuçta ve neyi
nasıl yapacağını (uzun zamandır yapmamış
bile olsa) iyi biliyordu.
Olağanüstü bir manzara tam karşımdaydı.
Kaynanamın bir genç kızınkinden farksız bembeyaz dolgun
götü önümdeydi. Göt yanaklarından tutup ayırdım ve
yarağımı yukarı aşağı hareketlerle götünün
derin ve temiz, oldukça terlemiş yarığına sürttüm. Göt
deliğinin ağzı kısa siyah kıllarla kaplı olsa da
çok azdı. Göt deliğine bastırdım
yarağımı, kafası girecek gibi olduğunda biraz daha
bastırsam mı diye düşündüm, ama ilk anda onu ürkütmemek
istediğim için hemen altındaki ayrık duran amına
bastırdım. Nasılsa artık karım olmuştu, benim
için Arzu'dan farksızdı. Arzu'nun benden esirgediklerini ondan
alabilirdim.
Amına yavaşça soktum yarağımı, göt
yanaklarını kavradım ve önce yavaş sonra hızlı
hızlı sikmeye başladım. Dolgun göt yanakları
löpürdüyor, belinin yağlı kalın etleri jöle
gibi titriyordu. Kaynanamın aldığı zevk bu pozisyonda
çoğalmıştı. Ellerimi çektim göt yanaklarından ve o
şekilde siktim bir süre. Tok ve dolgun 'Şop şop şop!'
sesleri yatak odamızı çınlatıyordu. Burası artık
sadece Arzu'nun değil aynı zamanda annesinin de yatak
odasıydı. Kaynanam misafir değil, ev sahibiydi artık.
Bu sırada kaynanam da kendini bana yaslamaya
başlamıştı. Ben pompalamayı
bıraktığımda o ileri geri yaylanarak
yarağımı amına sokup
çıkarttı bir süre. Ama zevk dolu dakikaların sonuna yaklaşıyordum.
Boşalmaya adım adım ilerliyordum. Engel olmak için
çıkardım yarağımı ve göt yarığına
sürttüm yine. Kaynanam, "Ne oldu, geldin mi?" diye sordu başını
kaldırıp. "Yok, daha var!" dedim, nefes nefese
kalmıştım. Kaynanamın da benden farkı yoktu.
Göğsümün uzun siyah kılları aynı saçlarım gibi
terlemişti. Sikişmek içerisi serin olsa da terletmişti ikimizi
de.
Bu pozisyonda amına girmek
istemedim tekrar. Onun yerine sol tarafıma uzandım, kaynanama, "Gel
şöyle, soluna yat!" dedim. Hemen yaptı
dediğimi, önümde uzanmış haldeydi. Uygun pozisyonu
sağlayınca sağ bacağını dizinden bükerek
kaldırdım, ben de aynı şekilde sağ
bacağımı kaldırmıştım.
Bu
halde amı ortaya çıkmıştı. Kaynanam iki
eliyle yatağa bastırırken ben amına
soktum yarağımı. Derin bir inilti dudaklarından dökülürken
belimi ve götümü oynatarak yarağımı sokup çıkartmaya
başladım amına.
Sol elimle onu alttan kavramış sağ elimle de
memelerini avuçlamıştım. Kaynanam da memelerindeki elimi
sıkı sıkı tutuyor, inliyor, boğuk sesler
çıkarıyor ve ara sıra bana, "Kocam!" diye hitap ediyordu zevk
sözcüklerinin arasında. Artık kocasıydım onun sadece
damadı değildim. Ve kaynanam bundan çok
mutlu olmuştu. 25 yıllık kocasını aşağı
yukarı 4 ay önce toprağa vermiş ama şimdi kendine yeni bir
koca bulmuştu.
Kaynanam sağ elini amına
atarken ben de daha hızlı sikmeye başladım.
Yarağım iyice genişlemiş ve
yağlanmış
amında kolayca gidip geliyordu.
Yarağıma
eli değiyordu ara ara. Terlemiş
kasıklarım ve iyice şişmiş taşaklarım onun
kasıklarına ve götüne çarptıkça çıkan 'Şop şop
şop!' sesleri artık sadece yatak odasını değil
boş ve sessiz villanın üst katını çınlatıyordu.
Bir süre sonra yorulduğum için yavaşladım ve
durdum, bacağımı indirdim ve
yarağımı çıkardım amından. "Yüzüstü uzanıp
bacaklarını aç!" dediğimde hızlı ve çevik hareketlerle
dediğimi yaparak uzandı ve bacaklarını açtı.
Yatağın üzerinde X şeklini almıştı şimdi.
Kalçalarının üzerine oturdum ve yarağımı yine göt
yarığına sürttüm. Amı yarma şeftali misali
karşımdaydı. Yavaşça bastırdığımda, "Hıhhh!"
diye artık alıştığım iniltisini
çıkardı. Hemen ardından ellerimi iki yanından yatağa
koyarak eğildim ve bu şekilde sikmeye
başladım.
Var gücümle pompalıyordum. Dolgun göt yanakları
kasıklarımın ve yarak darbelerimin etkisiyle deli gibi
oynuyordu. İyice terlemiştik, kaynanamın güneş
görmemiş bembeyaz sırtı su içinde
kalmış, içerinin loş ortamında parlıyordu. Bu arada
iyice genişleyip açılmış amından
osuruğa benzer sesler de gelmeye başlamıştı. 'Şop
şop şop!' seslerine eşlik eden seslerdi bunlar.
Yarağım amının
en dip noktalarına kadar ulaşıyordu. Amının içi derin
ve geniş bir kuyuydu ve ben de kova misali yarağımı o
kuyuya salıyordum. Çıldıracak gibiydim artık. Zevk
iniltilerimiz birbirine karışıyordu. Altımızdaki
yatağın ortası çukurlaşmıştı.
Kaynanamın göt yanakları kızarmış, uzun saçları
başını örtmüştü. Her yerimin gerildiğini,
kasıldığını ve uyuştuğunu fark
ettiğimde son bir gayretle yüklendim kaynanamın amına.
O an, "Ahhhh yavaaşşş!" diye derin bir ses odayı
doldururken döllerim amına akmaya
başladı.
Kendimi tutamamış, hakim
olamamıştım. Boşalırken kendimi
geri çekip
amından çıkmayı düşündüm, ama
yıldırım hızıyla kayboldu bu düşünce.
Kaynanamın yıllardır susuzluktan kavrulan amının
döllerime muhtaç olduğu düşüncesi aldı bunun yerini. Zevk ala
ala, inleye inleye döllerimi akıttım içine,
tarlasını suladım bol bol. Kaynanam beni
çıldırtmıştı, iliklerime kadar
boşaltmıştı. Bir külçe gibi
yarağımı
amından çıkartmadan yığıldım
üzerine.
Kaynanamın sıcak ve derin nefeslerini
hissediyordum. Bir süre hiç konuşamadık, ikimiz de yorgunluktan
ağzımızı açacak halde değildik çünkü. Yüzünü örten,
terlemiş saçlarını topladım ve yanaklarını öptüm.
Kaynanamın aralık dudaklarından akan salyası yastığı
ıslatmıştı.
Ona, "Çok güzeldi, çok teşekkür ederim. Erkek
olduğumu fazlasıyla hissettim!" dedim ve amından
çıktım. Kendimi sırtüstü bıraktım yatağa.
Kaynanam bir süre o halde kaldıktan sonra yavaşça doğruldu ve
başını göğsüme koyarak sarıldı. Yüzü terden
sırılsıklam ve kızarmıştı. Derin nefesler
alıyordu. Burun delikleri bir daralıp bir genişliyordu. Memeleri
sanki daha da büyümüştü.
"Ben de çok teşekkür ederim!" dedi gözlerime bakarak.
"Nasıl hissediyorsun?" diye sorduğumda, "Çok iyi, kocamla
yaşamadıklarımı seninle yaşadım!" dedi memelerimi
öperek. Bir süre memelerimi öptü, Arzu'nun yapmadığı bir
şeydi bu, bundan keyif aldığımı hissettim ve
sıkıca sarıldım.
"İçime boşaldın değil mi?" diye sordu
sonra. Dudaklarımı büzdüm evet anlamında. Tepki vereceğini
düşündüm ama onun yerine, "İnşallah bir
şey olmaz. Öyle mutlu oldum ki, beni çok mutlu
ettin!" dedi gülümseyerek. "Sen de beni çok mutlu
ettin!" dedim ve terlemiş alnından öptüm.
"Arzu ile çok acayip duygular yaşadım, çok mutlu
oldum. Başka hiçbir kadının beni onun kadar mutlu
edemeyeceğini sanırdım ama bugün bu
düşüncemin yanlış olduğunu gördüm. Seninle
yaşadıklarım da en az Arzu ile yaşadıklarım kadar
yoğun ve zevkliydi. Harika bir kadınsın,
iyi ki varsın!" dediğimde, "Ben de öyle, iyi ki karşıma
çıktın, iyi ki damadım olmuşsun, iyi ki kızım
seninle evlenmiş!" dedi.
Bir süre o şekilde kaldık. Saat 14:00 olmak
üzereydi. Kaynanam, "Sıcak su var mı,
akıyor mu?" diye sorunca, "Var ama önce kombiyi açmam lazım!" dedim.
Kombi aşağıda mutfaktaydı. Kaynanam yatarken ben de
çıplak vaziyette aşağı indim. Kombiye
önce
su bastım, sonra da açtım.
Mutfak masasının üzerine attığım
pantolonumun cebindeki telefonumdan art arda mesaj sesi gelince alıp
baktım. Arzu Whatsapp'tan bir sürü fotoğrafla birkaç kısa video
göndermişti. Doğum günü partisinde çekmişti. O şimdi
arkadaşının kızının doğum gününü kutlarken
ben de annesiyle başka bir kutlama yapıyordum. Elimde telefonla
yukarı çıktım. Kaynanam ince yorganın altına
girmişti. Elimde telefonu görünce tedirgin oldu, "Arzu
videoyla
fotoğraf atmış!" dediğimde rahatlayarak, "Ver
bakayım!" dedi heyecanla.
Birlikte yan yana fotoğraf ve
videolara baktık. Kaynanam torunlarını gördükçe, "Güzellerim
benim, anneanneleri kurban olsun onlara!" diyerek söyleniyordu. Arzu sadece
kızlarımın ve kendisinin değil doğum günü partisine
katılan herkesin fotoğrafını
çekmişti. Videolarda da çoğu görünüyordu. Çoğunluğu kendisi
gibi türbanlı ve genç anneler küçük çocukları ve bebekleri ile
gelmişti.
Derken bir anda telefon çalmaya
başladığında, "Ayy!" dedi korkuyla elinden telefonu atarak.
"Dur, korkma!" dedim gülerek, sonra da parmağımla sessiz
olmasını işaret ettim. Arayan Arzu'ydu. Odadan çıkıp
annemle babamın yatak odasına girdim ve kapıyı
kapadım.
"Aşkım gördün mü
attıklarımı?" deyince, "Gördüm, çok güzel çıkmış
kızlarım da sen de!" dedim. Doğum günü partisi hakkında
heyecanla bir şeyler söyledikten sonra, "Sen ne yaptın annemle,
İnşallah başını
şişirmemiştir?" dedi. "Yok, niye öyle bir şey
yapsın
ki?" dediğimde, "Olsun, çenesi açıldı mı
bir daha kapanmaz onun!" dedi. "Kadının bir şey
yaptığı yok, uğraşma annenle!" dediğimde, "Uğraştığım
filan yok, bazen canımı çok sıkıyor!" dedi yanıt
olarak. "Çok öpüyorum!" diyerek telefonu büyük kızıma sonra da küçük
kızıma verdi. İkisinin de sesini duymak çok mutlu etti beni.
Telefonu kapatıp kaynanamın yanına döndüm.
Arzu söylemediği halde, "Selamı var!" dedim.
Kaynanam bu dediğime inanmamış gibi görünse de, "Aleykümselam!"
dedi ağzının kenarıyla. Sonra da, "Sıcak su geldi mi?"
diye sordu. "Geldi, gel bakalım!" dedim ve elinden tutup
kaldırdım. Birlikte banyoya geçtik.
Sikişmemizin ilk yarısı sona ermişti.
Şimdi güzel bir banyo ile devre arası yapacak sonra da ikinci
yarıya geçecektik...
[Orhan]
|