|
Genç Kaynanamla Önce Sanaldan Sonra Analdan! (3) (Orhan 29 Y., Adapazarı)
Saat dört gibi telefonum çaldı. Arayan
kaynanamdı. "Bikini geldi, çok güzelmiş!" dedi. "İyi hadi, giy
bakalım, nasıl olacak!" dediğimde, "Giydim
zaten, şu an üzerimde!" diye yanıtladı. "Vay, çok
hızlısın, resim çekip atsana hemen. Whatsapp'tan gönder!" dediğimde, "Tamam!" dedi kıkır
kıkır genç bir kız gibi gülerek.
Geçen birkaç dakika sanki birkaç saat oldu. Sonunda
telefonuma peş peşe resimler gelmeye başladı. Yatak
odasındaki aynalı kapaklı dolabın karşısında
elinde telefonla çekmişti resimleri. Ölen kocasından kalan dokunmatik
telefonun patlayan flaşı ile kaynanamın halen tazeliğini
koruyan, güneş görmemiş dolgun beyaz vücudu
karşımdaydı. Vücudunda kıldan tüyden eser yoktu. Hayatında
lazere gitmemiş bir kadın için büyük bir nimetti bu.
Bikinisi deniz mavisi renginde, alt tarafı slip üstü
üçgen şeklinde ve boyundan bağlamalıydı. Solmaz annenin
dolgun vücuduna tam oturmuştu hem altı hem de üstü. Bikininin üçgen üst parçası memelerini kapatamamıştı, ancak meme
başlarını örtebilmişti. Üçgen parçaları
birleştiren ince ip gerilmiş, kopmamak için direniyordu sanki.
Altındaki slip ise kasıklarını sıkıp
patlatacaktı nerdeyse. Solmaz anne bikinisini
heyecanla giyerken başına örttüğü ve arkadan
bağladığı desenli siyah eşarbını
çıkarmayı unutmuştu. Bu haliyle komik bir görüntü olmuştu.
Elinde telefon aynaya bakarak poz vermişti. Önden,
yandan ve arkadan 15-20 tane resim çekmişti. Arkadan çektiği resimlerde slipin altındaki ihtişamlı götü ve derin
yarığı ortaya çıkmıştı. Slipin arkası
nerdeyse götünün arasına girecek gibiydi. Yarağım resimlere
bakarken patlayacak hale gelmişti.
Sabahki telefon görüşmesinde olduğu gibi
işyerinin kapısını kapattım. Telefon açtım ve "Bikiniyi
de çıkarıp öyle resimler çeksene!" dedim. Önce, "Deli misin Orhan?"
dedi, ama ben, "Ya seninle ne konuştuk sabah, her şeyde
anlaşmadık
mı?" dediğimde
"İyi tamam..." dedi korkuyormuş gibi bir sesle.
Bu kez dakikalar bitmek bilmiyordu. Kalbim heyecanla deli
gibi atıyordu. Sonunda telefonuma resimler düştü. Titreyen
parmaklarımla açtım telefonu. Kaynanam aynı şekilde poz
verse de bu çırılçıplaktı. Başındaki
eşarbını gene
çıkartmamıştı. Meme başları küçük, yuvarlak ve
koyu pembeydi. Etli uçları ise iri birer üzüm tanesi gibi açık
pembeydi. Amının üzerinde bir miktar alınmamış
kıl vardı. Amının etli dudakları da meme
başları gibi koyu pembeydi. Arkadan çektiği resimlerde ise
götünün derin yarığı karşımdaydı. Götünün dolgun
yanakları sıkıydı, sarkma yoktu hiç.
Ölen kayınpederim senelerce
böyle bir güzelliğe sahip olmuş ama onun değerini bilememişti. Oysa ben birkaç dakikadır baktığım
bu
vücutla birlikte yeniden doğmuş gibiydim. İçim kıpır
kıpırdı, heyecandan yerimde duramıyordum.
Kaynanamın bu resimlerine bir karşılık
vermem gerektiğini düşündüm. Tuvalete geçip pantolonumu ve külotumu
çıkardım. Yarağım sertleşmiş, kafası ıslanmıştı. Sol elimle yarağımı tutup
sıvazlarken sağ elimle de resimlerini çektim. O anda kaynanamı
düşünerek 31 çekmek istedim, ama kendimi onun amına
ve her şeyden çok istediğim götüne saklamak istediğim için
vazgeçtim. Yeniden giyinip koltuğuma döndüm.
Çektiğim resimleri gönderdim. "Bu yarak yakında
senin olacak!" diye yazdım ayrıca. Bir sürü utanma ve gülme şekli ile cevap verdi karşılığında. Resimlerini
titreyen parmaklarımla büyütüp küçültüyor, tek tek uzun uzun
bakıyordum. Oturduğum yerde boşalacaktım nerdeyse.
Arzu evlendiğimiz günden beri götten verme konusunda
isteksiz, gönülsüzdü. Zorlamalarım sonucu kabul ettiği birkaç defaysa
anca yarağımın kafası girmişti götüne. Daha fazla
ilerlememe müsaade etmemiş, hiç keyif alamamıştım bu
yüzden. Ama şimdi kaynanamdan bunu isteyecektim. Onun Arzu gibi
itirazlarda bulunacağını düşünmüyordum.
Akşam eve gittiğimde,
Arzu, "Neyin var senin, iyi misin?" diye sordu. Bendeki garipliği
anlamıştı. "Yok bir şeyim, iyiyim!" dedim. Ona, "Pazar günü birlikte Karasu'ya gideceğiz, annen de gelecek!"
dediğimde çok sevindi. Özellikle annesinin gelecek olması onu çok
mutlu etmişti. Babası sağken annesi bir kez bile oraya ayak
basmamıştı, ama artık babası yoktu. Annesinin
bunları yaşaması gerektiğini benden çok Arzu söylüyordu.
O gece çocukların uyumasına ben de yardım
ettim. Sonunda ikisi de uyuduğunda saat 22:00 olmuştu. Arzu'ya, "Hadi, çok istiyorum seni, çok özledim!" dediğimde, "Ben de!" dedi gülen
gözleriyle ve hemen üzerindekileri çıkarıp yatağa uzandı.
Soyundum ben de ve karımın çıplak vücudunu emmeye, öpmeye
başladım. Arzu da çok iştahlıydı.
Dudaklarımız birbirine kenetlendiğinde deli
gibi emmeye başladı her iki dudağımı.
Ağzının içine soktuğum dilimi ısırıyor, koparmaya çalışıyordu. Bu arada sol elimle memelerini
avuçlayıp sıkıyor sağ elimle de yeni tıraş
ettiği amını yoğuruyordum. Onun da
sağ eli aşağıya kaymış
sertleşmiş yarağımı sıkıyordu.
Bu azgın, şehvetli haline inat, gerdek gecemizde
henüz 17 yaşında, korkak ve çekingendi.
Evlenmeden önce sadece birkaç kez görmüştük birbirimizi. Babası nişanlı olduğumuz zaman bile bizi
görüştürmemiş, dolaşmamıza izin vermemişti. Ona
bildiği her şeyi ben öğretmiştim.
Onun ilk ve son erkeği bendim, ama benim son
kadınım olmayacağını bilmiyordu Arzu. Çünkü sırada
öz annesi vardı.
Doğruldum ve göğsünün üzerine oturdum. Bu
pozisyonda ne yapması gerektiğini biliyordu Arzu. Hemen memelerini kavradı, yarağımı memelerinin arasına sokup git gel
yapmaya başladım. Biraz daha öne kaydığımda ise bir
damla suya muhtaç kalmış gibi ağzını aralayıp
dilini çıkardı dışarı. Yarağımın
kafasına ben git gel yaptıkça dil darbeleri atmaya başladı.
Karımın yarağımın kafasına
değdirdiği dili beni daha da azdırmış,
isteklendirmişti. "Tamam, hadi ağzına al!" dedim ve üzerinden kalkarak sırtüstü uzandım. Arzu da hızla doğruldu ve
dizlerinin üzerine çökmüş gibi yaparak yarağımı aldı
ağzına. Ben uzun dalgalı saçlarını çekerken ıslak
ve iştahlı saksosuyla beni çıldırtmaya
çalışıyordu. Her iki eliyle kavramıştı
yarağımı. Başını eğip kaldırdıkça
yarağımı ağzının daha derinlerine alıyordu.
"Tamam, sen şimdi uzan, biraz da öyle yapalım!"
dediğimde nasıl yapacağımızı bildiği için
başı yatağın ucuna gelecek şekilde uzandı. Ben de yatağın ucuna geldim ve onu kollarından tutarak
başını aşağı bakacak şekilde kendime çektim.
Ardından bacaklarımı ayırdım, dizlerimi bükerek
eğildim ve kalkık haldeki
yarağımı karımın araladığı ıslak
pembe ağzının içine soktum.
Dizlerimi büküp doğrularak yarağımı
ağzına sokup çıkartmaya başladım. Bu pozisyonda yarağım nerdeyse taşaklarıma kadar
girip çıkıyordu
ağzına. Onu ağzından sikiyordum. Arzu bu haldeyken nefes
alıp vermekte zorlanıyor, çoğu zaman sümüğü akıyor,
gözlerinden yaşlar çıkıyordu. Ama bana bunun ne kadar zevk
verdiğini bildiği için itiraz etmiyordu. Yine aynısı
olmuş ve karımın sümüğü burun deliklerinden çıkmaya
başlamış, gözlerinden de ince yaşlar akar olmuştu.
Onu daha fazla incitmemek için çıkardım
yarağımı ağzından. Ellerinden tutup
kaldırdım. Sümüğünü elinin tersiyle silerken, "Gel içeri geçelim!" dedim, el ele koridora geçtik. Kızların uyanması
isteyeceğimiz son şeydi bu haldeyken. Yarağım halen
kazık gibiydi.
55 kiloluk karımı kalçalarından kavrayarak
kaldırdım havaya. Arzu ellerini boynuma dolarken
bacaklarını da belime doladı sıkıca. Alttan yarağımı amına dayadım ve
bastırdım. O an büyük bir zevk dalgası ikimizin vücudunda
dolandı. Prizdeki gece lambasının
ışığının aydınlattığı
koridorda karımı yukarı aşağı kaldırıp
indirerek yarağımı amına sokup
çıkartıyordum.
Arzu aldığı zevkle, "Ohhh, kocacımmm
sik benii, uhhh, sik beniii, ıhhh, ahhhh, sik beniii, ımmm..."
sesleri eşliğinde adeta şarkı söylüyordu. Erken bir saatti ve yukarıdaki komşuların koridordaki ayak seslerini
duyabiliyorduk. Yarağım karımın ıslak ve
yağlanmış amına girip
çıkıyordu. O haldeyken prezervatif takmayı unuttuğumu yeni
fark ettim. "Kız prezervatif takmayı unuttum!" dediğimde, Arzu
kendini bana daha çok yaslamış ve aldığı zevkten deli
gibi inlemeye devam ediyordu, bana cevap verecek halde değildi.
1.85 boyunda 95 kiloydum. Aramızda 40 kilo fark olsa
da karımı kaldırıp indirmek beni
yormuştu. Sonunda ayakları yere değdiğinde kendine geldi,
kapalı gözlerini açtı. "Prezervatif takmayı unutmuşum!" dediğimde, "Takma zaten!" dedi. İkimiz de nefes
nefese kalmıştık. "Niye kız?"
deyince, "Ben çocuk istiyorum!" dedi dudaklarını büzerek.
L şeklindeki koridorun köşesine geçtik. Arzu
ellerini her iki duvara dayayarak domaldı. Bu haldeyken evin
kapısına da yaklaşmıştık, evin kapısı birkaç metre ötemizdeydi ama ikimiz de azgınlığın
doruğunda olduğumuz için o an bunu düşünecek halde
değildik. Arzu elleri yukarda, belini aşağı eğmiş
haldeyken yarağımın kafasını bolca tükürükledim. Ardından
hızlıca ayrık duran amına girdim.
"Ihhh!" diye derin bir inilti karımın
ciğerlerinden koridora yayılırken var gücümle pompalamaya
başladım. Deli gibi sikiyordum, kasıklarım
karımın sıkı göt yanaklarına çarpıyor ve koridorun içi 'Şak şak şak!' sesleriyle çınlıyordu.
Azgınlık canıma tak etmişti. O an sanki karımı
değil de annesini sikiyormuşum gibi düşündüm. Ve bu düşünce
beni çıldırtıyordu. Karımın göt yanakları,
kalçaları ve belinin etleri yarak darbelerimle birlikte löpürdüyordu.
Sütlü şişkin memeleri de sallanıp duruyorlardı. Zaman zaman
öne doğru eğilip memelerini avuçluyordum.
Arzu'nun aldığı zevk daha da çoğalıyordu bu sayede.
Prezervatif takmamış olsam da bu gece öyle kolay
kolay boşalmak istemiyordum. Bu pozisyonu da bu yüzden daha fazla devam
ettirmek istemedim. Arzu'ya, "Sırtını şuraya daya!"
dediğimde koridorun iki duvarının birleştiği yere dayadı sırtını. Bir süre deliler gibi öpüştük,
dudaklarımızı dillerimizi emdik. Ardından sol
bacağını kaldırdım ve alttan amına
soktum yarağımı. Sonra bacağını daha da
kaldırdım. Karımın uzun boylu ve bacaklı
olmasının avantajını yaşıyordum. Elastik vücudu
sayesinde az sonra sol bacağını iyice kaldırmış
ve omzuma atmıştım.
Arzu her iki eliyle duvardan destek alırken ben onu
köşeye sıkıştırmış vaziyetteydim. Bu
şekilde sikmeye başladığımda ikimiz de tarifi mümkün
olmayan bir zevk alıyorduk. Altta yarağım amına girerken üstte de dillerimizi, dudaklarımızı emiyorduk.
Sütlü
memeleri göğsümün altında yassılaşmış ve
şişmişti. Bu haldeyken kendime hakim olmaya
çalışıp yarağımı yavaş yavaş sokup
çıkarıyordum amına.
Arzu'nun minik burun delikleri zevkin verdiği hazla
genişliyor ve sıcak nefesini yüzüme vuruyordu. İnlemelerimizin arasında birbirimize sevgi sözcükleri
fısıldıyorduk. Ama Arzu ikinci çocuğumuza hamile kalmak
istediği zamanlarda yaptığı gibi dudaklarını
kıpırdatmaya başladığında onun dua okuduğunu
anladım. Üçüncü çocuğumuzun olmasını istiyordu ve nerden
öğrendiğini bana söylemediği duayı okuyordu.
Sonunda sarsıla sarsıla
boşaldığımda karım da zevkin doruklarına
çıkmıştı benim gibi. Döllerim amına ve oradan kasıklarına akıyordu. Arzu duasını okumaya
devam ederken amından çıktım. O
havadaki bacağını yere koyup hızlı adımlarla
yatak odasına giderken ben de banyoya geçtim. Duşu açıp
altına girdim.
Karımla müthiş bir sikiş yaşamıştım, ama aklımda annesi vardı.
Onu da aynı kızı
gibi sikecektim. Ona
yaşamadığı duyguları, tatları
yaşatacaktım. Arzu 4 yıldır benimle dolu dolu bir seks
hayatı yaşıyordu, oysa annesi hayatında belki 4 hafta bile
yaşamamıştı bunu. Onun cinselliğe çok aç olduğunu
tahmin ediyordum. Ve benim de amacım o açlığını doyurmak
olacaktı.
Yatak odasına döndüğümde Arzu'yu ellerini
kaldırmış duasına devam ederken buldum. Belinin altına
benim yastığını koymuş bacaklarını da
dizlerinden bükmüştü. Ses etmeden yanına uzandım. 5-10 dakika
sürdü bu hali. Sonra da ellerini yüzünde gezdirdi, duasını
tamamlamıştı.
Başını göğsüme koyup, "Seni çok
seviyorum!" dedi. "Ben de çok seviyorum!" dedim. Bir süre o halde
kaldıktan sonra banyoya geçti. Arzu yıkanırken ben giyinip
balkona çıktım. Bir keyif sigarası yaktım. Sigaradan derin
nefesler çeke çeke içtim.
Salona döndüğümde Arzu'yu koltuğun kenarına
oturmuş, bornozuna sarınmış ve
elinde benim telefonum annesiyle konuşurken buldum. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü, çünkü
telefonda annesinin bikinili
ve çıplak resimleri vardı. Ben önlem alırım, gizli
tutarız derken daha ilk anda bir kıyametin kopmasına sebep
olabilecek hata yapmış telefonu öylece sehpanın üzerinde
bırakmıştım.
Ama neyse ki
korktuğum
olmadı. Arzu konuşmasını bitirir bitirmez atıldım
ve telefonu kaptım elinden. "Ne oldu, annen ne diyor?" dediğimde, "Hiç, benim telefon sessizdeydi ya ulaşamayınca seni aramış,
ben de seni
göremeyince açıp baktım!" dedi omzunu silkerek. "Niye aramış peki?" diye sordum.
"Karasu'ya Cumartesi gitsek olur mu diye soruyor. Pazar
günü abimle Facebook'tan kameralı konuşacakmış çünkü. Abim arayıp haber vermiş bugün, anne Pazar gününe
sıra aldım demiş, kameralı görüşürüz diye
söylemiş. Onu dedi. Pazar değil de Cumartesi gitsek olur mu diye
sordu!" dedi karşılığında.
Cumartesi günleri de çalışıyordum. O gün
gitmemiz demek işyerini kapatmam, para kaybetmem demekti. Önce ne desem bilemedim, ama sonra Arzu benden önce davranıp, "Ben
Cumartesi gelemem!" dedi. "Niye?" diye sordum. "Hayatım daha önce dedim
ya, Sümeyye'nin kızının doğum günü var, oraya
gideceğim demiştim ya. Ben şimdi
nasıl bırakıp gideyim?" dedi.
"E ne olacak peki?" diye sordum ellerimi iki yana açarak.
"Ne olacağı var mı, sen annemi götürürsün. Ben Cumartesi
gelemem, e annem de Pazar günü gelemeyeceğine
göre, bir yolunu bulmamız lazım. Sen annemle gidersin. Evi çok merak ediyor, yazık, biraz oralarda dolaşırsınız, yemek yer
dönersiniz!" dedi. Sonra da benim bir şey dememi beklemeden, "Ben
yatıyorum, hadi sana Allah rahatlık versin!" diyerek gitti. Az sonra
yatak odasının kapanma sesi geldi.
Telefonu açtım. Arzu resimlerden birini bile görse
hayatımız kayardı, ama şansımız
vardı ki böyle bir şey olmadı. (Bu sana ders olsun salak Orhan!)
dedim kendi kendime. Ama bir taraftan da Cumartesi günü kaynanamla
yazlıkta baş başa olacak olmanın verdiği tarifsiz
keyfi hissettim.
(Sikerim işini!) dedim. Bugün Perşembe,
yarın Cuma, ertesi
gün de Cumartesi...
Kaynanamı sikmek için müthiş bir fırsat elime geçmişken
bunu geri çevirecek değildim.
Artık onu sikmek için ayları, haftaları,
günleri değil
saatleri saymam yeterliydi...
[Orhan]
|