|
Dolar Çok Yükselince Annem Yaraklara Geldi! (2) (Necmi 27 Y., Mersin)
Vakkas 40-45 yaşlarında, ince, uzun bir adamdı.
Siyah kıvırcık saçları yer yer beyazlamıştı.
Cezaevine defalarca girip çıktığını, en son 2 ay önce tahliye
olduğunu söylemişti. Çıplak vücudunda birkaç bıçak
yarası vardı. Karanlık bakışları ile insana korku
veriyordu.
Sert bir sesle, "Hadi bakalım
orospu ne duruyon!" deyince annem sağ elini uzattı. Sertleşip
kalkmış yarağı tuttu ve bu sefer gözlerini kapatmadan
ağzına aldı. Abuzer'e yaptığı gibi Vakkas'a da
sakso çekmeye başladı. Abuzer bu sırada bir sigara
yakmış hemen yanımda içiyor ve benim gibi olanları
izliyordu.
Annem başını ileri geri oynatıyor,
Vakkas'ın gittikçe irileşip kalkan yarağını
ağzına daha çok alıyordu. Ağzına alıp emerken bir
taraftan da eliyle sıvazlıyordu. Vakkas sol eliyle annemin
yanağını okşarken sağ eliyle de başını
tutuyordu.
Annem dizlerinin altına koyduğu yastık
nedeniyle şimdi daha rahattı. O nedenle yarağı
ağzında uzun süreler tutuyor, yalıyor ve emiyordu. Oysa az önce
Abuzer'e sakso çekerken kısa aralıklarla yapıp ara sıra
dizlerini kaldırıp indirmişti. Vakkas aldığı
keyifle inliyor, dudaklarını emiyor ve bana bakıp duruyordu.
"Anan harikaymış lan!" dedi sırıtarak. Bense nefretle
izliyordum bu sahneyi.
Bu arada Abuzer sigarasını söndürmüş ve
yarağını okşamaya başlamıştı. Az önce
annemin ağzına boşalmıştı ama yarağı
yeniden sertleşmişti. 31 çeker gibi okşuyordu
yarağını.
Vakkas, "Hakkaten yanıyor bu kadın, yanıyor
resmen!" dediğinde kan beynime sıçradı. Annem Vakkas'ın
yarağını iştahla emmeye başlamıştı
çünkü. Sağ eli yarağın üzerinde gidip
geliyor, kalın dudaklarının arasından ağzına
girip çıkan yarağı somuruyordu. Gözleri açıktı, ara
sıra Vakkas'a bakıyordu. Vakkas Abuzer gibi başını
tutup bana çevirtmemişti yüzünü. Gözünü kapatıp adamın
suratına bakmamak dururken annemin böyle
yapması karşısında öfkeden kudurdum. Yerimde hareketlenince
Abuzer suratıma bir tokat attı, "Rahat dur ulan piç!" dedi sinirle.
Annem Vakkas'ın yarağını
ağzından çıkarıp, "Vurma oğluma!" diye
bağırdı, ama karşılığında
Vakkas'ın suratına attığı sağlam bir tokatla yere
düşecek gibi oldu. Ancak uzun boylu, güçlü kuvvetli bir kadındı.
Normalde bir kadını yere serecek tokat annemi sersemletti sadece.
Annem kendine geldikten sonra ayağa kalkmak istedi, ama bu kez de
Abuzer'den sert bir tokat yedi.
Abuzer yarağını bana doğru uzatarak, "Bana bak orospu, ya bizim dediğimizi
yaparsın yada oğlunu siker kadın yaparız. Biz bu zamana
kadar çok erkeği kadın yaptık, seninkini de yaparız
görürsün!" dediğinde annem gözlerini açtı kocaman ve "Yapmayın,
Allah aşkına yapmayın, siz nasıl adamlarsınız?"
dedi yalvararak. Sonra da, "Tamam, Allah aşkına bırakın
oğlumu, ben yapıcam, ne isterseniz
yapıcam!" dedi ağlayarak.
Vakkas söze karışıp, "Al şunu
ağzına, adam gibi yala, orospu gibi yapacaksın anladın mı, kırk yıllık orospu gibi
yalayacaksın!" dedi sırıtarak. Annem bu sözlere, "Tamam, tamam,
bırakın oğlumu, yapıcam, rahat
bırakın onu!" diyerek karşılık verdikten sonra
yarağı tuttu ve iştahla emmeye başladı.
Şimdi iki eliyle kavramıştı
yarağı ve başını hızlı hızlı
oynatarak ağzına alıyordu. Vakkas'ın dediği gibi kırk yıllık orospu gibi yapmaya
başlamıştı. Adamın yarağını yeniden ama
daha kuvvetli şekilde somuruyordu. Islak ve yoğun saksonun
yanında "Ommm, ımmmm, ummmm!" sesleri çıkıyordu annemden.
Vakkas büyük keyif alıyordu, annemin başını üstten
tutmuştu, ancak bastırmasına gerek kalmadan annem kendisi yapıyordu
her şeyi.
Annem Vakkas'ın yarağını boydan boya
alıyordu ağzına. Acelesi varmış gibi hareketlerle
sokup çıkartıyordu durmadan. Ara sıra da iyice
şişmiş kararmış, kıllı
taşaklarını emiyor, onları ağzına sokup çıkarıyor, yalıyordu. Kıllı
kasıklarını
öpüyordu. Yarağı dondurma gibi yalıyor, dilini kafasında gezdiriyordu.
Yarağın annemin yanaklarında yaptığı hareketli
şişkinlikleri gördükçe iğreniyordum. Annem sanki bu işten
zevk alır gibi yapıyordu. Abuzer'in, "Yanıyor bu kadın!"
derken haklı olduğunu görüyordum. Anneme karşı tiksinti ve
nefret duymaya başladım.
Vakkas da annemin bu hareketlerinden çok keyif
almıştı, bana bakıp sırıtıyor, küfürler
ediyor, annemin gerçek bir orospu olduğunu söylüyordu. Annem dizlerinin üzerinde ileri geri adeta zikir çeker gibi gidip geliyordu. O kadar
iştahla yapıyordu ki Vakkas'ın zevk
sıvıları ağzını doldurup çenesinden akarken
bundan hiç rahatsız olmamıştı.
Vakkas annemin bu iştahlı saksosuna bir süre
sonra boşalarak karşılık verdi. Boşalırken
inliyor, anlamsız sesler çıkartıyordu. Yüzünün şekli garip
bir hal almıştı. Boşalırken bile annemin
ağzına sokup çıkartmaya devam etti yarağını.
Dölleri annemin ağzından çenesine, üstüne akıyordu ama annem
sanki sütlü kahve içer gibi hepsini içmiş, hiç sıkıntı yapmamıştı.
Vakkas tamamen boşaldıktan sonra kendini geri çekip
yarağını çıkardı annemin ağzından.
Annem ise az önceki havlu ile ağzını ve
çenesindeki dölleri sildi. Birkaç kez öğürdü ama kusmadı. Abuzer'den
sonra Vakkas'ın döllerini de yutmuştu. Birkaç sefer öksürdü. Sonra
da, "Su var mı?" diye sordu. Abuzer kapıyı açıp, "Halim, ordan su getirin çabuk!" diye seslendi. Az sonra adam
kapının aralığından küçük bir pet şişe suyu
uzatıp Abuzer'e verdi. Abuzer yeniden kapıyı kapatıp suyu
anneme uzattı.
Annem suyu alıp birkaç yudum içtikten sonra öksürdü.
Kendine geldiğinde ayağa kalktı. Vakkas da Abuzer gibi
boşaldıktan sonra bir sigara yakmış içiyordu. Annem
dizlerini tutup, "Dizlerim ağrıdı böyle!" dedi ve yatağa
oturdu. Elindeki şişeden bir iki yudum daha aldı. Bana hiç bakmamaya
çalışıyordu.
Vakkas elindeki sigarayı gösterip, "İçer misin?"
diye sordu anneme, ama o başını sağa sola sallayarak,
"Hayır!" dedi. İçki ve sigaradan nefret ederdi. Abuzer, "Ablacım
üstündekileri çıkartsana, daha çok işimiz var seninle!" diyerek
iğrenç bir kahkaha attı. Annem, "Oğlumu çıkarın
dışarı!" deyince, Vakkas annemin ağzını sertçe
sıktı ve "Bana bak yaşlı orospu, oğlun burada kalacak,
her şeyi görecek. Bize yamuk yapmak neymiş görecek!" dedi öfkeyle.
Abuzer de, "Eğer bir daha oğlumu
çıkarın dersen, seni değil oğlunu sikeriz, sen de
izlersin!" dedi sinirle. Ardında da bana dönüp, "İyi ki ananla gelmişsin, yoksa şimdi onun yerinde sen
olurdun, onun yerine senin götünü sikerdik!" dedi gülerek.
Vakkas annemin ağzını tutuyordu halen. Onu
sertçe geriye itince annem yatağın arkasındaki duvara küt diye vurdu başını. İki eliyle
başını tutarken, "Allah belanızı versin hayvan
herifler, köpek soyları, yezidler!" diye bağırıp durdu.
Ancak Abuzer ve Vakkas hiç cevap vermeden öfkeyle bize baktı sadece.
Abuzer, "Çıkar üstündekileri yoksa ben zorla
çıkartırım, eve kadar anadan doğma gidersin!" deyince annem
ayağa kalktı. Titreyen elleriyle başındaki puantiyeli
türbanının iğnelerini çıkardı tek tek ve açtı.
Altındaki siyah, bereye benzeyen bonesini çekince siyah ve yer yer
beyazlamış uzun saçları sırtına döküldü.
Ardından lacivert pardesüsünün fermuarını
tuttu ama indirmeden ince bir süre bekledi. Abuzer yeniden, "Çıkart lan
şunu orospu, oyun mu oynuyoruz burada?" deyince fermuarı indirdi.
Annemin soyunmamak için bu kadar direnmesinin sebebi fermuar indikçe ortaya
çıkmıştı. Annem pardesünün altına hiçbir şey
giymemişti. Tamamen çıplaktı.
Vakkas, "Vay orospu vay, sen hazırlıklı gelmişsin buraya!" dediğinde, Abuzer,
"Aslanım ben dedim sana bu karı yanıyor!" diyerek güldü. Annem
kalın kumaşlı pardesüsüne boydan boya fermuar ve kol
ağızlarına lastik diktirmişti. Temmuz ayındaydık ve Mersin'in kavurucu sıcağının
yanında insanı
mahveden nemine karşı kalın pardesünün
altında pişmemek için içine külot bile giymemişti. Uzun
zamandır sürekli bu pardesüyü giymesinin sebebi bunu giydiğinde içine bir şey giymesine gerek kalmamasıydı demek ki.
Oysa ona aldığım yazlık ve ince pardesüsü vardı, ama
son zamanlarda hep bunu giyiyordu.
Pardesünün önünü açmış, ama
çıkartmamıştı. Sol eliyle memelerini kapatmaya
çalışıp sağ eliyle de amını
örtüyordu. Ancak Vakkas'ın elini kaldırıp vuracak gibi yapması sonrası ellerini çekti. Ağlamaya
başlamıştı yine. Başını öne eğmiş
sessizce ağlıyordu.
Un gibi beyaz, güneş görmeyen bir vücudu vardı
annemin. Karnında ve bacaklarında uzamış ve
alınmamış siyah tüyler bulunuyordu. Bir kavun kadar büyük ve
yaşından dolayı sarkık memelerinin uçları içe
göçmüş gibiydi. Pardesünün altında çıplak haldeyken meme
uçlarının belli olmaması belki de bu yüzdendi. Hiç çocuk
doğurmayıp bebek emzirmediği için meme uçları da
büyümemişti. Koyu kahverengi ve büyük meme başlarında da siyah
kıllar vardı.
Asıl olay ise alttaydı. Amının üzerinde
ve kasıklarında kısa, kalın ve sık kıllardan
üçgen şeklinde küçük bir orman vardı. Siyah kılların arasında da aynı saçları gibi yer yer beyazlıklar
vardı. Bembeyaz vücudu ile tezat oluşturuyordu bu görüntü.
Kılların arasında amının etli
ve kahverengi dudakları görünüyordu. Bol pardesünün altına külot bile
giymemişti ama bu hiç belli olmuyordu. Belki külot giyse izi belli olurdu
ama annem giymeyerek bunu da engellemişti.
Birkaç gün önce evde tartılmıştı, 75
kiloydu. Hafif bir göbek dışında bir şeyi yoktu. Abuzer,
"Çıkart şunu, hadi!" deyince annem başı öne eğik, bana
bakmamaya çalışarak çıkardı pardesüyü ve masanın
üzerine koydu. Şimdi üstünde sadece 40 numara ayakkabıları
kalmıştı, çorap da giymemişti. Elleri iki yana sarkık
yatağın önünde duruyordu.
Abuzer ve Vakkas annemin bu görüntüsü
karşısında yaraklarını sıvazlamaya başlarken
ben nefret ve öfkeyle delirmiş gibiydim. Hiçbir şey
yapamamış olmak kahrediyordu beni. Ayağa kalkmaya çalışsam da nafileydi, plastik Cırt
kelepçelerle
bağlanmıştım. Gözlerimden yaşlar
akıyordu ama hiçbirinin faydası olmuyordu.
"Öff, yanıyor ulan bu karı, yanıyor resmen.
3 karım var ama üçünü toplasan bunun yarısı etmez!" dedi Abuzer kalın yarağını okşarken. Kısa
süre önce boşalmıştı ama yarak şimdi eskisinden de
güçlü şekilde dikleşmişti. Anneme, "Domal bakalım!"
deyince,
annem başını kaldırıp baktı,
ağlaması kesilmişti ama yanakları ıslaktı.
Bu kez Vakkas, "Domalsana lan!" diye
bağırdı, ama annem onu duymamış gibi yapınca,
"Abi bu karı domalmayı unutmuş sikilmeye sikilmeye!" diyerek
güldü. Abuzer, "Bilir bilir bu orospu, her şeyi bilir, bir şey unutmaz
o!" dedi. Sonra da, "Domal lan!" diye suratına vuracak gibi oldu. Annem
korkuyla geri çekildi önce, sonra da ellerini yatağa dayayarak
domaldı.
Bu sırada Vakkas beni sandalye ile birlikte
yatağın önüne sürükleyip çekti. Annemin vücudu ile aramda yarım
metre ya var ya yoktu. Bembeyaz ama siyah tüylerle kaplı kalçaları ve
dolgun götü tam karşımdaydı. Bel çukurunda da yoğun siyah
tüyler ve kıllar vardı.
Abuzer koca elleriyle annemin götünün yanaklarını
ayırdığında, "Bak ulan piç, iyice bak!" dedi ve sonra da
suratıma tükürdü. Annemin göt yarığını ve kara bir
çukura benzeyen kıllı göt deliğini bana gösteriyordu. Göt yarığı da kıl ve tüylerden
nasibini almıştı.
Süt gibi beyaz kalçaları ve bacaklarındaki mavi damarları belli
oluyordu. Amının dudakları şimdi kahverengi değil de
karaymış gibi görünüyordu. Kasıklarında da ne zamandır
alınmayan siyah kılları vardı. Annem temizliğini ihmal
etmişti uzun zamandır.
Abuzer sağ elini uzatıp kıllı amının dudaklarını
araladığındaysa annemin irkildiğini, koca vücudunun
titrediğini gördüm. Sadece ben değil onlar da görmüştü. "Aha karı oynadı, hoşuna gitti!"
dedi Vakkas gülerek. "Gider
orospunun, gider!" dedi Abuzer ve sağ eliyle annemin götüne öyle sert bir
tokat attı ki, annem yatağın üzerine
abandı. Götünün yağlı, dolgun yanakları sütlaç gibi
titremiş, çıkan 'Şaapp!' sesi odayı
çınlatmıştı. Annem acıyla
inledi bu tokadın ardından. "Bu orospunun her şey hoşuna
gider!" dedi Abuzer daha sonra.
Annemi belinden tutup yeniden eski haline döndürdü. Annemin
götü kızarmıştı, Abuzer'in beş
parmağının izi götünün üzerinde çıkmıştı.
Abuzer bir süre göt yanaklarını sıkıp yoğurdu hamur gibi, ufak birkaç tokat daha attı. Ama sonra
dizlerinin üzerine çökerek annemin tam arkasında yer alarak birden
ağzını annemin kasıklarının arasına soktu.
Siyah ve uzun pos bıyıklı
ağzı annemin kıllı amı ile buluşmuştu. İştahla annemin amını emiyor,
amına paspas çekiyordu. Annemse bu durum karşısında hiç
tepki vermemeye çalışıyordu ama nafile. Hemen yarım metre
ötemdeki annemin vücudunun titremelerini, kasılmalarını görmemem
mümkün değildi.
Abuzer kalın
ağzını annemin amına dayamış ve bir kuzunun
annesinin memesine saldırması gibi saldırmıştı, annemin amından süt içmeye çalışıyordu sanki. Kalın
parmaklı, iri elleri annemin kalçalarında, göt yanaklarında
geziniyordu.
Birden bana döndü ve kaba sesiyle, "Yanıyor ulan senin anan, amı fırın gibi!" dedi.
Başımı tuttu ve beni çekip öne doğru eğerek annemin amına yaklaştırdı
yüzümü. Annemin amının dudakları
şişmişti, belki Abuzer'in yalamaları belki de annemin
aldığı keyif sonucu kasıklarında hafif bir
ıslaklık vardı. Amının içi oldukça genişti. Am dudaklarının karalığına
karşın amının içi kızıldı. Bu arada göt
deliği de hemen amının üzerinde kara,
kör
bir kuyu gibi duruyordu.
"Bak ulan orospu çocuğu, bak!" diyerek
başımı daha çok eğmeye başladı. Ben dirensem de yapamıyordum. Burnumun ucu annemin
kasıklarının arasına girdi
önce,
sonra da amının içine. Kendimi kurtarmaya
çalışıyordum ama nafile.
Burnum ve bantlı ağzım annemin amındaydı. Oldukça sıcak, ter ve sidik kokulu
amının
sert siyah kılları burnumun
ucuna ve çeneme batıyordu. Bu arada Vakkas da annemi tutmuş, onun
kendini çekmesine, kalkmasına engel olmaya çalışıyordu.
Annemin ağlamalarını duyuyordum. "Bırakın bizi,
bırakın!" diyordu sürekli ama hiçbir faydası yoktu.
Sonunda Abuzer beni geriye çekti. Burnumun ucu
ıslanmıştı, annem sarsılarak ağlıyor, Vakkas
onu omuz başlarından tutuyordu. Derin derin birkaç nefes aldım.
Kendime gelmeye çalışırken, Abuzer, "Gördün mü orospu çocuğu, ananın amı yanıyor resmen,
pezevenk, anasını satan pezevenk!" diyerek kahkaha attı. Sonra
da yeniden eğildi ve kaldığı yerden devam etti. Annemin
kasıklarını, amının
dudaklarını emiyor, yalıyordu bir köpek gibi.
Vakkas geriye çekildi az sonra ve kalkık duran
yarağını okşadı bir süre. Hemen ardından da çevik
bir hareketle yatağın üzerine çıktı. Sırtını
duvara dayayarak yarağını annemin ağzına gelecek
şekilde tuttu ve "Yala ulan orospu!" dedi bağırarak. Annem tepki
verecek gibi olduğunda uzun saçlarını çekti kökünden. Annem acıyla kıvranırken Vakkas'ın kalkık
yarağını aldı ağzına.
Şimdi Abuzer annemin amını
yalarken, annem de Vakkas'ın yarağını yalıyordu.
Vakkas annemin saçlarından kavramıştı, dizlerinden
büktüğü bacaklarını iki yana açmıştı iyice.
Annemin ağzına sokup çıkarıyordu yarağını.
Annem boğulur gibi oluyordu, yarağın yanaklarındaki
şişkinlikleri belli oluyordu önceki gibi.
Vakkas bana bakarak, "Senin annen tam bir orospuymuş
oğlum, tam bir orospu!" dedi gülerek. Abuzer bu sırada annemin amını yiyordu resmen. Sidik kokulu, terli ve
kıllı olmasına aldırmadan annemin amını
yiyordu. Ancak
amı ile birlikte kıllı
göt deliğine de dil darbeleri atmaya başlamıştı. Göt
deliğine dilinin ucunu değdirdikçe annemin
koca vücudunun titrediğini, sarsıldığını
görüyordum.
Annem ağzında Vakkas'ın yarağı, amında ve göt deliğinde Abuzer'in ağzı,
ikisinin
ortasında kalmıştı. Sarkan iri memeleri
sallanıyordu durmadan. Bacaklarını sağa sola oynatmaya
çalıştığını gördüm birkaç kez ama Abuzer o kadar
iştahla amını emiyordu ki buna engel
oluyordu.
Ama sonra zorla da olsa bacaklarını iki yana
ayırdı. Abuzer'in ağzı daha da gömüldü amına bu halde. Annemin ayaklarının ucuna basarak
kendini kaldırmaya
çalıştığını fark ettim. Bacaklarını
sağa sola oynatıyordu, kalçaları ve götünün yağlı
etleri kasılıyordu. Artık keyif aldığı çok
belliydi.
Ağzında ise başka bir durum vardı.
Vakkas götünü ve belini ileri geri oynattıkça yarağını
annemin ağzına sokup çıkartıyordu. Annem gözleri açık
ve hiç kırpmadan yarağı ağzına alıyordu. Ellerini
pis yatağın üzerine dayamış güç almaya
çalışıyordu, zaman zaman başını geri atmaya
çalışıyor ama Vakkas'ın saçlarındaki elleri nedeniyle
bunu yapamıyordu.
Bu iğrenç manzara bir süre sonra Abuzer'in kendini
geri çekmesi ile sona erdi. Ağzı ve bıyıkları epey
ıslanmıştı. Aynı şekilde annemin kıllı amı ve kasıkları da öyleydi. "Ben daha fazla
duramayacam!" dedi Vakkas'a. Ama Vakkas, "Tut kendini, derdin ne, böyle hazine
bulmuşuz hemen sikip gönderecek değiliz!" dedi yarağı
annemin ağzında olduğu halde.
Ancak Abuzer Vakkas'ın bu sözlerine, "Ben duramayacam
gardaş!" diyerek karşılık verdi. Yarağı kocaman
bir patlıcan gibi olmuştu yine. Kafasından zevk
sıvıları akıyordu. Yarağının
kafasını annemin göt yarığına ve kasıklarına
sürttü bir süre ve ardından da bastırmaya başladı. Annem
yerinde kıpırdanmaya çalışınca Abuzer belinden
sıkıca kavradı. "Kıpraşma ulan orospu, senin de
hoşuna gidecek!" diye bağırdı sinirle ve beline
şiddetli bir yumruk indirdi.
Annem ağzı Vakkas'ın yarağı ile
dolu olduğundan ses edemedi ama çok canı yanmıştı.
Kıvranmayı, debelenmeyi bıraktığında Abuzer'in kalın ve uzun yarağı amına girmeye
başlamıştı. Az sonra taşaklarına kadar
girmişti Abuzer'in yarağı.
Yarağı
ağzına almakta zorlanan annem amına hepsini almıştı...
[Necmi]
|